Kış Bahçesi

bir satır - Ayşegül Şenay KAŞKAR Kristin Hannah / Roman / Pegasus Yayınları / 6

Kış Bahçesi
Bu içerik 713 kez okundu.
bir satır - Ayşegül Şenay KAŞKAR Kristin Hannah / Roman / Pegasus Yayınları / 6. Baskı: 2015 / Sayfa: 512 Kristin Hannah, 1960 yılının eylül ayında Güney Kaliforniya’da doğdu. Sahilde kumdan kaleler ve sörf yaparak büyüdüğünü söyleyen Hannah sekiz yaşında iken, ailesi ile birlikte Batı Washington’a taşınır. Burada bir süre bir reklam ajansında çalıştıktan sonra hukuk fakültesine gitmeye karar verir. Annesi Kristin’in hukuk fakültesine yazar olmak için gittiğini dile getirir. Kristin hukuk fakültesinde 3. ve son senesindeyken annesi kansere yakalanır. Annesi hastanede hayatının en ağır savaşını verirken, halâ kızının bir yazar olacağına inanmaktadır. Bu inançla birlikte Hannah hayatının en klişelerle dolu romantik yazılarını yazar. Ardından annesi de vefat eder. Annesinin ölümünün ardından yazdığı tüm yazıları bir kutuya koyarak yazarlık fikrini bir kenara koyan Hannah evlenir. Artık evli bir kadın olan Hannah avukatlık işini de devam ettirmektedir. Ancak hamile olduğunu öğrendiğinde ve beş ay yatak istirahati yapmak zorunda kaldığında, Hannah evde okunmadık kitap bırakmaz. Ardından eşinin de desteği ile kutulara kaldırılan eski notlar tekrar ortaya çıkarılır. Hannah, oğlunu doğurduğu zaman elinde bir kitap taslağı da hazırda bulunuyordu. Hannah, hemen hemen her yazarın yaşadığı sorunlardan biri olan yayıncı bulmakta zorlanır önce. Ama ret cevapları onu yıldırmadı, denemeye devam etti. 1990 yılında aldığı bir çağrıya cevap verdiğinde, hayatı da değişmiş oldu. O andan itibaren artık geriye hiç bakmadı ve profesyonel bir yazar olma yolunda adımlarını attı, o günden bugüne de yazma hevesini hiç kaybetmedi. Hannah şimdi iyi bir eş, anne ve yazar olmaktan duyduğu mutluluğu sürdürüyor. Yazar Altın Kalp, Maggie, Ulusal Okuyucu Seçimi ödüllerinin de sahibi. Eserleri; A Handful of Heaven (1991), The Enchantment (1992), Once in Every Life (1992), If You Believe (1993), When Lightnings Strikes (1994), Waiting For the Moon (1995), Home Again (1996), On Mystic Lake (1999), Angel Falls (2000), Summer Island (2001), Distant Shores (2002), Between Sisters – Kız Kardeşler Arasında ( 2003), The Things We Do For Love – Sevgi Uğruna Yaptıklarımız (2004), Comfort and Joy (2005), Magic Hour (2006), Firefly Lane-Ateşböceği Yolu( 2008) , True Colors – Gerçek Renkler (2009), Winter Garden-Kış Bahçesi(2010), Night Road – Gece Yolu (2011), Home Front -Evden Çok Uzakta. Kış Bahçesi; yaşları birbirinden farklı 3 kadın ve bir aile içerisinde meydana gelen 3 farklı hayatın hikayesi... Anya, Meredith ve Nina! Başka bir deyişle anne ve kızları arasında gelişen sevgiden uzak, oldukça “seviyeli” bir ilişki. Sır da o noktada saklı... Kitabın ilk yarısında Amerika'da yaşayan bir ailede şaşırtıcı bir anne çocuk ilişkisi okumaya başlıyor ve neden böyle diye sorarak okumaya devam ediyorsunuz. Okudukça merakınız artıyor ve sonra cevabı yürek burkan bir masalda buluyorsunuz… Arka Kapaktaki tanıtım şöyle; “Çok satan Ateşböceği Yolu kitabının yazarından, bir anne ile kızları arasındaki karmaşık bağlara ve geçmiş ile gelecek arasındaki yıkılmaz bağa dair sürükleyici, yürek sızlatacak kadar etkileyici ve güzel bir roman. Bazen annenin geçmişine bir kapı araladığında, kendi geleceğini bulursun! Meredith ve Nina Whitson, birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabiri olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında, bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya’nın yanında bulacaktır. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır. Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar. Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad’da başlayıp günümüz Alaska’sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Nina’nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler. İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyen Kış Bahçesi, hem epik bir aşk hikâyesi hem de yaşamları kesişen kadınların detaylı bir portresi olması bakımından nadir bulunur bir eser. İlham verici şiirsel yazımıyla, son sayfa okunduktan uzun süre sonra bile okuyucunun aklından çıkmayacak. Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar.” Kış Bahçesi, Kristin Hannah‘ın kaleminden çıkan hüzünlü bir aile geçmişini anlatıyor… Yinelemek istiyorum: Meredith ve Nina tek ortak noktaları anne ve babaları olan iki kız kardeştir. Meredith düzenli bir aile yaşamını sürdüren iki kız annesi bir kadın, Nina ise fotomuhabirlik yapan ve ömrünün çoğu yurtdışında insanların hayatlarından kareler yakalamakla geçen ailesinden uzak bir kadındır. İki kız kardeş babalarının aniden kalp krizi geçirmesiyle kendilerini tekrar evde birarada bulurlar. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır. Babaları ölüm döşeğinde kızlarından sadece bir tek şey istemektedir. Annelerinden, küçüklükleri boyunca dinledikleri tek masalı yeniden ve sonuna kadar dinlemeleri. ‘Köylü Kız ve Prens.’ Bu hassas bir konudur. Anneleri Anya, kızlarına karşı o kadar soğuk davranmıştır ki bugüne kadar, aralarında anne-kız ilişkisi hiç oluşmamıştır. Meredith ve Nina annelerinden sevgi görmeyi ummaktan vazgeçeli o kadar zaman olmuştur ki babalarının son isteği onlara imkansız gibi gözükse de onu üzmemek için kabul ettiklerini söylerler. Babaları öldüğünde anneleri kendini kaybeder. Meredith annesinin aklını kaçırdığını zannederken, Nina annesinin bir şeylerden korktuğunu farkeder. Anneleri her gün evlerinin kış bahçesi olarak düzenlenmiş bölümüne gider, adeta elleri morarana kadar soğukta kendi kendine hikayeler anlatır. Bu kış bahçesinin annesi için çok önemli bir yeri vardır. Nina, babalarının son isteğini yerine getirmelerinin zamanı geldiğini anlar. Artık masal anlatılmaya hazırdır, ancak iki kız kardeş annelerini bunca yıl kendilerinden uzak tutan ve şimdi birleştirecek olan masalı dinlemeye pek de hazır değildir. Meredith ve Nina bu masalı aslında çocukluklarında birçok kez dinlemişlerdir. Anneleri aslında gerçek olan, yaşanmış olayları değiştirmemiş, ancak çocuklarına bunun bir masal olduğuna inanmaları için ejderhalar, cüceler katarak anlatmıştır. Böylece iki kız kardeş bu masalın annelerinin geçmişi olduğunu da anlamamışlardır. Nina, ısrarlı bir şekilde babasına söz verdiğini ve masalın sonunu da öğrenmek istediğini belirtir ve annesine baskı yapar. Bu baskılara dayanamayan anne sonunda her gece, ama sadece karanlıkta, masalı parça parça anlatmaya başlar. Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir;  60 yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad'da başlayıp günümüz Alaska'sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Nina'nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler. Masal anlatıldıkça kız kardeşler de geçmişte anneleriyle yaşadıkları anılara yolculuk yaparlar ve taşlar yerine oturmaya başlar… Anneleri Anya, Rusya’nın geçirdiği en kötü günlerde Leningrad’da, babasını kaybetmiştir. Babasını kaybettikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmamış ve yoksulluk ardından gelmiştir. O zamanlar adı Vera olan Anya, Sasha adında genç bir delikanlıya aşık olurken başına geleceklerden habersiz sadece kütüphanede çalışmaktadır. Sasha’ın adı masalda prens olarak geçmekte. Stalin’den ise masalda Kara Şövalye olarak bahsedilmekte… Sasha ile evlendikten sonra Anya adında bir kız, Leo adında bir erkek çocukları olur. Ailesiyle mutlu yaşamaya çalışan Vera’nın mutluluğu Sasha’nın gönüllü olarak orduya katılmasıyla bozulur. Ardından yoksulluk, açlık, hayatta kalabilme mücadelesi gelir. Vera‘nın bu zor savaş zamanlarında annesini, kardeşini, çocuklarını ve sevdiği adamı nasıl kaybettiğinin işlendiği hüzünlü bir hikaye… Meredith ve Nina, annelerinin geçmişini öğrenirken hayatlarının da neden böyle olduğu konusunda düşünme fırsatı bulurlar. Çünkü Meredith’in evliliğinde problemler oluşmaya başlamış ve eşiyle birbirlerini sevmelerine rağmen uzaklaşmışlardır, Nina ise sevdiği adamla evlenemeyecek ve bir yere bağlı yaşayamayacak bir kadın olmuştur… Kristin Hannah, Ateşböceği Yolu’nda olduğu gibi Kış Bahçesi’nde de yine karakterlerine hayat verirken onların psikolojilerini derinlemesine anlatıyor. Yaşadıkları ortamda siz de kendinizi buluyorsunuz; Rusya’nın soğuğunda üşüyor, Afrika’nın sıcağında yanıyorsunuz. En önemlisi Vera’nın hayat hikayesi anlatılırken onun yaşadıklarını adeta siz de yaşıyorsunuz. Bir ailenin gizli kalan geçmişinin, geleceğini bu kadar etkileyeceğini kim bilebilir ki?
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X