“Muğla halkına yalan söyleyen Bakan istifa etmelidir!”

A. Kemal KAŞKAR -

“Muğla halkına yalan söyleyen Bakan istifa etmelidir!”
Bu içerik 272 kez okundu.

CHP Muğla Milletvekili Av. Akın Üstündağ, TBMM’nde düzenlediği basın toplantısında, Muğla’daki Doğal SİT çalışması ile ilgili olarak; Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, 28 Temmuz 2017 tarihinde Dalyan’da, “Biz bu raporları halâ onaylamadık. Bu raporlar bittiğinde buraya gelerek bu insanlarla paylaşacağız. Hiç kimse endişe etmesin bundan” dediği halde; o raporları çok önceden, 6 Aralık 2016 tarihinde onayladığının ve böylece Milas, Menteşe, Ula ve Marmaris ilçeleri doğal sit alanlarının tescilinin yapılmış olduğunun ortaya çıktığını ve dolayısıyla bakanın Muğla ve ülkemiz kamuoyuna doğru söylemediğinin anlaşıldığını belirterek, “Muğla’yı talan edecek ucube projeyi Muğlalılardan gizleyerek halktan gerçekleri saklayan Çevre ve Şehircilik Bakanının artık o koltukta oturması mümkün değildir. Kamuoyuna yalan söylemenin, halkın ve doğanın zararına hareket etmenin gereğini yapmasını bekliyoruz. Bakanlığın Muğla’dan elini çekmesini istiyoruz. Doğal SİT alanlarını gerek  kaldırarak, gerekse derecelerini düşürerek Muğla’ya ve ülkeye verilecek zararın önlenmesi için de projelerin iptalini ve ortadan kaldırılmasını ayrıca talep ediyoruz” dedi.

Muğla Çevre Platformu bileşenleri Bodrum ve Milas Kent Konseyleri, Bodrum Denizciler Derneği, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği, Yatağan Turgut Yardımlaşma, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği, Çevre ve Arı Koruma Derneği temsilcilerinin de katıldıkları basın toplantısında yaptığı açıklamada Üstündağ, özetle şu görüşleri dile getirdi …

Muğla halkı bu projeye son derece kızgın …

Muğla kıyıları ve doğal güzellikleriyle dünyanın gözdesi olan bir coğrafya ve bu güzellikler maalesef devletin saldırısı altında. Bir süredir Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, il genelinde doğal sit alanlarının koruma derecelerini düşüren ve kaldıran, imara açma projesi ile Muğla kıyıları ve doğal alanları tehdit altına girdi. Muğla halkı bu projeye son derece kızgın ve Muğla halkı ayağa kalmış durumda.

Nitekim yanımızda, Muğla’nın çeşitli çevre dernekleri, sivil toplum örgütleri ve kent konseyi temsilcileri var.

1479 km kıyı uzunluğuna sahip Muğla’nın, kıyılarını, sulak alanlarını ormanlarını, ekosistemini yok edecek, kıyılarının betonlaşmasına yol açacak bu proje, Muğla’yı talan etme projesidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Muğla doğal sit alanlarının durumunun yerinde tespiti amacıyla, 29.09. 2013 tarihinde bir ihale yapmış ve yapılan 3 aylık çalışma sonucunda,  29.12.2013 tarihinde Muğla’da, doğal sit statünden çıkarılacak bir alan olmadığı belirlenmiş ve rapora bağlanmıştır.

Kediye ciğer emanet eder gibi!

Her ne hikmetse,  bu raporla yetinmeyen bakanlık “Muğla doğal sit alanlarının ekolojik temelli bilimsel araştırma projesi” diye bir yıkım projesi ortaya çıkarmış ve bu proje ile ilgili olarak 24.08.2014 tarihinde bir ihale gerçekleştirmiş ve bir gayrimenkul yatırım şirketine işi ihale etmiştir. Yani ciğeri, kediye emanet etmiştir.

Halbuki, ihale konusu iş bir bilimsel inceleme-araştırma işidir. Bu niteliğiyle de, mühendislik-mimarlık alanını ilgilendiren bir iştir. Bu özelliği gereği, genel ihale usulü ile değil, belli istekliler arasında ihale usulü ile ihale yapılarak iki aşamalı, isteklilerin ön yeterlilik değerlendirmesinden geçerek, mesleki ve teknik yeterliliklerinin tespit edilmesini gerektiren bir ihale yöntemi uygulanması gerekirdi. Yapılan bu yanlış tanımlamadan dolayı, doğal sit gibi son derece önemli bir konu, bir gayrimenkul yatırım şirketine teslim edilmiştir.

Gayrimenkul yatırım şirketine hazırlatılan sözde bilimsel rapor, halâ ortada yoktur, Muğla’da hiçbir kimsenin, belediyenin sivil toplum kuruluşunun veya mesleki kuruluşun elinde bu rapor yoktur.

Kimsenin göremediği bu rapora dayanarak, Muğla’da 12.562 ha (hektar) alan doğal sit statüsünden çıkarılmış, 75258 ha (hektar) alanda ise sit statüsü azaltılmıştır.

Yangından mal kaçırır gibi!

Muğla Büyükşehir Belediyesine gönderilen harita ve ekleri ile görüş istenmiş, 10.11.2016 tarihindeki meclis toplantısında çalışmaya itiraz edilmiş, ancak bu karar beklenmeden Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Muğla Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu 01.11.2016 tarihinde tescil kararı almıştır. Bu tescil kararı kamuoyundan gizlenerek itiraz hakkı dahi verilmeden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Yani yangından mal kaçırır gibi proje onaylanmıştır. Acaba bu telaşın nedeni, şu anda mecliste yasalaşmak için bekleyen “tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma yasa tasarısı” olmasın. Üstelik sadece Gökova paftasının onaylanması için neden acele edildi? Kaçak Yazlık Saray’ın da bu paftada olmasından mı acele edildi?

Bakanlık Muğla’ya bir karabasan gibi çökmüştür

Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun yedi üyesinden dördü Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kadrolu çalışanıdır ve Ankara’da görevlidirler. Raporu onaylamak için Muğla’ya gönderilmişlerdir. Komisyonun Başkanı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısıdır. Komisyonun Başkan Yardımcısı ise Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıkları Şube Müdürüdür. Komisyonun üyelerinden biri Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün Yatırımlar Şube Müdürüdür. Sözde bilimsel rapor hakkında karar alan da onaylayan da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Yani kendileri çalmışlar kendileri oynamışlar. Bakanlık Muğla’ya bir karabasan gibi çökmüştür.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü, Muğla’daki Özel Çevre Koruma (ÖÇK) alanları ile ilgili ayrıca yeni bir çalışma başlatmıştır. Ekolojik temelli doğal sit çalışması ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. Aynı bakanlığın iki genel müdürlüğünün, diğer müdürlüğün aynı yerde yaptığı veya yapacağı çalışmadan haberi yoktur. Bu da iktidarın ne kadar savruk bir durumda olduğunu gösteriyor.

Uluslararası sözleşmelere de aykırılık var

Burada, Uluslararası sözleşmelere aykırı olan bir çalışma da söz konusudur. Çalışma yapılan alan 1988 tarihinde bakanlar kurulu kararı ile ilan edilmiş Gökova Özel Çevre Koruma bölgesidir. Söz konusu koruma statüsü, “Akdeniz’in deniz çevresinin ve kıyı alanlarının korunması (Barcelona) sözleşmesine ve bu sözleşmeye dayanarak hazırlanmış “Akdeniz’de özel koruma alanları ve biyolojik çeşitliliğe ilişkin protokol” “Akdeniz’de özel koruma alanlarına ilişkin protokol” ve “Akdeniz’in kara kökenli kaynaklardan kirlenmeye karşı korunması protokolü” gereğince belirlenmiş ve ilan edilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanı’na sesleniyorum: Uluslararası sözleşme yükümlülüklerine niçin uyulmuyor?  Mezkur sözleşme ve protokollere göre doğal sit derecelerinin düşürülmesi ve kaldırılması mümkün değildir.

Bu sözleşmelerin ve protokollerin amacı “Bölgede artan insan faaliyetleri ve Akdeniz havzasına ait hidrografik ve ekolojik özellikler göz önüne  alınarak deniz doğal kaynaklarının ve doğal sitlerinin ve bölgedeki kültürel mirasın, diğer araçların yanı sıra deniz alanları ve çevreleri de dahil olmak üzere özel koruma alanları kurulması yolu ile korunması ve gerektiğinde iyileştirilmesidir.”

‘Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esastır!’

Açıklamasının son bölümünde, bu projenin Muğla yerelinde hiçbir kurum, kuruluş ve yurttaşla paylaşılmadığına ve kimselere bilgi dahi verilmediğine de dikkat çeken Üstündağ, “Oysa, Çevre Kanunu’nun 3. maddesine göre, ‘Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esastır. Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmakla yükümlüdür’ denmektedir” dedi ve benzer bir vurgunun, Akdeniz’de özel koruma alanları ve biyolojik çeşitliliğe ilişkin protokol’ün ‘Kamuoyuna açılma, enformasyon, kamu bilinci ve eğitim’ başlıklı 19. maddesinde de yapıldığını sözlerine ekledi.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X