‘30 Ağustos coşkusu’, Zafer Yürüyüşü ve Zafer Konseriyle daha bir yükseldi …

A. Coşkun EFENDİOĞLU -

‘30 Ağustos coşkusu’, Zafer Yürüyüşü ve Zafer Konseriyle daha bir yükseldi …
Bu içerik 833 kez okundu.

30 Ağustos Zafer Bayramı, gündüz törenleri sonrasında Milas Belediyesi’nce düzenlenen Fener Alayı ve Pusula konseriyle, geçtiğimiz Çarşamba akşamı coşkuyla kutlandı.

Milas Belediye binası önünden başlayan yürüyüş, büyük bir katılım ve coşkuyla, sloganlar eşliğinde, Menteşe Caddesi üzerinden, Müştakbey Caddesi, Çamlık Sokak, T.Özal Caddesi üzerinden Atatürk Bulvarı yoluyla Atapark’ta sona erdi.

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Milas Emniyet Müdürü Turgay Ava, CHP Milas İlçe Başkanı Suat Özcan, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Celal Devrim, Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Özay Sabancı, Gıda Maddeleri Yapanlar ve Satanlar Odası Başkanı Mustafa Sezgin ile bazı Belediye Meclis Üyelerinin katıldığı Fener Alayı Yürüyüşü’ne Milaslılar da, ellerinde Türk bayrakları, eş ve çocuklarıyla birlikte yoğun olarak katıldılar. Yürüyüşe yetişemeyen pek çok Milaslı da Atapark’ta toplanmıştı. Büyük bir kalabalık vardı. Çoğunlukla “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının atıldığı Atapark’taki topluluk, Grup Pusula’nın konser vereceği sahnenin çevresinde toplandı. Burada, Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanı’ndan, “Ayın altında kağnılar gidiyordu. / Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon’a doğru. / Toprak öyle bitip tükenmez, / Dağlar öyle uzakta, / Sanki gidenler hiçbir zaman / Hiçbir menzile erişmiyecekti. / Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle, / Ve onlar, / Ayın altında dönen ilk tekerlekti”

dizeleriyle başladığı coşkulu konuşmasında, 30 Ağustos Zaferi’nin Türk ulusu açısından büyük önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

“Değerli hemşehrilerim. Tarihin en şanlı zaferlerinden biri olan Büyük Zaferin 95’inci yıldönümünü büyük bir coşku ile kutluyoruz. Böyle bir zaferi gerçekleştiren bir ulusun ferdi olmaktan onur ve gurur duyuyorum. Büyük Usta Nazım Hikmet 30 Ağustos ile ilgili şöyle diyor:

‘Sadece biz Türklerin değil tüm insanlığın büyük zaferidir. Çünkü sömürgeciliğin yıkılmaya mahkum olduğunu gösteren milletlerden biri de benim milletimdir...’

Yurdumuzu karış karış işgal eden emperyalist devletlere, yokluklar içindeki bir ulusun ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ diyerek toplu kalkışması ve mutlak zaferinin destanıdır 30 Ağustos… Ta ki, ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’ komutuyla yüreklerimize ve beynimize yerleşmiş bir destan… Bir kurtuluş, bir zafer olması yanında tarihin gördüğü en meşru savunma savaşlarından biridir. Uluslararası tüm otoritelerin ortak görüşüne göre Mohaç Meydan Savaşı’ndan beri Türk ulusunun en büyük meydan zaferidir. Ve hatta 2’nci Viyana Kuşatmasından beri devam eden hezimet serisinin zafere dönüştüğü, makus talihin yenildiği dönüm noktasıdır.

Türk milletinin yurt ve bağımsızlık aşkı ile birleşen Mustafa Kemal’in üstün kurmay dehasının başarısıdır. Onun için tüm dünyanın gözünde Mustafa Kemal; ebedi, gerçek ve kahraman bir başkomutandır.

8 -  10 gün içinde yaya ve savaşarak bir orduyu 500 km götürüp denize dayamak, her babayiğidin harcı değildir. Yokluklar içindeki bir orduyu, dünyada eşi benzeri görülmemiş manevralarla, düşmanın gözünden kaçırıp, dünyanın en kararlı ordusu haline getirmek, tarihte örneğine çok az rastlanan bir durumdur.

Yoksul ve bezgin bir halkı öylesine coşturarak topyekûn zafere götüren Mustafa Kemal’in üstün liderlik vasfıdır.

Eğer kurtulmuşsak, bir vatanımız ve devletimiz varsa, eğer bugünleri yaşıyorsak, 30 Ağustos’a borçluyuz.

30 Ağustos 1924 tarihinde, yani zaferin 2’nci yıldönümünde Dumlupınar Çal Tepesi’nde Şehit Asker Anıtı temel atma töreninde yaptığı konuşmada bakın Atamız bize neler söylemiş:

‘Efendiler! Afyonkarahisar - Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son safhası olan bu 30 Ağustos Savaşı, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasını oluşturur. Milli tarihimiz, çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk Milleti’nin burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devleti’nin, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada sağlamlaştırılmış oldu. Sonsuz hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz koruyucularıdır.

Harpler, yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Meydan muharebesi, milletlerin bütün varlığı ile ilim ve fen alanlarındaki yükselmeleri, ahlakları ve kültürleriyle kısaca bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleriyle çarpıştığı bir imtihan meydanıdır.

Efendiler, son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliğine yöneltmek istiyorum:

Gençler! Cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve anlayış ile insanlık yüksek karakterinin, vatan sevgisinin, düşünce hürriyetinin en kıymetli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.’

Atamızın bu konuşması hem 30 Ağustos’un önemini hem de gençlerimize düşen görevi ne güzel vurgulamaktadır.

‘Saat: 02.30… Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki, şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu… Paşalar, “üç” dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar. Eğildi, durdu. Bıraksalar; ince, uzun bacakları üzerinde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.

Değerli dostlarım, Atamıza, cumhuriyetimize, zaferimize, laikliğe, demokrasimize, aydınlanma hamlemize ve devrimlerimize bağlıyız. Bu değerlere yönelen her türlü saldırının karşısına kararlılıkla dikiliriz.

Yakın dönemlerde yaşadığımız acı hatıralar halâ belleklerde… Cumhuriyet değerleri, demokrasi, Milli Egemenlik, bağımsızlık gibi kazanımlarımıza yönelen her türlü darbe ve dikta girişimlerini lanetliyoruz. Bir daha bu acıların yaşanmaması için herkesin takkeyi önüne alıp düşünmesini ve sorumluların hesap vermesini istiyoruz. Kararlı demokrasi mücadelesi veren halkımızla gurur duyuyor, şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz.

Masum ve mazlum insanlara, özellikle Arakan Müslümanlarına yapılan saldırı ve zulmü lanetliyor, tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyoruz.

30 Ağustos’un bizim için ve insanlık için neyi ifade ettiğini biliyoruz ve değerini anlıyoruz. Bizim için; var olma, kurtuluş, özgürlük, bağımsızlık, onur, gurur, tüm mazlum uluslara örnek anlamına gelen 30 Ağustos’u kutlamayacağız da neyi kutlayacağız?

Zaferi önemsizleştirmek, içini boşaltmak, halka bir zulmüş gibi göstermek, geçiştirmek kime ne kazandırır? Bütün devlet büyüklerimden soruyorum; kime ne kazandırır?..

Son günlerde ülkemizin değişik yerlerinde Atatürk heykellerine yapılan iğrenç ve kalleş saldırılar karşısında ketumluk, görmezden gelme, önemsememe niye?

30 Ağustos, tarihin en meşru savunma savaşlarından biri… Sonuç alma, başarı kazanma aşamasıdır. Bu nedenle tüm dünyanın örnek aldığı bir zaferdir. Bir toplum, böyle meşru bir savunma savaşlarını bırakıp fetih ve işgalleriyle övünmeye başlamışsa o toplumda sorunlar var demektir. Hatta çok ciddi sorunlar…

30 Ağustos olmasaydı, korkarım bu topraklarda 1071, 1453’ü kutlayacak insan da kalmayacaktı.

İşte Milas halkı yine gurur tablosunu gösterdi. Atasına ve zaferine sahip çıktı. Sizlerle gurur duyuyorum. Hepinize ve bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum. İlçenin her tarafını bayrak ve Atatürk resimleri ile donatan arkadaşlarıma ve bize zafer coşkusunu yaşatacak Grup Pusula’ya da teşekkürler.

30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun. Bu kutsal ve tarihi gün vesilesiyle başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, silah ve dava arkadaşları, aziz şehitlerimiz ve gazilerimize şükranlarımı sunuyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu yıl şanlı zaferimizi mübarek Kurban Bayramımız ile birlikte kutluyoruz. Kurban Bayramınızı da en içten dileklerimle kutluyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

“YOKLAMA” İLE ANILDI

Başkan Tokat’ın konuşması sonrasında Grup Pusula Solisti Mehmet Ali Akın, Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen Milas ve çevre köylerden askerlerin isimlerini okudu ve alana toplanan kalabalık, hep bir ağızdan “Burada!” diye seslenerek, temsili bir “yoklama” yaptı. Çanakkale Savaşı’nda şehit düşenlerin anılması ile coşku daha da yükseldi. Daha sonra Grup Pusula, sevilen pek çok parça yanında, yakın zamanda çıkardıkları albümlerinde olan bazı parçalarını da seslendirdiler ve Milaslılara, anlamlı ve güzel bir konser daha verdiler …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X