AKP İLÇE DANIŞMA KURULU TOPLANDI

Oktay ÇAYIRLI -

AKP İLÇE DANIŞMA KURULU TOPLANDI
Bu içerik 331 kez okundu.

AKP Milas İlçe Teşkilatı Şubat ayı ilçe danışma kurulu toplantısına katılan AKP Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, darbe girişimcilerinin Muğla’da yargılanmaya başlandığı gün hiçbir CHP’linin duruşmanın gerçekleştirildiği alanda yer almadığına dikkat çekerek, “İşte bunların anladığı cumhuriyet sevgisi, demokrasi sevgisi, devlet ve millet sevgisi bu. 15 Temmuz gecesi bizler sokaklara dökülürken, onlar bankamatik kuyruklarında, benzin kuyruklarında kendi geleceklerini kurtarmaya çalışıyorlardı. Sonrada kalkıp bize demokrasi dersi vermeye çalışıyorlar. O gece darbe girişimi sadece sayın Cumhurbaşkanımıza mı yapıldı? Sadece o darbe AK Partililere mi yönelikti? Bombalanan TBMM’de sadece AK Partili vekiller mi vardı?” diye sordu…

AKP Milas İlçe Teşkilatı’nın Şubat ayı ilçe danışma kurulu toplantısı önceki gün Milas Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan AKP Milas İlçe Başkanı Levent Akyer, 16 Nisan’da yapılacak referandumda neden ‘EVET’ denilmesi gerektiğini anlattı.

 

Bu fikri savunan herkes

tek tek öldürüldü

Başkanlık sisteminin getirilmek istenmesinin bugünkü mevzu olmadığını ifade eden Akyer, “Sadece bugün elimize, iyi değerlendirmemiz gereken büyük bir fırsat geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, devleti yöneten tek adamdı. İsmet İnönü mili şefti ve yine tek adamdı. Çok partili sisteme geçilmesi için baskı yapan Amerika, halen yürürlükte olan sistemi kuran akıldır. Milletin isteğini soran olmamıştı o günlerde. Rahmetli Adnan Menderes ve Turgut Özal da başkanlık sisteminden yanaydılar ama ikisi de suikaste kurban gitti. Bu fikri savunan herkes tek tek öldürüldü. Muhsin Yazıcıoğlu helikopteri düşürülüp katledildi. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu, “bu Sistem değişmeli” adında bir kitap çıkardı, suikaste uğradı. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir. Neden öldürüldüler peki? Başkanlık sistemi neden daima şiddetle reddedildi üst akıl tarafından? Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan da Başkanlık Sistemi’nin savunucularındandır. Bakın bugün de aynı güruh hayır diyor. Oysa izinden gittiklerini iddia ettikleri Mustafa Kemal, bizatihi Başkanlık Sistemi ile idare etmişti bu ülkeyi. Kendileriyle tezat düşüyorlar” dedi.

 

Bu sefer de terörü

başımıza bela ettiler

Referandumda “Hayır” oyu kullanacaklarını belirten HDP’lilere de konuşmasında değinen Akyer, “Terörün siyasi kanadı malum parti kendisini sözde devlet içinde kurdukları illegal örgütte başkanlık ile yönetiliyor ama görüyoruz ki Türkiye’nin yeni anayasasında mevcut olan başkanlığa karşı çıkıyor. Kötü bir şey ise neden kendileri başkanlığı tercih etmiş acaba? Cumhurbaşkanlığı makamına dış güdümlü şer güçler, kendi adamlarını oturttukları zaman hükümetlerin icraat yapmalarını rahatça engelleyebiliyor, darbelere zemin hazırlayabiliyorlardı. Gündem kısır çekişmelerle meşgul edilirken, millet birbirine düşürülüyor, hortumcular Türkiye’yi inek gibi sağıyor, hiçbir yatırım yapılmıyor, dış borçlarla kölelik seviyemiz arttırılıyor, millet yokluk ve yoksulluk batağına mahkûm ediliyor, fikir ve vicdan hürriyeti baskı altına alınıyor, adalet mekanizması işlemez hale getiriliyor, nesiller yozlaştırılıyordu. Bakın Ak Parti dönemlerinde, Cumhurbaşkanı ve Hükümet aynı eksende hareket edince, Türkiye, ekonomi, yatırım, gelişme, büyüme, istikrar ve dünya siyasi arenasında şahlanış yaşadı. Bu sefer de terörü başımıza bela ettiler. Şahlanmamızın önüne geçmek istediler. Terörle baş edilir, bitirilir bir şekilde ama bu sistem devam ederse, yarınlarda şu andaki yöneticiler başımızdan gittiğinde ne olacak? Yine eskiden olduğu gibi, Amerika’nın, İsrail’in, AB’nin istediği kişiler başa gelecek ve sistemi tıkayacaklar. Yine dış borçlar, yine yoksulluk, yine kölelik, yine baskılar, yine darbeler, yine yolsuzluklar, hortumlamalar, yine yozlaşma geri gelecek, Dışa bağımlı Derin Devlet ve FETÖ gibi ‘Paralel Devlet’ elemanları bizleri yönetecek. O zaman ah, vah etmenin, pişman olmanın bir faydası olmayacak” dedikten sonra salonda bulunan partililerine referandumda neden Evet denilmesi gerektiğiyle ilgili bilgiler aktardı.

 

Anayasa değişikliğini

anlatacağız

25 Şubat tarihinde Ankara’da yapılacak toplantı ile referandum için start verileceğini de dile getiren Akyer, “İnşallah o tarihten itibaren sahaya inecek, kapı kapı dolaşacak ve halkımıza en doğru biçimde yeni anayasa değişikliğini anlatacağız.  Tekrar sizlere saygı ve selamlarımı sunuyorum bol bol ‘EVET’ler bekliyorum” dedi.

 

Yaptıkları ihanetin

hesabını verecekler

İlçe Başkanı Levent Akyer’in ardından kürsüye gelen AKP Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, darbe girişimi süreci dahilinde Muğla’da başlayan yargılamaya değinerek sözlerine başladı. Öztürk; “Bildiğiniz gibi 15 Temmuz gecesi o teröristlerin yaptıkları hainliğin hesabını verdiği duruşmalar için Muğla’da mahkeme salonunda hep birlikteydik. Muğla tarihinin, Türk demokrasi tarihinin en önemli davasının görüşüldüğü bugünleri, Yassıada ile birlikte gün gelecek tarih yazacak. O darbeciler, 15 Temmuz’da milletin egemenliğine, milletin inandığı demokrasiye yaptıkları ihanetin hesabını verecekler. O darbe girişimi sadece bana yapılmadı, sadece sizlere yapılmadı, sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılmadı. Doğrudan Türk demokrasisine yapıldı. Milletin egemenliğini ortadan kaldırmak için yapıldı. İlk saldırılan yerlerden biri de TBMM olmuştur” dedi.

 

CHP’lileri eleştirdi

Konuşması sırasında CHP’lilerin darbe süreciyle ilgili tutumlarını da eleştiren Öztürk, “Hani birileri ağzını açtığında cumhuriyet diyor ya, demokrasi, egemenlik kayıtsız şartsız milletin diyor ya, bizleri de bunları yıkmaya çalışmakla suçluyor ya, şimdi soruyorum: Muğla’daki mahkeme salonunda, dışarıda bir tane CHP’li vekil gördünüz mü? Bir tane CHP’li belediye başkanı gördünüz mü? Bir tane CHP’li belediye meclis üyesi gördünüz mü? Hatta bir tane CHP’li il yöneticisi gördünüz mü? Neden yoklardı? Milletin gündemi dışında kalan işlerle uğraşmaktan geri kalmayan, ağaç-böcek için sokağa dökülen, eylemlere katılanlar Türk demokrasisini yok etmeye çalışanların yargılandığı o duruşmalara neden gelmediler? Anlaşılan o ki geçmiş dönemlerde yapılan tüm darbelerden nemalanmak isteyen bu zihniyet, 15 Temmuz darbesinden nemalanmak istedi ancak bu millet onlara bu fırsatı vermedi. İşte onlarla bizim aramızdaki fark bu… Biz gerçek demokrasi aşıklarıyız. Bizler gerçek millet sevdalılarıyız. Bizler 15 Temmuz gecesi Marmaris başta olmak üzere Muğla’da ve Türkiye’nin dört bir tarafında demokrasi için sokağa dökülmüşken onlar bankamatik kuyruğunda, benzin kuyruklarında kendi geleceklerini kurtarmaya çalışıyorlardır. Onlar bu millete inanmadıkları için bu millet de onlara inanmıyor, güvenmiyor, yetki vermiyor. 16 Nisan’da da sandıkta yine onlar ağır bir ders alacaklar” dedi.

 

Bu nasıl tek adamlık?

Bu nasıl diktatörlük?

Daha sonra konuşmasını referandum sürecine değinerek sürdüren Öztürk şöyle devam etti:

“Önümüzde bir referandum var. Birileri diyor ya; Tek adamlık gelecek, padişahlık gelecek, saltanat gelecek, yargı - yürütme ve yasama tek adamın eline geçecek gibi laflar ediyorlar ya, değiştirilmek istene 18 madde herkesin anlayabileceği sade bir dille yazılmıştır. Öyle kafaları karıştıracak bir durum yok. Bu 18 maddenin hangisinde tek adamlıktan bahsediliyor? Saltanattan, padişahlıktan söz ediliyor? Neymiş efendim, meclis iradesi ortadan kaldırılıyormuş! Bakın asıl yeni sistemde meclis daha güçlü bir hale getiriliyor. Bugün nasıl yerel seçimlerde belediye başkanına ayrı, meclis üyelerine ayrı oy veriliyorsa, yeni sistemde de aynı işlem yapılacak. Bugünkü sistemde Sayın Cumhurbaşkanımıza Allah uzun versin, isterse ömrünün sonuna kadar cumhurbaşkanı olma hakkı var ama yeni sistemde en fazla iki kere 5 yıllığına aday olabiliyor. Milletimiz beğenmezse 5 yıl sonra oy vermez olur biter. Bu nasıl tek adamlık? Bu nasıl diktatörlük? 20 yıldır Muğla’yı seçilmiş bir belediye başkanı yönetiyor? Şimdi Sayın Gürün’e diktatör diyebilir miyiz? Halk teveccüh gösteriyor, oy veriyor, yetki veriyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanı ancak iki kez aday olabiliyor. Hangisi daha demokrasiye uygun?

Mevcut sistemde cumhurbaşkanını ancak vatana ihanet suçu ile yargılamak mümkün iken yeni sistemde meclis çoğunluğu isterse işlenilen her suçtan yargılanabilecek. 7 Haziran’da gördük. % 41 oy alan bir parti meclis çoğunluğunu alamadığı için hükümet kuramadı. 6 - 7 ay koalisyon görüşmeleri yapıldı. % 11 oy alan bir parti yanaşmadığı için hükümet kurulamadı. Yeni sistemde böyle bir durum yaşanmayacak. % 50’nin üzerinde oy alan biri cumhurbaşkanı seçilecek ve yürütme organını seçecek.

Seçme yaşı 18 ise seçilme yaşı da 18 olsun diyoruz. Deniliyor ki 18 yaşındaki bir gence ülkenin geleceği teslim edilir mi? Sadece 18’e takılmışlar. Bugün seçilme yaşı 25. Arada; 19 – 20 – 21 – 22 – 23 ve 24 var. Kimse bunu söylemiyor. Hem gençler bizim geleceğimiz diyorlar, hem de gençlere güvenmiyorlar. Önümüzdeki günlerde meydanlara çıkıp bu konuları daha geniş bir şekilde vatandaşımıza anlatacağız. Sizlerden büyük bir gayret ve çalışma azmi bekliyorum.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X