“Eğitim, pazarlama, örgütlenme, damızlık, kalite kontrol!”

ÖNDER Haber / A. Kemal KAŞKAR -

“Eğitim, pazarlama, örgütlenme, damızlık, kalite kontrol!”
Bu içerik 139 kez okundu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, arıcılığın Türkiye’de dev bir sektör haline geldiğini belirterek, “Çin’in ardından bal üretimde dünyada ikinciyiz. Toplam 84 binden fazla işletme, 7,9 milyonu aşkın kovanda 105 bin 727 ton bal üretiyor” dedi.

Bayraktar, ‘29 Mayıs Dünya Arı Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamada, bal arılarının bitkiden bitkiye konarak yaptığı tozlaşma ile ekosistemin devamlılığını sağladığını, arılar olmadan ekosistemin olamayacağını belirtti. Ülkemizde arıcılığın, çok fazla sermayeye, tarım arazisine gerek duymadan yapılabilecek, genç çiftçilerle kadın çiftçilerimizin yanı sıra, köylerimizde kalan yaşlı nüfusun da uğraşı alanı olabilecek bir faaliyet olduğunu vurgulayan Bayraktar, açıklamasında özetle şunları söyledi:

“Son yıllarda önlenemeyen kırsaldan kente göçü önleyecek faaliyetler içinde arıcılık da bulunmaktadır. Arıcılığa yapılan yatırımların diğerlerinden farklı bir özelliği de yatırım tutarı düşük kalması ve yatırım için gerekli tüm ekipmanların yurt içinden karşılanabiliyor olmasıdır. Bundan dolayı, arıcılıkta dışa bağımlılık bulunmamaktadır. Arıcılık aynı zamanda insanımıza bal, polen gibi sağlıklı ürünler sağlayan, bunun yanı sıra ihracatta da önemli getirisi olabilecek potansiyeli bulunan bir faaliyettir.

Ülkemiz doğal yapı ve nektar kaynakları bakımından çok zengindir. Büyük bir arıcılık potansiyeline sahiptir. Ülkemizin topoğrafik yapısından kaynaklanan farklı yükseltilerin bulunması, değişik iklim bölgelerine sahip olması, sanayi ve yerleşim yerlerinde uzak, kimyasal ilaç ve gübre kullanımının olmadığı işlenmeyen tarım alanlarının, mera ve çayırlıkların fazlalığı Türkiye’ye arıcılık bakımından büyük avantajlar sağlamaktadır.

Türkiye, bitki çeşitliği bakımından da çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Çeşitlilik içinde arıcılık açısından önem arz eden bir diğer olay da ülkemiz bitki örtüsünde, yalnızca belirli bölgede yetişebilen, yöreye özgü, endemik bitkilerin oranının yüzde 30’un üzerinde olmasıdır.”

 

Dünya bal üretiminde ikinci sıradayız

Bayraktar, 1,5 milyon tondan fazla dünya bal üretiminin yüzde 30,6’sını Çin’in ürettiğini, Türkiye’nin, Çin’in ardından yüzde 6,85’lik pay ile ikinci sırada bulunduğunu, ülkemizi yüzde 5,35 ile ABD, yüzde 5,03 ile İran, yüzde 4,96 ile de Rusya’nın izlediğini bildirdi.

 

Kovan başına verim

çok düşük!

2016 verilerine göre ülkemizde arıcılıkla uğraşan işletme sayısının 84 bin 47 olduğunu, 7 milyon 900 bin 364 kovanda 105 bin 727 ton bal üretildiğini belirten Bayraktar, “Türkiye’nin arıcılığa her yönden uygun olması, arıcılığın gelişimini olumlu yönde etkilemiş, 2000 - 2016 döneminde kovan sayısı 4,3 milyondan 7,9 milyona, bal üretimi ise 61 bin tondan 106 bin tona yükselmiştir. Buna karşın, halâ kovan başına bal verimi ortalama 13,4 kilogramla düşük kalmaktadır. Çin’de bu rakamın 50,1 kilogram olduğu düşünüldüğünde ülkemiz verimindeki yetersizlik net olarak görülmektedir. İhracata bakıldığında yüzde 12,9 ile Çin ilk sırayı alıyor, bunu yüzde 8,95 ile Yeni Zelanda, yüzde 7,31 ile de Arjantin izliyor. Biz, ürettiğimizin sadece yüzde 3,4’ünü ihraç ediyoruz. Bunu mutlaka artırmamız, ihracatta da ilk sıralarda yer almamız lazım” dedi.

 

33 ülkeye bal ihraç ediyoruz

Yüksek üretime rağmen bal ihracatımızın 3 bin 623 tonda (karşılığı 14,9 milyon dolar) kalmasının çok az olduğuna dikkat çeken Bayraktar, “Dünyada 33 ülkeye bal ihraç ediyoruz, ama bu ihracatın yüzde 81’ini ABD, Almanya ve Suudi Arabistan’a yapıyoruz. Diğer ülkelerdeki pazar paylarımızı artırmamız elzemdir. Bal ihracatımızda ilk sırayı yüzde 36,75 ile ABD almakta, bunu yüzde 36,5 ile Almanya, yüzde 7,73 ile de Suudi Arabistan izlemektedir” dedi ve iller göre bal üretimi konusunda da şu bilgileri verdi:

 

Ordu birinci, Muğla ikinci,

Adana üçüncü sırada …

“İller arasında bal üretiminde ilk sırayı 16 bin 278 tonla Ordu alırken, Muğla 15 bin 875 tonla ikinci, Adana 9 bin 477 tonla üçüncü, Aydın 3 bin 958 tonla dördüncü, Mersin 3 bin 252 tonla beşinci, Balıkesir 3 bin 105 tonla altıncı, Sivas 2 bin 861 yedinci, İzmir 2 bin 742 tonla sekizinci, Van 2 bin 408 tonla dokuzuncu, Antalya 2 bin 394 tonla onuncu sırada bulunuyor. Toplam bal üretiminin yüzde 39,7’si Ordu, Muğla ve Adana’da üretildi.”

 

Sorunlar ve yapılması gerekenler

Açıklamasının son bölümünde, arıcılığın eğitim, pazarlama, örgütlenme, damızlık, kalite kontrol başta olmak üzere sorunları bulunduğuna da dikkat çeken Bayraktar, “Arı üreticilerinin birlikler ya da kooperatifler şeklinde gelişmiş ülkeler seviyesinde örgütlenememesi ve mevcut örgütlerin de yeterince güçlü olmaması, pazarlamada soruna neden olmaktadır. Hastalık ve zararlılara karşı bilinçsizce ilaç kullanımının balda kalıntıya neden olması, Merdivenaltı üretilen sahte balların denetimlerinin tam anlamıyla yapılamaması, Kaçak bal girişlerinin önlenememesi sorunlardan bazılarıdır.

Arıcıların, ürettiği balın yanı sıra katma değer sağlayan polen, arı sütü, propolis gibi diğer ürünlerin de üretebilmesi için teşvik edilmesi, Arıcılar modern arıcılık konusunda eğitilmeli, yeni arıcılığa başlayanlar için kurslar açılması, genç çiftçilerin desteklenmeye devam edilmesi, Bal, polen, propolis, arı sütü, tüketiminin yaygınlaştırılması için tüketicilere yönelik çalışmaların yapılması, Bölge şartlarına uygun ana arıların üretilerek arıcılara dağıtımının sağlanması, Organik bal üretiminin artırılması için üreticiye verilen desteklerin artarak devam etmesi gerekiyor.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X