CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Sözlerine açıklık getirdi

Adem KANKAYNAR -

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Sözlerine açıklık getirdi
Bu içerik 377 kez okundu.

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, geçtiğimiz hafta bir radyo programında yaptığı bir konuşma nedeniyle yoğun tepkilere maruz kalmış, hatta konuşması nedeniyle AKP Muğla İl Başkanlığı ve il genelindeki 13 ilçe başkanlığı da hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Özellikle sosyal medya üzerinden ağır hakarete maruz kaldığını belirten Milletvekili Aldan, CHP Milas İlçe binasında bir basın toplantısı düzenleyerek, konuya/sözlerine açıklık getirdi.

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Başkan Yardımcısı Zeynep Mat, çok sayıda Belediye Meclis Üyesi, Milas Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı Mehmet Çoban, MİTSO Meclis Üyesi Halil İbrahim Gülen, CHP İlçe Yönetim Kurulu Üyelerinin de katıldığı basın toplantısının başlangıcında kısa bir açıklama yapan CHP Milas İlçe Başkanı Suat Özcan; “Aslında Sayın Milletvekilimiz bugün, kısa bir süre önce gerçekleşen kongre sonrasında oluşan Yeni Yönetim ile Kadın ve Gençlik Kollarımızın yeni yönetimlerine ‘hayırlı olsun’ demek için gelmişti ancak, bir süredir, yaptığı bir konuşma nedeniyle ilimiz başta olmak üzere ülke gündeminde yer alması, bu konuda haksız bir şekilde üzerine gidilmesine de bir cevap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Öncelikle, kendisinin bir hukukçu olduğunu hatırlatıp, ne demek istediğini, söyleyeceği sözün hakaret içerip içermeyeceğini en iyi kendisinin bileceğini belirterek, sözü kendisine bırakıyorum” dedi ve ziyareti nedeniyle Aldan’a teşekkür etti.

 

“İşin başlangıcı Zarrap olayına dayanır”

Konuşmasına, “Aslında uzun bir süredir benimle ilgili bir algı operasyonu içindelerdi. Bunun nedeni de 17 - 25 Aralık 2013 sonrası Reza Zarrap olayıdır. Bildiğiniz gibi Zarrap bir süre tutuklandı ve cezaevine gönderildi. 4 ay hapis yattıktan sonra, ABD’de kendisinin verdiği ifadeye göre birilerine rüşvet vererek serbest kaldı. Hatta yaptığı açıklamada, 25 milyar dolarlık ihracat yaptığı, tek başına Türkiye bütçesinin yüzde 15 açığını kapattığını ileri sürmüştü. Bunun üzerine bende bir merak uyandı ve araştırmaya başladım. Türkiye’den sadece altın ihracaatı mı yaptı, yoksa başka bir alanda da yaptığı bir şey var mı diye… Çünkü yapılan ihracaatın kdv’si bir süre sonra kişiye ya da firmaya geri ödenir. Araştırdığımda, altın ihracatında kdv’nin olmadığını gördüm. O dönem ihracatın yapıldığı firmanın adı bir anda değiştirildi ve bu kez gıda ihracatı yaptığını öğrendim. Ve bir yılda yaptığı ihracat nedeniyle yaklaşık 850 milyon lira vergi iadesi alırken, öte yandan o dört aylık hapis yattığı dönemde el konulan tüm mal varlığı ve banka hesapları da, faiziyle birlikte geri ödendi.

Şimdi ben bunu biraz karıştırıp konuyla ilgili mecliste veya bazı televizyon kanallarında açıklama yapınca, AKP benim adımı bir kenara yazdı. Benimle ilgili birçok araştırma yaptılar, açığımı bulmaya çalıştılar ancak çamur atacak bir şey bulamadılar, fakat benimle uğraşmayı da unutmadılar.

Sonra 15 Temmuz darbe girişiminde sokağa çıkan darbe karşıtlarını koruma altına almak üzere bir yasal düzenleme yaptılar. ‘15 - 16 Temmuz ve devamındaki darbe girişimine karşı duranlar’ diye bir ibare var. Ben de bir hukukçu olarak böyle bir ibarenin yanlış anlaşılmalara yol açacağını belirterek, en azından 15 - 16 Temmuz kalsın, devamı ibaresi kaldırılsın dedim. Bir hukukçu olarak o gece sokağa çıkan, darbeyi engellemeye çalışan insanlara karşı nasıl farklı bir tutum sergileyebilirim ki?

Katıldığım televizyon ve radyo programlarında bu nokta üzerinde durdum ve önümüzdeki yıllarda herhangi bir hak arama nedeniyle sokağa çıkanlara, iktidar ‘bunlar da darbeci’ diyebilir, böyle bir açıklama üzerine halk karşı karşıya gelir ve ülke bir iç savaşa girer dedim. Bu söylemi bir örnekle anlatırken de bir benzetmede bulundum. Ve işte ‘it’ kelimesini bu anlamda kullandım” diyerek, yaptığı konuşmanın detaylarını anlattı.

 

“Sözlerinizden pişmanlık duyuyor musunuz?”

CHP Muğla Milletvekili Aldan’ın açıklamasının ardından ‘Özellikle sosyal medya üzerinden size yönelik çok yoğun bir tepki var. Hatta hakkınızda birçok suç duyurusunda bulunuldu. Dolayısıyla keşke bu sözü söylemeseydim dediğiniz oldu mu?’ diye sorduğumuzda Aldan şu yanıtı verdi:

“Hayır böyle bir pişmanlık duymadım, çünkü söylediğim söz bir hakaret değil, benzetmedir. Hukuken de bir suç teşkil etmiyor. Yani Türk Ceza Kanunu’nda bir ceza karşılığı yok. Çünkü ben orada bir kişiyi ya da belli bir grubu kastetmiyorum. Ben bir örnekten yola çıkarak genelleme yaptım. Öte yandan, başta Muğla il ve tüm ilçe örgütlerime, bu konuda gösterdikleri tutum nedeniyle teşekkür ediyorum. Sadece Muğla’dan değil, başlatılan bu linç kampanyasını içine sindiremeyen binlerce yurttaşımızdan destek mesajı alıyorum. Onlara da teşekkür ediyorum” dedi.

Ömer Süha Aldan’ın yaptığı o konuşma!

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın, RS FM’de Yavuz Oğhan’ın “Bir de bunu dinle” programında yaptığı konuşma sırasında söylediği bazı sözler, kendisine yönelik bir tür ‘linç girişimi’ne dönüştürüldü …

Söz konusu programın bant çözümünü (Sayın Vekilin tepkiyle karşılanan sözlerinin, öncesiyle ve sonrasıyla bir bütün içinde değerlendirilmesi gerekliliğinden hareketle) yayınlıyor ve konuyu, haberimizde Aldan’ın yaptığı açıklamayla birlikte yurttaşlarımızın takdirlerine sunuyoruz …

 

“Siz ne diyorsunuz iki KHK’ya?”

Yavuz OĞHAN- CHP’nin hukukçu milletvekili eski savcı Ömer Süha Aldan ile durumu değerlendirmek istiyorum. Hoş geldiniz Ömer Bey.

Ömer Süha ALDAN: Teşekkür ederim, iyi akşamlar diliyorum.

-Teşekkürler. Siz ne diyorsunuz iki KHK’ya? Özellikle partiniz bu hukuki düzenlemeyi çok sert eleştirdi.

ALDAN: Şöyle bir durum var. Acı bir gerçekle yüz yüzeyiz. Artık Cumhurbaşkanı, Başbakan ve 26 bakan, kendilerini yasama organı haline dönüştürdüler. En çarpıcı olan belki de o. Yasama organı sadece 28 kişiden oluşuyor. Kanun Hükmünde Kararname çıkarma giderek cazip gelmeye başladı iktidar kanadına. Bu her şeyden önce TBMM’ye saygısızlık ama daha çok da Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine saygısızlık. Yani, bu şekilde o milletvekilleri ne işe yarıyorlar ki. Yani, kendi seçtikleri adamlara bile güvenmeyip, Meclisten bir takım düzenlemeleri kaçırıp, böyle gece yarısı ya da hafta sonu düzenlemelerle karşı karşıya kalıyoruz.

-Ve çok temel düzenlemeler değil mi?

ALDAN: Şöyle bir şey var, eğer bir hukuk devleti ise Türkiye, bu düzenlemeler olmaz. Eğer bu düzenlemeler var ise Türkiye artık bir ‘hukuk devleti’ değildir. Net bir tabir kullanmak lazım. Bugün Adalet Bakanı bir demeç veriyor …

-15 Temmuz 16 Temmuz ile ilgili diyor bu cezasızlık düzenlemesi ...

 

“Haberi bile yok ki o düzenlemeden …”

ALDAN: 15, 16 Temmuz gecesi için diyor. Yani haberi bile yok ki o düzenlemeden. Farkında bile değil. Madem öyle, ‘15-16 Temmuz günü cereyan eden olaylar nedeniyle’ dersin olur biter. Ama, perde gerisinde bir şey var. Adalet ve Kalkınma Partisi, bence, oluşacak yani bundan sonraki süreçte, ekonomik anlamda oluşacak toplumsal muhalefetin karşısına paramiliter bir güç çıkarmak istiyor. İşin özü bence o.

-Siz eski savcısınız. Bu düzenleme ile birlikte, çünkü, programın başında bizi dinleyenlere aktardım; sosyal medya üzerinde işte, “tam zamanı” gibi mesajlar paylaşılmış, twitter üzerinden, “son KHK ile istediğimiz oldu. Bundan böyle Gezi eylemleri gibi terör eylemlerinde, teröristlerin karşısında olacağız” falan diye bir takım mesajlar var. Siz eski bir savcı olarak bu düzenlemenin, bundan sonra meydana gelebilecek, ne bileyim, ‘bir protestoya müdahale, ne bileyim başka bir şey, bir gerilim, o müdahale eden insanları koruyacağını okuyor musunuz bu düzenlemeden?

ALDAN: Şimdi, işin özü şöyle; eğer bir kişi ‘ben bunu darbe girişiminin devamı mahiyetinde bir eylem gördüm, vurdum öldürdüm’ derse, sonuçta bunu idareden soracaklar. Gerçekten bunun böyle bir ruh hali var mıydı o insanın? Herkes yararlanacak.

-Peki, 15 Temmuz diyor parti sözcüsü?

 

“Son derece muğlak, yoruma açık bir düzenleme bu”

ALDAN: O parti sözcüsünün sözünün bir itibarı yok. Önümüzde bir Kanun Hükmünde Kararnamenin metni var. Metin açık bir şekilde “15 Temmuz ve sonrasında darbe girişiminin bastırılması ve bunun devamı niteliğindeki eylemlere” diye başlıyor. Ve doğal olarak da burada 15 - 16 Temmuz ibaresi olmadığı için bunu yıllara tabii bir şekilde yayabilirsiniz. Son derece muğlak, yoruma açık bir düzenleme bu. Ve insanları fütursuzlaştırıyor. Ve bu bir anlamda, Gezi benzeri olayların ortaya çıkmasına dönük bir gövde gösterisi aslında. Yani, çok affedersiniz, ‘benim bir sürü itim var, onları salarım sokağa. Onlara af bile getirebilirim’ mantığını toplumda yaymak anlayışıdır, onun ürünüdür. Bunlar bilmiyorlar mı benim gibi. Yazanlar Maddeyi düzenlerken, “15 - 16 Temmuz 2016 günü cereyan eden olaylara mahsus olarak” derdi ve iş çözülürdü. Onu da demiyor. Kaldı ki, şunu da göz ardı etmeyelim; Türkiye’nin güvenlik güçleri var. Bir darbe bastırılacak ise güvenlik güçleri bastırır. Eğer siz, bu tip olaylarda insanları sokağa salar, ondan sonra da bu olayları masum gösterip suç olmaktan çıkarırsanız, bu Türkiye’de usul haline dönüşmeye başlar. Basit bir olayda bile insanlar sokağa inerler ve af beklentisi içine girerler. AKP, inanın bana, ne yaptığının farkında bile değil. Bu en başta, en çok zararı da kendisine verecektir. Bence hemen, Bakanlar Kurulu tekrar toplanmalı, bu maddeyi yürürlükten kaldırmalıdır. Bir şey daha ekleyeyim, 15 - 16 Temmuz akşamı bazı askerler, er statüsünde olan askerler linç edildi.

-Az önce avukatlarıyla görüştük. 1,5 yıldır savcıların dosyaları görmezden geldiğinden şikayet ettiler.

 

“Eğer böyle bir düzenleme varsa Türkiye’de hukuk devleti yoktur”

ALDAN: Tabii. Bu insanlara yönelik eylemlerden dolayı bu insanlar cezasızlık, cezai sorumsuzluk olayıdır bu düzenleme. O insanların başlarına gelenleri de yargılamaya konu etmek lazım. Hukukumuzda meşru müdafaa diye bir kavram vardır. Bir kişiye yönelik bir eylemde, kişi kendisi bir eylemde bulunursa, hakim durumu ölçer, ‘silahların eşitliği prensibi gereğince, karşılıklı bir davranış olmuş’ der, meşru müdafaadan o kişiyi cezai sorumsuzluk haline getirebilir. Böyle bir yetki kanunumuzda var. Diyelim ki, meşru müdafaada sınır aşılmışsa, yani karşıdan gelen eylemden daha büyük bir eylemle karşılık verilmişse o zaman da ceza verir ama ceza miktarı düşürülür. Hukukumuzda böyle bir düzenleme varken, sadece 15 Temmuz’a özel böyle bir af kabul edilebilir bir şey değildir. Ve bu doğrudan doğruya TBMM’yi bypass etmektir. TBMM’nin böylesine bir af kararı alabilmesi için 5’te 3 çoğunluk gerekiyor. O bile yok. Yani 28 kişi ‘istediğimiz suçlu, istediğimiz suçsuz’ diyebiliyor. Dediğim gibi, eğer böyle bir düzenleme varsa Türkiye’de hukuk devleti yoktur. Herkes de bence öyle davranmalıdır bu saatten sonra. Hukuki güvencemiz yok. Yargıtay’a 100 tane üye atayıp çoğunluğu ele geçiriyorsunuz. Yargıda Birlik diye bir yapı vardı. Onu bozdu AKP son olarak. Ülkücülere bir kazık attı tabir caizse. Son anda.

 

Yargıda Birlik Platformunun lağvedilmesi …

-Şimdi tam da buraya gelmişken, Sayın Aldan. MHP gün boyu sessizdi. MHP’den bir açıklama yapılmamıştı. Devlet Bahçeli’nin bir açıklaması var. Müsaade eder misiniz bir okuyayım. Belki yorum da yaparsınız. Çünkü, Yargıda Birlik Platformunun lağvedilmesi meselesini daha önce de konuşmuştuk. Herkes merak ediyordu ne diyecek diye. Şöyle diyor Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin sosyal ve siyasal iklimini zehirlemek, birlik ve dirliğini zedelemek isteyen meşum emel ve malum karanlık hedeflerde bir gerileme, bir nedamet yahut bir ıslah hali maalesef görülemiyor. Kriz sevenler her fırsattan istifadenin peşindeler. Kaos ve korku tacirleri her gelişmeyi karalamanın, her durumu haşince kurcalamanın, haince kumpasa çevirmenin hevesindeler. Yetmedi mi bunalımlar, yetmedi mi ağır ve beka düzeyindeki sorunlar” diyor. “Dün yayınlanan KHK’nın 121. Maddesi siyasi ve ideolojik provokatörler tarafından büyük ve tehlikeli bir tartışmanın odağına yerleştirilmiştir. Hep aynı simalar, hep aynı nakaratlar, hep aynı itham ve iftiralar yine sahne almıştır. Alayına yazık. Hepsine yazıklar olsun” diyor. “15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki olayların bastırılması kapsamında hareket eden vatan evlatlarının, kanunun birinci fıkrası uyarınca, hukuki, idari, mali cezai sorumlulukları doğmayacağı hükmü altına alınmıştır. Ne var bunda? CHP niye rahatsızdır? HDP niye hoplamaktadır? İP niçin huzursuz? Barolar Birliği Başkanı neden keyifsiz? 15 Temmuz’da milli beka zillet ve zulmet dolu saatlerde bizzat millet tarafından savunulmuştur. Bundan gocunanlar FETÖ’nün kurşun askerleridir.”

ALDAN: O zaman şöyle diyeyim. Sayın Bahçeli’nin hukukçu kurmaylarından biri Mehmet Parsak, son bütçe görüşmelerinde, Yargıtay ve Danıştay’a atama ihtimalini şiddetle eleştirmişti. Ve bunda ciddi oranda endişe duyduklarını dile getirmişti. Sayın Bahçeli, bildiğimiz tabloyu sergiliyor. Ben özünde şunu söylüyorum. Tabii ki o bombalamayı yapanlar cezalandırılacaktır. İnsanların hayatlarına kıyanlar elbette ki cezalandırılacaktır. Ama şöyle bir şey var …

-Bugüne teşmil etme kaygısı zaten insanların üzerinde konuştuğu ...

 

“Niye bu görmezden geliniyor anlayamıyorum gerçekten”

ALDAN: Tabii. İnsanların eline ‘sokağa çık, birilerini öldür’ kozu verilmeye çalışılıyor. Bu çok yanlış bir şey. Bakın İsrail Filistin şeyine döner bir süre sonra. Ben geçen ay Filistin’deydim. İsrailli siviller bile sırtlarında silah taşıyorlardı torbanın içerisinde. Yani insanları böyle silahlandırırsanız, kutuplaştırırsanız bunun sonucu vahimdir. Hiç kimse belki şu anda algılamıyor ama Türkiye adım adım, psikolojik olarak bir iç çatışmaya doğru sürükleniyor. Niye bu görmezden geliniyor anlayamıyorum gerçekten. Bu, en başta Sayın Erdoğan olmak üzere AKP’ye zarar verecek bir düzenlemedir.

-Çok teşekkür ederim Ömer Süha Aldan, değerlendirmeleriniz için.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X