Yeni “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” geliyor!

ÖNDER Haber / A. Kemal KAŞKAR -

Yeni “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” geliyor!
Bu içerik 653 kez okundu.

15 Mayıs 2017 tarihli korunan alanlar kanun tasarısıyla tüm mevzuat sil baştan değişiyor ve yerine Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu geliyor!

Hukukçu Mehmet Çilsal’dan edinilen bilgilere göre, kanunun hazırlanma gerekçelerinin bir bölümü şöyle:

“Korunan alanlarla ilgili kriter ve kategori tanımlarını net, anlaşılır hale getirmek; tahrip edilmiş tabiat varlıklarımızın ekosistemini eski hale getirecek tedbirler almak; habitat ve biyolojik çeşitliliklerin koruma ağı mekanizmasını oluşturmak; üstün kamu yararı, milli menfaat, ülke güvenliği gibi nedenlerle korunan alanlarda izin verilmesi gereken faaliyetlerin şartlarını ve usullerini belirlemek; turizm başta, korunan alan planlarını yerel, bölgesel ulusal planlarla uyumlu hale getirmek; mevzuat ve yetki karmaşasını gidererek müstakil bir kanun çıkarmak; AB müktesebatına uyum göstermek ve uluslararası sözleşmeleri iç hukuk kurallarına dönüştürmek ...”

 

Tasarının geçmişi

Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Çilsal, ‘Tasarının geçmişi’ne ilişkin şu özetlemeyi yaptı:

“Aslında bu kanun tasarısı 2003’ten beri hükümetin gündemindeydi.Yaklaşık 7 yıl boyunca çeşitli STÖ’lerin görüşü alındıktan sonra 25 Ekim 2010’da, STÖ’lerin ve uzmanların görüşleri dışarda bırakılarak TBMM’ye gönderilir. Kamuoyu eleştirileri artınca, kısmen düzeltmeler yapılır ve görece olumlu hale getirilen taslak 2011’de Çevre Komisyonu’nda kabul edilir. Seçim süreci nedeniyle de rafa kalkar, kadük olur. Ancak, 2012’de tekrar gündeme gelir; bu kez tam bir hükümet metni olarak! Uluslararası sözleşmeler, bilimsel kurumlar, üniversiteler, STÖ’ler, yurttaşların görüşünün alınmaması nedeniyle, AB dahil pek çok STÖ tasarıyı amansız eleştiri yağmuruna tutar. Tasarı bir kez daha rafa kalkar ...”

 

25 Mayıs 2017: Artık,

başka bir Türkiye’deyiz!

Hukukçu Mehmet Çilsal, ülkemizin 81 ilinde, 22 bölgede 4 Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projelerinin yapılıp bitirildiği bugünlerde yeniden gündeme getirilen ‘tasarı’nın getirdiklerini şöyle sıralıyor:

-Korunan Alanlarda tespit, tescil, koruma tedbirleri, sürdürülebilir yönetim usul ve esasları gibi tüm iş, işlem ve yetkiler Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na geçiyor.

-2873 sayılı Milli Parklar Kanunu yürürlükten kaldırılıyor.

-Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma ihdas ediliyor. İl ve bölgelerde Oda ve STÖ’lerden temsilcilerin de katılacağı kurullar oluşturulması öngörülüyor.

-Korunan alanların daha başlangıç belirlenme aşamasında yöre ahalisinin, yurttaş ve kurumların görüşüne başvuruluyor; katılımın sağlanması amaçlanıyor.

-Koruma kategorileri belirlenirken “uluslararası sözleşmelerden özellikle Ramsar, Barcelona, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi gibi sözleşmelerden doğan yükümlülüklerimiz dikkate alınmıştır” deniyor.

-Tescil ve ilan sürecindeki karmaşık bürokratik süreçlerin kısaltılacağı ve sadeleştirileceği belirtiliyor.

-Hassas, mutlak koruma kategorisi olarak ilan edilen alanların tamamı kamu mülküne dönüştürülüyor. Yani, özel mülkler kamulaştırılıyor.

-Korunan alanlarda özel sektör yatırımları, sadece ‘işletme hakkı devir sözleşmesi’ (yap-işlet-devret) ile değil; aynı zamanda plan yönetmelikte sayılan işletme ve tesislerin kıyılarda bile normal yolla kiraya verilmesi mümkün oluyor.

-Bu tasarının kanunlaşmasıyla birlikte, geçmişte korunan alanlarda verilmiş olan tüm izin, irtifak, kiralama gibi işlemler geçerliliğini koruyacak; hatta yapılacak yeni sözleşmeler ile bu yerler o şahıslar tarafından 29 yıllığına kullanılabilecek (bitimine 1 ay kalsa bile!)

-Korunan alanlar dahilinde kamu kurumlarına geçmişte eğitim ve sosyal tesis yapılması amacıyla verilmiş olan izinler iptal edilecek; varolan tesisler ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın tasarrufuna gececek.

-Korunan alanlardaki yatırım faaliyetlerine yeni bir tanım olarak “ekolojik etki değerlendirmesi” mecburiyeti getiriliyor.

-Korunan alanların kültür ve turizm bölgeleriyle çakışması durumunda, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın mevzuatı uygulanır” deniyor.

-Doğal ve kültürel değerlere bütüncül biçimde yaklaşarak klasik imar planı yapma tarzı yerine uzun devreli gelişme ve yönetim planları yapılacağı; bu planların “yöreye özgü, yerel ahalinin talepleri de gözetilerek, bilimsel kriterlere dayanan planlar olması” gerektiği belirtiliyor. “Planlarda koruma kullanma dengesi gözetilir” deniyor.

-Tabiat ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında yerli bitki ve hayvan türlerine öncelik veriliyor. Yabancı bitki ve hayvan türleri ekosisteme zarar verdiği için yasaklanıyor.

-Botanik bahçesi, deniz akvaryumu, doğa müzesi gibi alan dışı koruma faaliyetlerinin yetersizliği nedeniyle ilave tedbirler getiriliyor.

-Bozulmuş veya tahrip edilmiş, eski hale getirilmesi imkansız peyzaj ve ekosistemlerin aslına en yakın hale getirilmesi öngörülüyor.

-Korunan alanlarda bazı insan davranışları, fiilleri yasaklanıyor; uymayanlara bazı yaptırımlar getiriliyor.

-Kanunun uygulanmasına dair yönetmelikleri Orman ve Su İşleri Bakanlığı çıkarır deniyor ...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X