Cehaleti eğitimle yeneriz

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Bir gün biter başka bir gün başlar, yaz gelir geçer kış başlar, yıllar geçer ömür biter

Cehaleti eğitimle yeneriz
Bu içerik 2264 kez okundu.
Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Bir gün biter başka bir gün başlar, yaz gelir geçer kış başlar, yıllar geçer ömür biter. Ama insanoğlunun yaptığı iyilik ve kötülükler kalır. İnsanlar, kahve köşesinde, parkta, yolda birlikte otururlar, yürürler, konuşa konuşa birbirlerini tanır ve anlaşırlar, bilgi aktarımı yaparlar, eskileri, yenileri konuşur veya birbirlerinin gıybetini, iyiliğini konuşurlar, yeni olaylardan bahsederek haber alır haber verirler. Geçenlerde bir grup arkadaşla birlikte buluştuk, bazılarını tanıyorum, bazılarını da yeni gördüm tanımıyorum. Sohbet sırasında bir arkadaş, konu nerden çıktı hatırlamıyorum, ama damdan düşercesine bana şöyle bir soru yöneltti: “Sizin, konuşmalarınızdan öğretmen olduğunuzu anladım. Hocam bizim güzel yurdumuzda insanlar rahatça çalışıp yaşamaları gerekirken, birbirlerinin dedikodularını yapmaları, çekiştirmeleri, kıskançlıkları, kaba kuvveti, kadın cinayetleri, ırza, mala, cana tecavüz etmeleri nereden ileri geliyor?” Arkasından da, “Demokrasi dediğimiz gömlek bize biraz geniş mi geldi?” diye ilave etti. Bana, ilave sorusu biraz acayip geldi ama sesimi çıkarmadım. Sorulan sorular diğer arkadaşların da dikkatini çekmiş olmalı ki, hepsi, ne cevap verecek diye yüzüme baktılar. Arkadaşa, “hem çok kolay, hem de çok zor bir soru yönelttiniz, bu soruların cevabını günlerce konuşsak bitmez ama kısa da olsa cevap vereyim” dedim ve özetle şunları söyledim ... Yukarıdaki soruların aslında bir tek cevabı var: EĞİTİM noksanlığı. Eğitimden nasibini alamamış ülkeler geri kalmış ülke olurlar, eğitimden nasibini almayan ve eğitimden geçmeyen ülkelerde kavga, niza başlar ... Eğitimsiz toplumlarda kaba kuvvet, zorbalık, ırza, mala, cana kasıt, kin ve iftira, en büyüğü de kıskançlık, ekonomik zorluklar, işsizlik ve adalet sisteminden ve insan haklarına önem verilmemesinden kaynaklanan sebepler olduğunu vurguladım. Bakın, bir insan yalan söylüyorsa, borcunu ödeyememişse yokluktan, mecburiyetten kaynaklanmaktadır, bazıları huyu icabı yapar, ama çoğu naçar kalır, başkalarının malına, canına kast ediyorsa, kıskançlıktan, cehaletten ve eğitim noksanlığından olduğuna inanıyorum, bilhassa kadınlarımıza karşı yapılan, kadın cinayetleri, tecavüz, dövme, darp gibi olaylar, cehaletten ve ekonomik zorluklardan ileri gelmektedir. Başka bir deyimle birçok kesim, halkımın cahil kalmasını ve kendi ağalığının sürmesini ve rant sahibi olmak için, eğitim noksanı olan kişileri kandırıp onlara kaba kuvvetle zorbalık düzenini kurmak için olaylar çıkaran ve halkımızı başka yollara teşvik ederek, dinimizi kullanarak canlı bomba olarak halkımızın üzerine salması, doğu ve güneydoğuda olaylar çıkarıp kendi üstünlüğünü kabul ettirmek için ölen asker ve polislerimizin yetim bıraktığı aile ve çocuklarının acılarını her saat hissediyoruz ... İşte bütün bunlar eğitim noksanlığından doğan cehaletten ileri geliyor. Ve sözlerimi şöyle sürdürdüm: Bak arkadaş, yukarıda izah ettiğim, kadın cinayetleri, tecavüzler, hırsızlık, gasp, darp, insan öldürme, kaba kuvvet insanlığa yakışmayan hareketlerdir. Bu gibi olaylar cehaletten ve eğitim noksanlığından, eğitimden nasibini alamamış, ülkesinde eğitim reformunu, devrimleri yapmamış ülkelerde olur. Eğitim reformunu yapmış ülkelerde bu gibi olaylar nadiren olur. Dünya ülkeleri ilim, bilim, fen ile uğraşıp Ay’a giderken biz ne yaptık? Yukarıda anlattım. Kadın cinayetleri, tecavüz, hırsızlık, insan öldürme, darp vs. olayları halkımın, gerekli eğitimi almamasından ve adab-ı muaşeret kaidelerini, insan haklarını bilmemesinden ileri geliyor. Eğitimi alan vatandaş; devletin vatandaşa karşı görevleri ile vatandaşın devlete karşı olan görevleri ile modern ziraat, hayvancılık, ormancılık, çevre koruması, insan sağlığı ile sosyal ve kültürel yönden kalkınması gerektiğini ve kalkınmayı sağlamayı iyi bilir. Bir devre damgasını vuran ve halkımı dünya milletleri seviyesine çıkarmak, muassır medeniyeti yakalamak üzere devletimiz bir hamle başlattı. Ülkemizin 21 yerleşim merkezinde, köy çocuklarının okuması, eğitimi yapılıp bir sanat öğrenerek tam donanımlı öğretmen yetiştirip tekrar köylere göndermek üzere köy enstitülerini açtı. Köy enstitüleri, ülkemizi karanlıktan kurtarmak, Anadolu’ya yerleşen feodal zihniyet sahibi ağa, şıh ve şeyhlerin, bağnaz ve yobazların baskısından halkımı kurtarmak için kolları sıvadık ama ne çare ki rant sahipleri, politikacılar ve yukarıda anılan feodal düzen sahipleri bu okullara hemen komünistlik damgasını vurdular. Buna misal bir olaydan bahsetmek isterim, Malatya Akçadağ Köy Enstitüsünden mezun olan öğretmenlerden iki tanesi Van ilimizin köylerine atanırlar. Bu köyler Van ağası ve milletvekili Kinyas Kartal beyin köyüdür. Ağa köye gelir fakat köylüler ağaya eskisi gibi biat etmezler. Sebebini araştırır, her iki köye gelen öğretmenlerin köylüye okuma-yazma öğrettiğini, köylülerin ne gibi haklara sahip olduklarını, ağalık ve kölelik devrinin gerde kaldığını anlatmıştır. Kinyas Ağa bütün doğu milletvekillerini toplar ve onlara köy enstitülerinin kendi ağalıklarının sonu olacağını anlatarak bu okulların kapatılması için ne gerekli ise yapmalarının doğru olacağını ifade eder ve doğruca demokrat parti genel başkanı ve başbakan Adnan Menderes’e giderler ve bu okulların kapatılmasını isterler ve “doğudan milletvekili istiyorsan bu okulları kapat” derler ve pazarlık yaparlar. Neticede 1954 yılında köy enstitüleri kapatılır ve muratlarına ererler. Tahmin ederim ki şimdi, bütün bu olayların oluş nedeninin eğitimsizlik olduğu anlaşılıyor. Şayet bu okullar kapanmasa ve 1970 yıllarına kadar devam etse idi, belki bugün Diyarbakır, Şırnak ve diğer şehirlerde ve kırsal kesimde bu kadar şehit vermezdik ve bu kadar anarşik olaylar olmazdı ... Sorulan soru üzerine verdiğim cevap böyle ... Bu vesileyle şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Köy enstitüleri kapatıldıktan sonra Kinyas Kartal’a soruyorlar: “Kinyas ağa, hakikaten köy enstitüleri ve oradan mezun olanlar komünist mi idi?” diye. Kinyas Kartal, bu okullar Türkiye’nin kalkınma çağı için bir fırsattı. Ama bizim de ağalığımızın, beyliğimizin, feodal düzenimizin devamı için kapatılması gerekiyordu. Bugün olsa bu okulları kapattırmak değil, daha da açılmasını sağlamak için gerekli çabayı harcardım. Sayın Kinyas Kartal beyefendi, siz Moskova’da okumuş bir üniversite mezunu olarak ağalığınızın devamı için verdiğiniz zararı acaba nasıl telafi edebilirsiniz? Yine de pişman olmak bir fazilettir ...
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X