Ana Menü
Anasayfa
Güncel
Politika
Ekonomi
Sağlık
Spor
Resmi İlanlar
E-Devlet Linkleri
Detaylı Arama
İletişim
Editör Girişi
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Önder Haber RSS
MALTA SÜRGÜNLERİ ve SİLİVRİ TUTUKLULARI | Yazdır |
10 03 2010

“Sözün Özü”

CELAL DURGUN

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Yıl 1919.

Osmanlı’nın başkenti İstanbul "müttefik" orduları tarafından işgal edilmiştir.

İstanbul’un sokakları, başta İngilizler olmak üzere Fransız, İtalyan askerleri tarafından kontrol edilmektedir.

Görünürdeki amaç, çağın gerisinde kalmış, Osmanlı’yı içine düştüğü borç batağından kurtarmak! Halkına barış-demokrasi-kardeşlik-refah-mutluluk getirmek!

Gizlenen amaç, Osmanlı’nın yer altı ve üstü kaynaklarına el koymak. Osmanlı’yı haritadan ve dünyadan silmektir.

Emperyalizm görünün yüzüne özgürlük-eşitlik-demokrasi maskesi takar ki; ezilen-sömürülen halk ayağa kalkmasın. Dünya yalanlarına inansın!

İstanbul’u işgal eden saldırganlar da böyle yaptılar.

Birinci yüzleriyle halkın gönlünü hoş tutacaklarını sandılar.

Başta Padişah ve Hükümet’i bu sırıtan yüze kandılar. Her türlü hainliğe, satılmışlığa boyun eğdiler. Ne isteniyorsa verdiler!

Ama İstanbul’un sokakları Padişah gibi kuzu değildi.

İşgalci güçlerin askerleri İstanbul’un sokaklarını denetleyemiyordu.

Yurtsever güçler, İstanbul sokaklarını düşmana teslim etmiyordu.

İstanbul’dan yükselen ses Anadolu’nun dört bir yanında yangı buluyordu.

Emperyalizm maskesini çıkardı, gerçek yüzünü göstermeye başladı.

Direnenlerin, karşı koyanların seslerini kesmek zorundaydı.

Ama nasıl?

Sorgusuz-sualsiz-gerekçesiz bütün yurtseverleri içeriye tıksalar, önce İstanbul halkı, sonra Anadolu ayağa kalkabilirdi.

Bir bahane uydurmak gerek! Öyle bir bahane ki hem işgal altındaki halk hem de dünya kamuoyu bu bahaneye inanmalıydı.

Ve buldular.

"Ermeni tehciri ve kıyımı"

Türkler, "Ermenileri kestiler" yalanına sarıldılar.

Dünya’nın yalanına yeni yalanlar katarak, Ermenileri yanlarına almayı başardılar.

İngiliz emperyalistleri bir taşla iki kuş avlayacağını düşünüyordu.

"Ermeni katliamı" yalanı ile dünya kamuoyunda oluşabilecek hoşnutsuzluk ve Anadolu’da başlayacak başkaldırı önlenecekti!

İstanbul halkını ve Anadolu halkını uyandıracak, onların yurtseverlik duygularını harekete geçirebilecek siyaset-bilim-asker-aydın halk önderlerimizi "Ermeni tehciri ve kıyımı" bahanesi ile içeri tıkmak için zemin hazırladılar.

Ne kadar satılık kalem ve gazete sahibi varsa hepsini harekete geçirdiler. Gazetelerin birinci haberi "Ermeni kıyımı"; yazarlarının öncelikli konusu "kıyıma" katıldığı iddia edilen asker-siyaset-aydın halk öncülerini karalamak oldu.

Amaç dikensiz gül bahçesini yaratmak ve Osmanlı’yı parçalayarak yutmaktı.

Doğuda, Ermenistan-Kürdistan devletini, kuzeyde Rum Pontus devletini, kurdurarak Osmanlı’yı zayıf düşürmek, elini-kolunu bağlayarak istediğini elde etmekti.

Her şey kâğıtta yazıldığı gibi olsa ne ala.

Ama düşledikleri gibi olmadı.

Vatansever askerler-aydınlar-siyaset adamları-halk önderleri emperyalizmin gizli yüzünü fark etmişti.

İçimizdeki işbirlikçi yöneticilerin hain emellerini ve onlara hizmet eden gazete ve yazarların çirkin oyunlarını deşifre etmişlerdi.

İşgalcileri düşündüren en büyük sorun da buydu.

Padişah ve yönetimi emperyalistlerin kucağına oturmuştu. Bir dediklerini iki etmiyorlardı.

Ama bu yetmiyordu.

Yurdunu, ulusunu seven yürekli askerlerin, sözünü budaktan esirgemeyen aydınların ulusla bağını koparmak gerekti.

Halkın yüreğine korku salmak gerekti.

Boyun eğdirmenin yolunu bulmak gerekti.

Bulduklarını sandılar

Satılık kalemlere iftira dolu yazılarını yeniden hız verdiler.

Mütareke basınına vatanseverleri karalayan uydurma haberleri servis ettiler.

Kara listeler hazırlattılar.

Ne kadar yurtsever asker varsa, ne kadar milletine tapan siyaset insanı varsa, ne kadar eli kalem tutan yüreği yurt sevgisi ile çarpan aydın varsa, hepsini "Ermeni katliamı" iftirası ile içeriye tıkmayı planladılar.

Damat Ferit Hükümeti, işgalcilerin emrini yerine getirmede gecikmedi.

Önce muhalifleri olan İttihat ve Terakki Partisi’nin önde gelenlerini tutuklatarak Bekir Ağa Bölüğüne attılar.

"İstanbul’daki İngiliz makamları, 25 Ocak-20 Nisan 1919 günleri arasındaki üç aylık dönemde yakalanmaları için 223 kişinin adını resmen İstanbul hükümetlerine verdi; Tevfik Paşa Hükümeti zamanında Türk makamlarına verilmeye başlanan kara listeler, Birinci Damat Ferit Paşa Kabinesi zamanında arttırıldı ve şu çizgiyi izledi: 23 Ocak-14 Mart 1919 arası 100 kişi, 15 Mart-7 Nisan 1919 arası 61 kişi, 8-9 Nisan 1919’da 18 kişi, 10-20 Nisan 1919 arası 44 kişi. Damat Ferit kabinesinin kurulmasıyla tutuklama işlemleri hızlandı. Zira Damat Ferit Paşa’nın, şartları hafif olan bir barış yapmak ve İngilizlerle mümkün olduğu kadar içli dışlı ilişki kurmak yanında diğer bir önemli işi de, İttihat ve Terakkilileri kovuşturmak ve onları birtakım cezalara çarptırarak, hem İtilaf Devletleri’nin gözüne girmek, hem İttihat ve Terakki’yi siyaset sahnesinden silmekti."

Başlangıçta İttihat ve Terakki düşmanlığı ile başlatılan tutuklamalar, daha sonra işgale karşı direnişe geçenlere doğru genişletildi.

 "Damat Ferit Paşa Hükümeti, bir çırpıda muhalefeti susturmak ve yok etmek kararındaydı. Hiç vakit kaybetmedi. İngilizlere dayanarak korkunç bir insan avına girişti, ‘Av Köpekleri’de hazırlanmıştı. İçlerinde ‘Ermeni Tazıları’nın da bulunduğu gizli çeteler kuruldu. Bunların görevleri, İttihatçı avında polise yardımcı olmaktı. Yalnız İstanbul’da değil, Konya’ya, Sivas’a kadar uzanan Orta Anadolu içlerinde de bir yıldırma başlatıldı. Program kısa ve kesindi. Yakalananlar çarçabuk Harp Divanı’nda yargılanıp tasfiye edileceklerdi. Hükümet oyalanır ya da zaman kaybederse tersine gelişmeler olabilir, patlamalar beklenebilir diye kaygı duyulmaktaydı. Öte yandan, ilk kez iktidar koltuğuna oturan ve ‘Gün bugündür’ diye düşünerek, bu fırsatı muhalefeti yok etmek için kullanan Hürriyet ve İtilaf Partililere göre; Önce İttihatçıların başı ezilmeli, sonra iktidar koltuğunda rahat edilmeliydi.

Bekir Ağa Bölüğü hınca hınç dolmuştu.

Ama Ne Hükümetin ne de İngilizlerin korkusunu gidermiyordu. Halk ayaklanmasından korkuyorlardı.

Durum öylesine bir hal almıştı ki, şu ya da bu nedenle kızdığınız herhangi birini ittihatçı suçlamasıyla ihbar etseniz o kişi hemen tutuklanıyordu.

İstanbul’da çıkan gazetelerin çoğu Hükümet’e yaranmak, İngilizlere yaranmak için ihbarcılıkta birbiriyle yarışıyordu.

Önceleri küçük rütbelerde başlayan tutuklamalar daha sonra daha yüksek rütbe ve makamlara sıçradı.

Tutuklananlar arasında, yüksek rütbeli askerler, valiler, milletvekilleri ve hatta bakanlar bile vardı. Örneğin Akdağ Madeni Mebusu Ziya Gökalp, İstanbul mebuslarından Hüseyin Cahit Yalçın Bekir Ağa Bölüğü’nün tutuklularındandı.

Damat Ferit Hükümeti, 10 Mart 1919 günü dönemin ileri gelen 20 kişisini daha tutuklattırdı. Bu tutuklular arasında Milaslı Halil Menteşe (Meclis-i Mebusan Başkanı), Said Halim Paşa (eski sadrazam), Rifat Bey (eski Maliye Nazırı), Fethi Okyar Bey (eski Dâhiliye Nazırı), Ahmet Emin Yalman Bey (Vakit gazetesi başyazarı), Musa Kazım Efendi (eski Şeyhülislam), Prens Sait Halim Paşa, Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu gibi ünlü simalar bulunuyordu.

Yalancı tanıklık almış başını gidiyordu.

"Nazırlık koltuğunda olmayanları da Ermeni kırımı ile suçlayabilmek için birer ikişer Rum ve Ermeni yalancı tanık kiralanmıştı. Söz gelişi, Aram Forbikian ve Agop terazi adlı iki Ermeni; Ankara Savcısı, Kırşehir Mutasarrıfı ve komutanı ile İzmir sultanisi Müdürü aleyhinde tanıklık edeceklerdi. Yani iki Ermeni, aynı zamanda Ankara’da, Kırşehir’de ve İzmir’de bulunan görevliler aleyhinde tanıklık edeceklerdi.(*)

Hükümet ve İngilizler her ne kadar yurtseverleri tutuklatıyor, zindana atıyorsa da, içerdekiler de boş durmuyordu. Tutuklulardan birisi kaçmayı başarabilmişti. İngilizler bu kaçışa büyük tepki gösterdiler. Padişah ve Sadrazam’a kadar kızgınlıklarını belli ettiler.

Bu arada boğazlayan kaymakamı Kemal Bey, Ermeni tehçiri nedeniyle idam edildi. Halk Kemal Bey’in cenazesine sahip çıktı.

Hükümet’i ve İngilizleri bir telaştır aldı.

İstanbul hükümetine kara listeler ulaştırılmaz oldu.                    (DEVAM EDECEK)
 
< Önceki   Sonraki >
İstatistikler
Üyeler: 218
Haberler: 5405
Web Bağlantıları: 2
Kimler Sitede
Şuanda 20 misafir bağlı
Köşe Yazarları
 SORU/YORUM
A. Kemal KAŞKAR
 A. Coşkun EFENDİOĞLU

Oktay ÇAYIRLI

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

dursun.jpg

YÖRESEL KÜLTÜR NOTLARI
Dursun GİRGİN
MUZKAT-DER Başkanı

 Mehmet SARI
Emekli İlköğretim Müfettişi
celaldursun.jpg Celal DURGUN
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
   

hseyin_avni_kunduracolu.jpg

Sırt Çantamdakiler
H. Avni KUNDURACIOĞLU

huseyin_acar.jpg Hüseyin Açar
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Yaşadığımız Günler - Taraftarın Sesi
kalem-muratata.jpg Genç Kalemler




  © 2008 Önder Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır