“Benim için en büyük ödül Milaslı olmaktır!”

A. Kemal KAŞKAR -

“Benim için en büyük ödül Milaslı olmaktır!”
Bu içerik 591 kez okundu.

Milas Belediyesi tarafından bu yıl 15 - 16 Eylül tarihlerinde 8’incisi düzenlenen “Sanat Edebiyat Günleri”nin Onur Konuğu, “Şehrin Görsel Belleği” vurgusuyla, Milaslı Belgesel Film Yönetmeni Hasan Özgen’di.

Milas Belediyesi 8’inci Sanat Edebiyat Günleri, 15 Eylül Cuma akşamı saat 20:30’da Milas Belediyesi Prof. Dr. Aşkıdil Akarca Salonu’nda Burcu Kutsal Demirkol’un sunumuyla başladı.

CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Muğla eski Milletvekili ve Milas Belediyesi eski Başkanı Fevzi Topuz, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Yavuz Kayı, Milas Belediyesi Başkan Yardımcıları Zeynep Mat ve Faik Karagöz, CHP Muğla İl Başkanı Mürsel Alban, CHP Milas İlçe Başkanı Suat Özcan, bazı Belediye Meclis Üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile bazı muhtarların da aralarında bulunduğu kalabalık bir yurttaş topluluğunun izlediği etkinlikte ilk açılış konuşmasını Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat yaptı.

 

Halim Şafak Şanlıdağ’a,

alkışlarla teşekkür

Kentimizin yetiştirdiği değerlerle gurur duyduğumuz kadar o değerlerimiz için yapılan bu gibi etkinliklerle de gurur duyduklarını belirterek sözlerine başlayan Başkan Tokat, “Milas olarak değerlerimize olan vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz aslında ve bu etkinliğimize Milas’ın, Milaslıların sahip çıkması çok önemli. Ama daha önemlisi, bu vesileyle oluşturulan dökümanlar bizim en değerli hazinemizdir. Çünkü, söz uçar yazı kalır” dedi ve bu etkinliklerin ‘fikir babası’ ve yürütücüsü olan Halim Şafak Şanlıdağ’a, salondakileri de davet ederek alkışlarla teşekkür etti.            

 

Ve Hasan Özgen

Konuşmasını Hasan Özgen’e dair güzellemelerle sürdüren Başkan Tokat, “Kendisiyle gerçekten gurur duyuyoruz. Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı ilişkileriyle Milas’a çok büyük katkıları olmaktadır. Hasan Özgen’i çok seviyorum ve onun gelecek kuşaklara anlatılması, aktarılması gerektiğini düşünüyorum. O’nun Abi sıcaklığını ve yüksek hemşehrilik duygusunu her zaman yanımda görmek istediğimi belirtmek istiyorum” dedi.

 

Zurnazen Festivali için

Başkan Gürün’e bir kez

daha teşekkür …

Milas Belediyesi’nin bu çok özgün etkinliğinin, önümüzdeki yıldan itibaren, bir bakıma “boyut değiştirme ihtimali”nden bahisle, bu durumun, Hasan Özgen’in konukluğuna ayrıca bir anlam kazandırdığını da söyleyen Başkan Tokat, konuşmasının son bölümünde, bir gün önce, 14 Eylül Perşembe akşamı ilçemizde yapılan Zurnazen Festivali final gecesi etkinliği için Başkan Gürün’e bir kez daha teşekkür edip “Milas halkı bunu her sene istiyor” dileğini dile getirdikten sonra sempozyumun başarılı geçmesi temennisinde bulunarak sözlerini tamamladı.

 

“Hasan Özgen Muğla’nın

değeridir”

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın konuşmasının ardından kürsüye davet edilen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün ise sözlerine, “Burada bulunmaktan, böyle bir gecenin düzenlenmiş olmasından ötürü son derece mutluyum” diyerek başladı ve coşkularla yüklü konuşmasını özetle şöyle sürdürdü:

“Eğer bir kent, değerlerini yeni nesillere aktar-a-mıyorsa, bu büyük bir sorundur. Sayın Başkan hep Milas’ın Değeri dedi, tamam ama, Hasan Özgen Muğla’nın değeridir. O, tüm Muğla’yı temsil ediyor. O, Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı’nın her türlü etkinliğinin, mutlak ve vazgeçilmez bir unsurudur. Türkiye’de tarihî dokunun korunmasında çok büyük görevler yapmaktadır. Bu sempozyumun, Sayın Hasan Özgen’in sağlığında düzenlenmiş olması çok önemli ve çok büyük bir şans. Ve O, bunu yerden göğe kadar hak ediyor.

Değerlerimize sahip çıkmak çok önemlidir. Değerlerimizin takdir edildiğinin yeni kuşaklara hissettirilmesi çok önemlidir. Hasan Özgen’i yanaklarından şapır şapır öpüyorum …”

 

“Şehrin tarihini

seyyahlar yazar”

Açılış konuşmalarının tamamlanmasından sonra sempozyumun moderatörü olarak sahneye davet edilen Halim Şafak Şanlıdağ da, sempozyumun ilk oturumunu başlatmak için konuşmacıları davet etmeden önce yaptığı kısa sunuş konuşmasına, “Şehrin tarihini seyyahlar yazar” diyerek başladı.

Daha sonra, “yatay şehir - dikey şehir” kavramlarından hareketle insanın doğayla iç içe yaşamasının yataylığa bağlı olduğuna dikkat çeken Şanlıdağ, Batı Anadolu kentlerinin bu anlamda henüz şanslarını yitirmediğini belirterek konuşmacıları sahneye davet etti.

 

Sunumlar

Sempozyumun bu bölümünde ilk olarak, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Aytekin, “Hasan Özgen’in ‘Kültürel Hümanizma’ Dönemindeki Belgesel Filmleri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı sunumunu yaptı.

Ersan Ocak’ın “Hasan Özgen: Belgeselcinin Bir Genç Şehirci Olarak Portresi” başlıklı sunumunun ardından, Hasan Özgen’in oğlu Kurtuluş Özgen, “Babamın İmgeleri” başlıklı ve “İmge 1- Amca”, “İmge 2- Hüseyin Çavuş”, “İmge 3- Kamera”, “İmge 4- Aşkın İmgesi”, “İmge 5- İstanbul”, İmge 6- Vatan”, “İmge 7- İnsan” ve “İmge 8- Baba” ara başlıklarından oluşan içtenlikli yazısını özetleyerek okudu.

Ve sempozyumun ilk oturumu, bir yakınının sağlık sorunları nedeniyle etkinliğe katılamayan Semra Güzel Korver’in “Yolu yürürken …” başlıklı yazısının bazı bölümlerinin Hüseyin Avni Kunduracıoğlu tarafından okunmasıyla sona erdi.

 

“Onur - Teşekkür

Plaketi”

Etkinliğin ilk günü, “Kültür Kentleri Birliği” adına Hakkı Gümüştaş’ın, Hasan Özgen’e, “Yaşama, şiire, sanata, kültüre katkılarından dolayı” ‘Onur - Teşekkür Plaketi’ sunmasıyla tamamlandı.

 

2. Gün /

“Geçmişle Bugün Arasında Bir Karacahisar Hikayesi”

Sempozyum kapsamında önceki günkü program 13 - 17 saatleri arasında Kacahisar köyümüze yapılan ziyaretle başladı. Gezi sırasında, Ozan Nergiz ve Halim Şafak Şanlıdağ tarafından hazırlanan ve Milas Belediyesi Kültür Yayınları’nın 34’üncü kitabı olarak yayımlanan “Geçmişle Bugün Arasında Bir Karacahisar Hikayesi” adlı kitabın da tanıtımı yapıldı.

 

“Yazmak istiyorum

artık …”

Aralarında Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Başkan Yardımcıları Zeynep Mat ve Faik Karagöz’ün de bulunduğu kalabalık bir yurttaş topluluğu tarafından baştan sona ilgiyle izlenen etkinlik, saat 20’den itibaren, yine Milas Belediyesi Prof. Dr. Aşkıdil Akarca Salonu’nda ve yine Burcu Kutsal Demirkol’un ustaca sunumlarıyla, Özgan Gürbüz - Şirvan Güneri ve Kamber Koytaviloğlu’nun “Hasan Özgen Belgeseli”nin gösterimiyle başladı.

Özgen’in, belgeselin sonunda, “İtiraf aslında çok değerlidir” deyip “İlk olarak size itiraf etmek istiyorum: Yazmak istiyorum artık, galiba zamanı geldi” sözleri dikkat çekti. 

 

İkinci Oturum

İkinci oturum, Halim Şafak’ın önsözleriyle başladı.

Sözlerine, yaşamakta olduğu Kayseri kentinin hallerinden ve kendisinin Kayseri’deki hallerinden bahisle başlayan ve Hasan Özgen’in bir anısından aktardığı, bir babanın oğluna “Ömrü hayata çevirenlerden ol” öğüdüne göndermeler yaparak, Hasan Özgen belgesellerinin bu anlamda bir yandan şiirsel olduğunu, öte yandan bizi birçok şeye ortak edebildiğini vurgulayan Şanlıdağ, “Buradan, bir gelecek arzusu çıkarabiliriz. ‘Ömrü hayata çevirenlerden ol’ çok yerinde bir başlık, bir tespit ve bir öneridir. Buradan bakıldığında dünya, Taş, Toprak ve Ağaç’tan oluşur. Bu bizi Milas’a götürür. Bu bizi eve götürür. Şair evin ruhudur. Şiir insana en çok yaklaşabilen edimdir. Ev insanın düş kurmasına izin verir. Konut vermez. Ev sokağa sahip çıkar. Sokak eve dahildir. Sokak yoksa ev yoktur. Sokağı otoriteye karşı korumalıyız” dedi ve ardından Gazetemiz Yazarlarından Hüseyin Avni Kunduracıoğlu “Hasan Özgen’in Tanıklığı”, Sema Efe “Çok Sevgili Öğretmenim Hasan Özgen” ve Oktay Yivli de “Aşk ve Siyasa Arasında Hasan Özgen Şiiri” başlıklı sunumlarını yaptılar.

 

“İlerlemenin bir tek yolu

var: Eleştirmek”

Bu arada, sempozyumu izleyenler arasında bulunan Yeşilçam Yönetmenlerinden Ertem Göreç’e söz verildi. Sözlerine, 1931 doğumlu olduğuna dikkat çekip “68 yıllık sinemacıyım. Tecrübem odur ki, ilerlemenin bir tek yolu var: Eleştirmek” diyerek başlayan Göreç, sempozyumdan çok yararlandığını, çok bilgilendiğini belirterek, “Çok teşekkür ederim. Ayrıca, bu kadar kalabalık bir izleyici kitlesi olacağını da tahmin etmiyordum. Bu bakımdan da teşekkür ederim” dedi.

 

“Bu biraz ‘çıplak kalmak’

gibi bir duygu”

Sunumların tamamlanmasının ardından kürsüye davet edilen Hasan Özgen, bir teşekkür konuşması yaptı.

Sözlerine “Bu biraz ‘çıplak kalmak’ gibi bir duygu” diye başlayan Özgen, özetle şöyle sürdürdü:

“Önce, teşekkür borcumu yerine getireyim. Milas Belediyesi’ne, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a ve çalışma arkadaşlarına, Halim Şafak Şanlıdağ’a, yazarak, çekimler ve görüşmeler yaparak katkı verenlere ve siz katılımcılara teşekkür ediyorum. Her teşekkür bir tür borçtur. Kendimi borçlanmış hissediyorum ve bunu nasıl ödeyebileceğimi de bilemiyorum doğrusu … İki gündür Hasan Özgen’den bahisle bir şeyler konuşuyoruz. Peki ya ben bu muyum? Hayır, ben bu değilim. İki gündür Hasan Özgen üzerinden konuşulanlarla, aslında Milas’ı, kentlerimizi, ahvalimizi, dünyamızı, düşüncelerimizi konuşuyoruz. Buna vesile olduğum için çok mutluyum. Ama şunu tekrar etmeliyim ki, burada iki gündür konuşulan ben değilim …

Bir yere aitseniz, bir kimliğin sahibi olabilirsiniz. Ben Milaslıyım ve bundan çok mutluyum. Beni çok besledi Milas. Milas benim mayamı oluşturdu. Ben şanslıyım. Çünkü ben aidiyet sorunumu çözdüm ve iyi kötü bir kimlik oluşturdum. Aksi durumda, insanlar için olduğu kadar, kentler ve toplum için de bir kimlik sorunu var demektir.”

 

“Gelecek, zaman

değil bir projedir!”

Sözlerini, ‘çok önem verdiği’ni belirttiği ‘zaman kavramı’ üzerinden sürdüren Özgen, “Günümüzde zaman, sıkıştırılmış ve iğdiş edilmiştir. Zaman, ‘gelecek’ olarak yaşatılmak, algılatılmak istenir hep. Ama bana göre zaman hafızadır. Gelecek, zaman değildir, bir projedir gelecek! Gelmeyebilir, yani gerçekleşmeyebilir. Siz de gitmeyebilirsiniz … Geçmiş, Halim’in dediği gibi taştır. Alın o deneyimlerden yararlanın. Niye değerlendirmiyorsunuz? Geçmişe ait değerler üzerinden yürümek ilericiliktir ... Ben hayata sadık kaldım. Çok güzel çocuklarım, dostlarım, sevdiklerim, sevenlerim oldu. Onlar benim ödüllerimdir. Ama benim için en büyük ödül Milaslı olmaktır. Milas, benim için en büyük ödüldür. İyi ki varsınız. Teşekkür ederim …” diyerek alkışlar arasında sözlerini tamamladı.

 

Çiçekler, plaketler …

Ve etkinlik, Milas Belediyesi Başkan Yardımcıları Zeynep Mat’ın ve Faik Karagöz’ün, Hasan Özgen’e çiçek ve plaket sunmasının ardından, programın gerçekleştirilebilmesinde katkısı olanlara plaketler verilmesiyle tamamlanmak üzereyken, Hasan Özgen, ‘Fıkracı’ sıfatının gereğini yerine getirebilmek için kendisine bir fırsat yarattı ve anlattığı şu “Arnavut fıkrası”yla güldürdüğü hemşehrilerince uzun süre ve coşkuyla ayakta alkışlandı …

 

“Ana tarafım

Arnavut ama …”

Arnavut, berberde sıra beklerken, berberin koltuktaki müşterisine “Yahu şu Arnavutlar çok cesur insanlar. Çok can yakıcı olmasına rağmen, yaş sakal traşı yerine kuru traşı tercih ederler hep” sözlerini duyar. Yaş olanı 25, kurusu 5 kuruş olduğu için tercih ettiği kuru, yani susuz-sabunsuz traşın bir tür ‘cesaret göstergesi’ olarak anılmasından memnun, berber koltuğuna oturduğunda “Yaş mı kuru mu” sorusuna, göğsünü gere gere, “Tabii ki kuru bre!” yanıtını verir Arnavut. Ve berber başlar çatır çatır susuz sabunsuz traşa … Canı çok acımaktadır ama girmiştir bir kere ‘cesaret sınavı’na … Traşın yarısına geldiklerinde artık dayanamaz ve berbere kulağını yanaştırmasını işaret eder ve fısıltıyla şunu söyler:

“Bre berber, benim ana tarafım Arnavut ama baba tarafım değildir be more … Sen kalan yarıyı yaş traş et!...”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X