Theangela talan ediliyor!

Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU -

Theangela talan ediliyor!
Bu içerik 4711 kez okundu.

Mumcular’ı birkaç kilometre geçtiğinizde Bodrum’un Pınarlıbelen Köyüne ulaşırsınız. Geçmişte köy olup, günümüzde Pınarlıbelen’in mahallesi konumunda olan Etrim’e ulaşmak için de kısa bir zaman dilimine gereksinim var.

Etrim’in hemen arkasında bulunan dağın üstüne kurulu Etrim Kalesi’ne ulaşıldığında ise, bu ihtişamlı yapının varlığına borçlu olduğu Leleg kenti Theangela görüntü alanınıza girer.

Araştırmacılarca, bu kale Karia’nın kadim halkı Lelegler tarafından kurulan Theangela antik kentine lokalize ediliyor. Theangela’nın kuruluşu hakkında ilginç bilgiler bulunuyor. MÖ 4. yüzyılda Karia’da hüküm süren Satrap Maussollos zamanında yeniden kurulan bir yerleşim olarak biliyoruz. Maussollos, babası Hekatomnos’ un ölümünden sonra Satrap olarak Karia’nın başkentini Mylasa’dan Halikarnassos’a taşımaya karar veriyor. Bunun için önce, çevrede kendi kentlerinde yaşayan Lelegleri yeni başkentin inşasında çalıştırmak için Halikarnassos’a zorunlu göçe tabi tutuyor. Böylece bütün Leleg kentleri boşaltılıyor. Sadece iki kent bu uygulamanın dışında tutulur. Biri günümüzde Alazeytin Köyünün yakınlarında bulunan kalıntılar alanına lokalize edilen Syangela ve diğeri de günümüzün Gümüşlük köyü Myndos’dur. Fakat Syeangela da bu yerinden taşınarak daha büyük bir şehir olarak Etrim’in üstünde yeniden kurulup Theangela ismini alır. Her iki alanda toprak üstü görülen kalıntıların niteliği bu anlatımı destekler. Fakat şu ana kadar Lelegler hakkında yeterli arkeolojik araştırmalar yapılmadığı için, bu konuda halâ yanıtlarını arayan çok fazla soru vardır. Son yıllarda özellikle Pedesa ve Termera kazıları ile tarihin bu dönemi ile ilgili çok değerli bilgilere ulaşılmış olsa da, sayısız diğer Leleg yerleşimlerinde henüz hiçbir arkeolojik çalışma söz konusu değildir .

Theangela üç tepeliğin oluşturduğu bütün coğrafyaya hakim bir dağ sırtının üstündeki çok geniş bir alana kurulmuştur. Dönemini ve dağ kenti özelliğini düşünürsek, surlarla çevrili çok büyük bir yerleşim demek doğru olur. Kalıntıların çoğu orman ve maki örtüsünün altında görülmez durumdadır. Ama Doğu tepesinde bu vahşi örtüye rağmen kendilerini gösteren kalıntılar kentin zamanında nasıl etkileyici bir görüntüsünün olduğunun ipuçlarını verir. Doğu tepesi kalıntıları aynı zamanda Theangela’nın en anıtsal yapılarının bulunduğu bölüm olduğunu da göstermektedir .

Ve ne yazık ki bunu gören veya fark edenlerin hiç de beklenildiği türden insanlar olmadığını söylemek zorundayız.

Gezgin /Yazar/ Fotoğraf Sanatçısı Bünyad Dinç, diyar diyar gezdiği yurt topraklarında özel bir sevgi gösterdiği bu yöreye, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da gelir. Ancak gördükleri pek iç açıcı değildir.

Bünyad Dinç aktarıyor:

“Geçen yıl burayı ziyaret ettiğimde Doğu tepesinin en üst noktasındaki büyük düzlükte bir define kazısı başladığı belli oluyordu.. Bu düzlük, duvar örülerek yani insan eliyle oluşturulan bir taraçanın üstü. Yani oldukça büyük. Kısaca söz konusu alan kentin en anıtsal bölümünün en üst noktası. Dediğim gibi define kazısı çok küçük ve en fazla bir metre derinliğindeydi. Etrafa saçılmış taşlardan biri dikkatimi çekti. Dikkatlice bakınca arkaik bir mozaiğin kırık parçası olduğunu fark ettim. Sıradan gibi duran çukura o zaman tekrar baktım ki şu anda basit bir çayırlık olarak algılanabilecek bu düzlüğün toprak altında bir mozaik kaplama söz konusuydu.. Anlaşılan kazıyı yaparken mozaiği parçalayarak derine inmişlerdi. Neyse, kazı çok büyük değil diye kendimi avuttum. Ama hesaba katmadığım husus, bu mozaiği kazıcıların da fark etmiş olabileceği konusuydu. İşte bunu da buraya bir kaç hafta önce tekrar gidince fark ettim. O kazı, mozaiği kıra kıra almış başını gitmekteydi. Belli ki kazıcılarımız mozaik yer döşemesini fark etmiş ve onun varlığını defineye ulaşmada itici güç olarak kullanmaya başlamıştı. Bu mozaiğin önemini kısaca şöyle anlatayım. Leleglere atfedilen böyle bir başka dağ yerleşiminde bu türden bir bulgunun görülmüş veya ortaya çıkarılmış veya zamanında bulunduğu bilgisi henüz söz konusu değil. Arkeolojik ve tarihsel anlamda önemi çok ama çok büyük. En önemlisi, etrafa saçılmış kırık mozaik parçalarında fark edilen renkli taşlar burada belki bir betimlemenin veya bir süslemenin olduğuna işaret ediyor. Ve şu anda hızla yok oluyor, parça parça ediliyor.”

Bünyad Dinç’in aktardıkları, iç burkan cinsten.

Bu gözlem, sıradan bir tespit olarak değerlendirilebilir. Ancak altını çizerek söylemekte yarar görüyorum; Arkeolojik ve tarihsel açıdan çok önemli bir buluntu ile karşı karşıya olunabilir. Belki de Milas’ta bulunan Hekatomnos Anıt Mezarından sonra, yöremizde ikinci bir yüzyılın arkeolojik olayı çıkabilir.

Üzerinde çalışma yapılmadığı için neyi kaybettiğimizin ayırdında olamayabiliriz belki ama şu bir gerçek ki, tarihin derinliklerinden gelen bir mirasın yok oluşunun tanıklarıyız.

Ve bir tanık olarak, Theangela Antik Kenti’nin talan edildiğini kamuoyuna duyurmayı sorumluluk belliyorum.

Daha fazlası elimizden gel(e)mediği için.

(Fotoğraflar: Bünyad DİNÇ)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X