Kavaklıdere ve Eğitim

Haftada Bir / Prof

Kavaklıdere ve Eğitim
Bu içerik 505 kez okundu.
Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ - kekocabasgmail.com “Geleceğin güvencesi, sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır… Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz... Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Mustafa Kemal Atatürk   Geçen hafta yazmaya çabaladığım “Kavaklıdere’ye Dair Memleket Algısı” başlıklı yazım nedeniyle köylülerimden, arkadaşlarımdan yazıya dair olumlu geri dönütler geldi. Sağ olsunlar. Bu hafta da Kavaklıdere ve eğitim tarihi ile ilgili belleğimde olanları aktararak  geleceğe bir not düşmek istedim. Yaş ilerledikçe insanlar kendi tarihlerini merak ediyorlar, yazmak istiyorlar… Yıkılan Kavaklıdere İlkokulu, eski bir karakol binasıydı. Çocukluğumuzda Maşad Tepe’sinden dağlarda yaşayan çetelerle karakol arasındaki çatışmalar ve binada bulunan mermi izleri anlatılırdı. Çok emin olmamakla beraber 1925-1930’lu yıllarda karakol binası ilkokula dönüştürülür. Babamların, amcalarımın kuşağı bu okulda ilkokulu okurlar. O dönemlerde Kavaklıdere’de ilkokul sonrası okuyan pek yoktu. Sadece eski belediye başkanlarından Fehmi Karahan Dayı’nın ilkokul sonrası eğitim aldığını duyardım. 1940’lı yıllara gelince Köy Enstitüleri gerçeği karşımıza çıkıyor. Kavaklıdere’den Akif Yavuz, Kadri Gülhan, Şükrü Kocabaş, İsmail Hakkı Tosun, Mehmet Alpözen parasız-yatılı Kızılçullu Köy Enstitüsü öğrencisi oluyorlar. Mesevle, yani şimdiki adıyla Çayboyu’ndan Ahmet Ulusoy, Fettah Öğretmen ve Ali Mil de enstitü öğrencisi olmuşlardı. Babam Şükrü Kocabaş, ilkokulu bitireli üç yıl olmuştu, 1940 yılında 16 yaşında Kızılçullu’da öğrenci olmuştu. Köy Enstitülerinin önemi buydu, öğrencilerini sadece köylerden alıyordu, yoksul halk çocukları için pozitif ayrımcıydı ve bu anlamda köy çocuklarının eğitim hakkını yaşama geçiriyordu. Yıl 2016; Türkiye’de yoksul halk çocukları eğitim hakkına sahip mi? Enstitü gerçekliğini anlamakta zorlananlar bu gerçekliği sorgulamalıdır. Kızılçullu Köy Enstitüsü’nün iki kolu vardı. Öğretmenlik ve sağlık memurluğu kolu. Kadri Gülhan Amca Kızılçullu’da dördüncü sınıfta sağlık koluna geçer, sağlık memuru olur ve  Kavaklıdere’ye atanır. 1945 yılında öğretmen olarak mezun olan Şükrü Kocabaş ve Akif Yavuz, yasa gereği kendi köylerine atanırlar. Şükrü Kocabaş okul müdürü olarak atanır, yakın arkadaşı öğretmen Akif Yavuz ile birlikte Kavaklıdere’deki eğitim hamlesine imzalarını atarlar. Kadri Gülhan koruyucu sağlık hizmetleri, aşılama, tuvaletler ve hijyen anlamında halk sağlığı adına önemli çalışmalar yaparken, arkadaşları da Kavaklıdere ilkokulunda daha çok kız öğrencinin okuması, tüm çocukların eğitim hakkından yararlanması anlamında çalışmalar yapıyordu. Enstitülerin kuramcısı, uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç köyün, kendi çocukları tarafından içten canlandırılmasını hedeflemişti ve bu gerçekleşiyordu. Tüm köylerde olduğu gibi köyün feodal egemenleri köylerde yaşanan bu insan-eğitim ve değişim merkezli hareketliliklerden rahatsızdı ve Kavaklıdere’de de rahatsız olanlar oluyordu. Daha sonraki yıllarda Mesevleli arkadaşları Hatice-Ahmet Ulusoy ve Kavaklıdereli İsmail Hakkı Tosun ile Necla-Mehmet Alpözen öğretmenler de Kavaklıdere eğitim tarihinde onurla  yerlerini alırlar. Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlerin yarattığı motivasyonla ilkokul sonrası ortaokul, lise ve üniversite eğitimi için hatırlayabildiğim kadarıyla, Halil İbrahim Özkan, Yüksel Özkan, Kamil Karahan, Mehmet Çetin’in Kavaklıdere dışında eğitim aldıklarını görebiliyoruz. Ekonomik koşulları iyi olan ailelerden tek tük dışarıya eğitime gitme eğilimi başlamıştı. Sonra sırasıyla Mustafa Orhan, Mehmet Yavuz, Fikret Yavuz ve Ali Kocabaş’ın ilkokul sonrası eğitim için Kavaklıdere’den ayrıldıklarını görmekteyiz. Sevgili babam, bizlerin Köy Enstitülerinin yerlerine kurulan ilköğretmen okulları sınavlarına hazırlanmamızı ve parasız-yatılı okulları çok önemsemişti. Abim Ali Kocabaş 1964 yılında Gönen İlköğretmen Okulunu birincilikle kazanmıştı. Bir öğretmenin  maaşıyla çocuklarını o yıllarda başka türlü okutması olanaksızdı. Sıra bizim kuşağa gelmişti. 1967-1968 öğrenim yılında Kavaklıdere İlkokulunu tamamlamıştım. Köyde ortaokul yoktu. Yine sevgili  babamızın bizlerin hayatlarını eğitimle dönüştürme düşü ve heyecanıyla iki yıl süren hazırlıklar sonunda, Ortaklar İlköğretmen Okulunda parasız-yatılı eğitime, 1967 Eylül’ünde sınavı ikincilikle kazanarak merhaba dedik. Kavaklıdere’de de 1968-1969 öğretim yılında babamın olağanüstü çabalarıyla ortaokul açıldı. Müdür Sabri Kuru, Nevin ve Bedriye Öğretmenler Kavaklıdere Ortaokulunun kurucu öğretmenleri oldu. Babam da mandolini ile ortaokulun müzik derslerine girerek katkı veriyordu. Pek çok öğrencinin parasız yatılı okullara gitmesine yönelik çabalar içinde oldular. Artık kız öğrenciler de ortaokul sonrası Kavaklıdere dışına çıkabiliyorlardı. Kavaklıdere Ortaokulunda daha sonra uzun yıllar Mehmet Ali Demirtaş’ın müdür olarak katkıları vardı. 1968 yılında kurulan Kavaklıdere Ortaokulu sonrası Kavaklıdere eğitim hayatında önemli sıçramalar oldu. Parasız yatılı okullara, çevre ilçelerdeki liselere ve sonra pek çok üniversiteye giden Kavaklıdereli çocuklarımız oldu. Şimdi ise ilkokul, ortaokul,  Anadolu lisesi ile Kavaklıdereli çocuklarımız akıl ve bilimle tanışarak dünyalarına yeni pencereler açabiliyor. Kavaklıdere’de ve ülkenin tüm köylerinde, kasabalarında, kentlerinde yaşayan çocuklarımızın eğitim haklarını akıl ve bilimin ışığında yaşama geçirmeleri dileği ile …
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X