“Sanki yarın inşaat başlayacakmış gibi bir endişemiz var!”

A.Kemal KAŞKAR -

“Sanki yarın inşaat başlayacakmış gibi bir endişemiz var!”
Bu içerik 361 kez okundu.

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) tarafından yapılan açıklamada; MUÇEP’in “Muğla’nın doğal zenginliklerinin korunması” amacıyla başlattığı imza kampanyası ve yapılan geniş katılımlı toplantıların giderek artan, dalga dalga yayılan etkileri dolayısıyla yeni sit alanları düzenlemesine karşı oluşan kamuoyu tepkisini dindirmek için peşpeşe açıklamalar yapıldığına, bu çerçevede; Muğla Milletvekili Nihat Öztürk’ün, Türkiye genelinde böyle bir çalışmanın sürmekte olduğunu kabul edip “Muğla’yı bu çalışmadan çıkardık, Muğla için yapılan düzenleme rafa kalktı”, Muğla Valisi Amir Çiçek’in “Çevreciler yarın inşaat başlayacakmış gibi bir endişe içindeler. Ama böyle bir şey yok’, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Kemalettin Cengiz Tekinsoy’un ise, “İhaleyi alan firmanın projesi sanki bir hükümet kararı gibi algılanmış” deyip, ortada bir karar olmadığına ve bunun sadece bir ön inceleme olduğuna dikkat çeken sözleri aktarılarak şu görüş, endişe ve çağrılar kamuoyuna iletildi:

 

“Ne yazık ki rahat

değiliz”

Açıklamaların bütünü incelendiğinde, birbiriyle çelişen pek çok ifade olsa da; söz konusu çalışmaların inceleme ve hazırlık olduğu ve içimizin rahat olması gerektiği konusunda hemfikir olduklarını söyleyebiliriz.

Ama ne yazık ki rahat değiliz, çünkü daha önce bu çalışmanın tamamlanmak üzere olduğunu duyurduğu açıklamasında Sayın Kemalettin Cengiz Tekinsoy (28 Kasım 2016, Hürriyet), yapılan çalışmanın niteliğini açıkladıktan sonra şu ifadeleri kullanmıştı;

 “Yeni sistem eskisinden daha korumacı. İlk kategoride yapı yok, ikincide (Nitelikli doğal koruma alanında) geleneksel köy evinin tamiratına izin verilecek, örneğin ahşaptan teras yapılabilir. Üçüncü kategoride ise sürdürülebilir alanlar kriteri var. Burada çok düşük yoğunluklu turizm tesisi ve konut yapılabilecek. Örneğin, bir turizmci 5 bin metrekarelik bir arsa elde etmişse, buraya 0.30 yoğunluk verilecek. Ama büyük bir tesis yapmak istiyorsa ve elinde 30 bin metrekarenin üzerinde arsa varsa o zaman yoğunluk artışı sağlanacak. Bu da turizm sektörünün dar bir alanda boğulmaması için yapılıyor.”

Bu haberde, bugün ‘sadece inceleme’ olduğu söylenen çalışmanın aslında tüm sürecin temel taşı olduğu ve nereye nasıl yapı yapılabileceğinden tutun da, bu yapıların yoğunluğunun ne olacağına kadar tüm kararların da bu bilimsel araştırma çalışmalarına bakarak verileceği, bizzat Sayın Genel Müdür tarafından ayrıntısıyla açıklanmış ve şöyle denilmiş;

“Şirketlerin raporları önce illerde kontrol teşkilatına, oradan muayene ve kabul komisyonuna, ardından Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonu’na geliyor. İl müdürlüğünün onayından sonra da genel müdürlük inceleme ekibine ulaşıyor. Son olarak da Bakan onayına sunuluyor. Birinci kategoride yer alan ‘Kesin Korunacak Alanlar’ ise Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilecek.”

İfadelerde, tamamen bürokratik bir süreç olarak tarif edilen aşamalarda kamuoyu denetiminin olmadığı bir eksiklik dikkatimizi çekmiştir. Yani yerel sivil toplum bileşenlerinin, yıllardır bölgede çalışan uzman derneklerin vb. bu konuda bir sözü olabileceği düşünülmediği anlaşılıyor. Son nokta olan Bakanlar Kurul kararı ve Bakan onayı ile çalışma tamamlanıp duyuru için askıya çıktıktan sonra bize tanınan itiraz hakkıyla da, ne yapılaşmanın önünü tutulabilir, ne de tahribat engellenebilir, iş işten geçmiş olur.

 

“Biz gerçekten endişeliyiz”

Söz konusu süreci tarif eden yönetmelikte de bu durum çok açık olarak belirtildiği için, gerçekten de ‘sanki yarın inşaat başlayacakmış gibi bir endişe’miz var. Bu endişenin ne kadar haklı olduğunu görmek için, Muğla bölgesinde birkaç gün geçirip söz konusu sit alanlarında inşaat hazırlığı yapılan yerleri görmelerini tüm sayın yetkililere öneriyoruz.

Biz gerçekten endişeliyiz, çünkü bunun daha önce de böyle olduğunu, çevre konularıyla ilgili merkezi kararlardaki hataların, bölgede tahribatı nasıl körüklediğini yakından gördük. Biz halâ daha bu “bilimsel” çalışmaya neden ihtiyaç duyulduğunu duyabilmiş değiliz. Biz yalnızca, ihale yoluyla satın alındığını bildiğimiz “Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi”nin adından yola çıkarak bir bilimsel çalışmaya “ihtiyaç” duyulduğunu anlıyoruz.

 

MUÇEP’in soruları

Kamuoyu adına Bakanlık yetkililerinden şu sorularımızın cevaplarını duymak istiyoruz:

İhtiyaç duyulan bu bilimsel çalışmaların kapsadığı alanlarda daha önce yapılmış olan bilimsel çalışmalar yeterli ya da yeterince “ekolojik temelli” değil miydi?

Hangi yetersizlik ya da eksiklikler bu çalışma ile giderilmiştir?

Önceki bilimsel çalışmaları yapan bilim insanları ve uzman kuruluşlarla bu süreçte görüş alışverişi yapılmış mıdır?

Çalışma alanlarında yerel yönetimlerle, halkla, sivil toplum kesimleri ile birlikte hangi çalışmalar yürütülmüştür?  Muğla İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi Hizmet Alımı İşi olarak ihale edilen ve hizmet alım sektörünün “Mimarlık, Mühendislik” olarak belirlenmesi ekolojik temelli bilimsel bir “iş” için yeterli midir?

 

Ortak akılla hareket

ederek

Doğayı daha iyi koruyabilmek için ekolojik temelli yeni bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğini, önceki çalışmaları yapan bilim insanlarının raporlarından biliyoruz. Ancak bu çalışmaların yerel yönetimlerin, halkın, uzman kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin, bilim çevrelerinin etkin katılımının sağlandığı süreçlerde, ortak akılla hareket ederek, bütüncül bir anlayışla oluşturulan bütünleşik yönetim planları çerçevesinde yapılmasını istiyoruz.

Bu isteklerimizin dikkate alınmasını talep eden ve aksi durumda çalışmayı hazırlayan bilim insanlarının imzalarını çekmesini öneren imza kampanyamız da, açıklanan çerçevede sürmektedir, kamuoyuna duyururuz.

            (19 Şubat 2017)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X