Güllük'ün ‘su ve yat limanı meseleleri’ masaya yatırıldı!

Gülçin ERŞEN -

Güllük'ün ‘su ve yat limanı meseleleri’ masaya yatırıldı!
Bu içerik 280 kez okundu.

Milas Kent Konseyi Güllük Mahalle Meclisi toplantısına katılan MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen, yurttaşların sorularını yanıtladı …

Milas Kent Konseyi Güllük Mahalle Meclisi toplantısı, Güllük Belediye Çay Bahçesinde geçen Pazar günü yapıldı. İki buçuk saat süren toplantının yoğun gündemine karşın; özelleştirilen su, kanalizasyon, arıtma sistemi, su ve atık su bedelleri ile ihale başvurusu geçen Cuma günü tamamlanan Marina (yat limanı) konusu ağırlıkla ve uzun uzadıya tartışılan konulardı.

Azı Güllüklü, çoğunluğu buraya yerleşmiş ya da yazlıkçı yurttaşların katıldığı toplantıya; Mahalle Meclisi başkan ve üyelerinin yanı sıra, Milas Kent Konseyi Başkanı Mehmet Günlük, Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Coşkun Efendioğlu, Sür - Koop Başkanı Ramazan Özkaya, MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen ve 2'inci Şube Müdürü Güray Emiroğlu da katıldılar.

Kent Konseyleri hakkında kısaca bilgi veren Mehmet Günlük, 2015'te Güllük Mahalle Meclisi'nin kurulduğunu anımsatıp bütün sivil toplum örgütlerini kucaklayan bu oluşumun, kamuoyu oluşturmada etkin rol oynadığını belirtti.

Günlük, Kent Konseyi'nin liman genişletme projesini, Güllük'te Suriyeli Mülteci Kampı kurulmasını engellediklerini anlattı. MUSKİ Genel Müdürü Ülgen'in, hafta sonu özel zamanından fedakarlık ederek, öncelikle bir hemşeri sıfatıyla soruları yanıtlamak için geldiğini söyleyen Günlük, sözü Mahalle Meclisi Başkanı Mukaddes Çetinkol'a bıraktı. Çetinkol ve üyelerden Faik Binici, su ve arıtmaya ilişkin tespit ettikleri sorunları paylaştıktan sonra, hazırlanan soruları MUSKİ Genel Müdürü'ne yönelttiler. Baki Ülgen, birçok soruya yanıt olabilecek şu bilgileri verdi:

 

30 yıl sonra yatırım demode olacak

“MUSKİ 3 yıl önce kuruldu. Güllük imtiyaz ve Sarıgerme yarı imtiyaz sözleşmelerini de devraldık. Çalışma alanımız 6 içme suyu, 25 atık su arıtma şebekesini içeriyor... Sözleşmeler o zamanki belediyelerle 2006'da yapılıp Bakanlıkça onaylanmış. Yerel yönetimler yasası ile görev dağılımı kafa karıştırıcı bir hal aldı. Güllük'teki ‘yap – işlet – devret’ örneği 35 yıllık bir sözleşme. Kanalizasyon sistemi, İller Bankası'nca yaptırılıp kesin kabulu olmadan Akfen'e devredilmiş... Kanun Hükmünde Kararname'yle su fiyatlarının yarıya düşürülmesi kararı çıktı. Bunun buraya uygulanması için Akfen'e yazı yazdık. Yanıt henüz yok. 3-4 yıldır zam yapılmamasına rağmen, suyun metreküpü 7-8 TL gibi. Diğer beldelerde ise 1-2 TL arasında. Bu ciddi fiyat farkı turizmde rekabeti de engelliyor. Akfen A.Ş.'den işletme devri için fiyat çıkarılmasını talep ettik. Yanıt gelmedi. Yatırım sözleşmesi ve ticari kâr söz konusu. Dediklerine göre, henüz yatırımlarının bile karşılığını alamamışlar ve kâr paylarını istiyorlar. Oysa, yapılan yatırımlar 30 yıl sonra demode ve yetersiz kalacak. Günün koşullarına uymayacak. Hat yenilenmeseydi, Güllük yolu da yapılamayacaktı. Bakanlık'tan yanıt geldiğinde, su fiyatları düşerse, şirket devir için bizle masaya oturmaya yanaşabilir.

Akfen'de çalışan 7 kişinin yaşamını yitirdiği dava nedeniyle; 7 yıldır süren ana kollektör kaçağı nedeniyle İller Bankası ve Akfen arasındaki dava da gündeme geldi. Müteahhit firma, kusurlu olduğunu kabul etmiyor. Şebekeye tuzlu deniz suyu giriyor ve sistem verimli çalışmıyor. Önümüzdeki aylarda, MUSKİ koordinasyonunda bu hat kontrol edilip sorumlu belirlenecek...

Ağustos'ta Akfen bize yatırım programını ilettiğinde, bu konular (arıtma, atık su bedeli, kamulaştırma bedeli, mülkiyet meseleleri gibi) görüşülecek. Sorunlar büyük ölçüde çözümlenir diye umuyoruz.”

 

Kime neyi nasıl şikayet edebiliriz?

Ülgen, halktan gelen sorular üzerine denetim ve şikayetlere ilişkin de şunları söyledi:

“Tesis denetimlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca online sistemiyle bilgisayar üzerinden yapılır. Bilgiler düzenli olarak o sisteme gider... Her yeri kapsayan bir deşarj yönetmeliği var. Herkes her yerde atığını deşarj edemez. Bazı kuruluşlar bunun için ek bedel öder... Şikayetler konusunda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkili. Ancak, MUSKİ aracılığıyla denetler, ceza keser. 4444801'i ararsanız, bunlar kayıt altına alınır... Halk Sağlığı Müdürlüğümüz, içme suyu için numune noktaları oluşturur ve örnek alıp inceler. Yılda 2 kez bunu yapmakla yükümlüdür. İlgili işletmeyi uyarır, gerekirse vanasını kapatır. Mütferit tesisler (otel gibi turizm işletmeleri) doğrudan Bakanlıkça denetlenir (İl müdürlüklerine başvurulabilir).”

Bir site yöneticisinin sorusu üzerine; itfaiyenin çıkamadığı yerlerde yangın söndürülebilmesi için yangın hidrant (su alınacak vanalar) yapılması konusu gündeme gelince, MUSKİ Genel Müdürü şöyle konuştu:

“Belediyeler, şebeke üzerine bunu dizayn eder. Özel mülkiyetlerdeki yangın hidrantları projede yer alır. Yangın anında buradan kullanılan su, normal kullanımdan düşülür. Ama, halk buradan su sızıyor, israf oluyar diye şikayet ederek, bunları iptal ettirme yoluna gidiyor. Site ve özel mülkiyet dışındakileri biz karşılarız. 4444801 numaramıza bunu bildirirseniz, Büyükşehir İtfaiyesi yardımcı olur. Özel mülkiyet içindeyse, ortaya çıkarılıp kullanılır hale getirilebilir.”

 

“Seçtiğimiz yöneticiler bizi satmış!”

Son üç yıldır Güllük'e yat limanı (marina) yapılması gündemde. Bir kesim, yeni iş olanakları, çalışma alanları yaratacağı, esnafın işlerini açacağı, gayrimenkul fiyatlarını arttıracağı gerekçeleriyle marinayı isterken, Kent Konseyi Mahalle Meclisi toplantısında anlaşıldı ki; çoğu kişi yat limanını istemiyor. Tartışmalar başlamadan önce söz alan Mehmet Günlük, bu konuda şunları söyledi:

“Özelleştirme İdaresi tarafından projesi düzenlenmiş. Kıyı boyunca, Hermias heykelinden Özkan Beach'e dek bir alanı kapsıyor. İhaleyi kazanan firma, ÇED raporu almak zorunda. Bunu, nereden, nasıl aldığı çok önemli. Buraya çevre, doğa ve insan yaşamı açısından zararı olur mu? Güllük'e bir marina şart mı? Ören'de var, karşı kıyıya (Gök Liman) ve Güllük'e özel yat limanı yapıldı. Bu bölgede yat limanı yapılması için 17 girişimci dilekçeyle başvurmuş. Biz, yasalar çerçevesinde, yerel yöneticilere, milletvekillerine, ilgili bakanlıklara, Özelleştirme İdaresi'ne sorularımızı, endişelerimizi, görüşlerimizi iletir, gerekirse yürürüz..."

Konu hakkında bilgisi olanlardan Nuriddin Erdoğan, 22 Ocak 2014 tarihli Resmi Gazetede, Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne ait 5 bin küsur metrekarelik alanda yat limanı yapılmasının yer aldığını; 21 Temmuz Cuma günü sonuçlanan ihaleye 7 şirketin kapalı zarf ile başvurduğunu kaydetti.

Marina'nın yapılmasına karşı olanlardan bazıları, “Niye bize sorulmadı, görüşümüz alınmadı?”; “Marina, Güllüklülerin idam fermanı gibidir. Parası olmayan marinanın yanına bile yaklaşamayacaktır” diye tepkilerini dile getirdiler.

Yaklaşık 3 yıldır Güllük'te yaşadığını belirten bir yurttaş, eski Güllük Belediye Başkanlarından Yavuz Demir zamanında yapılan nazım planda yat limanının yer aldığını, niye o zaman kimsenin sesini çıkarmadığını sordu. “İhalesi yapılmış, bu saatten sonra yapımı engellenemez” dedi.

Söz alan Güllüklülerden Kaptan Mehmet Dönmez; “Güllük'ün dokusu zaten yapılaşmayla bozuldu. Marina dokuyu daha da bozar. Burası halkın sosyalleştiği bir alan, yürüme bandı. Marinayla halkın elinden alınamaz. Önemli olan bizim birlik olmamız. Birlik olursak, bir şeylerin önüne geçebiliriz. Önce yerel yöneticileri harekete geçirelim” dedi.

Sinan Erbey ise, “Herkes Güllüklülere yükleniyor. Bir yurttaş olarak oyumuzu kullanıp muhtarı, belediye başkanını, meclis üyelerini seçtik. Demek seçtiğimiz yöneticiler bizi satmış! Yazık.. Marina ve tekneler körfezi kirletecektir. Güvenlik için tel örgü çekecekler, denizi dolduracaklar... Niye belediyeden kimse yok şimdi?” diye konuştu.

Güllük gezi ve balıkçılık teknesi sahipleri de, balıkçı barınağını da içeren, mendirekli (yüzer iskele olabilir) belediye tipi marina istiyor.

Tepkilerle tartışmanın artması üzerine; Günlük, “İhalesi yapılan şeyin takipçisi olabiliriz” derken, Coşkun Efendioğlu, “ÇED konusu tartışılırken, rapora itiraz edip siyasileri devreye sokarak yapılmasına engel olabiliriz. Amacımız artı ve eksileriyle konuyu tartışmak. Kent Konseyi olarak, toplanıp bu konuda bir bildiri yayımlayacağız” diye konuştu.

Katılımcılardan Suzan Akyüz; sosyal medyanın gücünden yararlanılmasını ve Change Org'da bir imza kampanyası başlatılmasını önerdi.

Toplantı dağılmadan, her iki konuda da (su ve marina) ayrıca toplantılar düzenlenmesine karar verildi.

(24 Temmuz 2017 / Güllük)

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X