|
Tülay
ALTIOK / Milas Lisesi
Genç
adam odasından çıkıp kaybettiği şeyi, o bilmediği, artık unutmaya başladığı
şeyi aramaya başlar.
Belki
yolda aklıma gelir ümidiyle...
Kapıdan
çıkar çıkmaz üç arkadaştan birinin diğerini itip kaktığını küçük gördüğünü,
hırpaladığını gördü. Biraz daha ilerde iki arkadaştan biri diğerinin cebindeki
parayı çaktırmadan alıyordu. Gördükleri utandırmıştı onu, nasıl bir dünyada
yaşıyordu böyle?
Biraz
sakinleşmek için ilerdeki parka oturdu. Burdada rahat oturamadı çevre yüzünden.
Bir adam arkadaşını dolandırıyordu. Bu arada tam karşısındaki iki arkadaş
sakin, sessiz oturmuşlar muhabbet ediyorlardı. İşte buldum aradığım şeyi
diyordu ki adam arkadaşının yanından kalkıp gitti. Kalan adam telefonla bişeyler
konuştu ve 5 dakika sonra yanına bir başka adam geldi. Olayın aslını da o zaman
anladı zaten. O da arkadaşının arkasından iş çeviriyordu, o da arkadaşına kazık
atıyordu.
Çok
sinirlenmişti artık genç adam. Hışımla kalktı yerinden. Biraz sinirle, biraz
üzüntüyle evinin yolunu tuttu. Evinin önünde hareketli bir kalabalık vardı.
Birini çevirip ne olduğunu sordu. Karşısındaki adamdan "dostluk vefat
etmiş cenazesini kaldırıyoruz başın sağolsun" yanıtını almıştı.
Ağlasa
mıydı kızsa mıydı kestiremedi bu durumda, içinden “hiç bir şeyin değerini
bilmeyen insan denilen düşüncesizler" diye hayıflanmaktan başka birşey
gelmedi elinden…
|