‘Değerler Eğitimi’ ile ilgili açıklama …

ÖNDER Haber / A. Kemal KAŞKAR -

‘Değerler Eğitimi’ ile ilgili açıklama …
Bu içerik 517 kez okundu.

Türk Eğitim Sen Muğla Şubesi’nden yapılan Şube Başkanı Mürsel Özata imzalı açıklamada, “Son günlerde basında çıkan ‘Muğla Milli Eğitimde Skandal’ başlıklı haber ve akabinde Muğla Milletvekilleri Nurettin Demir ve Akın Üstündağ’ın TBMM’nde Milli Eğitim Bakanına verdikleri soru önergesi ile Muğla Milli Eğitiminde yaşanan olaylar üzerine, eğitim iş kolunda faaliyet gösteren bir sendika olarak sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği konu hakkında görüşlerimizi ifade etmek ve kamuoyu ile paylaşmak istedik” denilerek şu görüşler dile getirildi:

“Öncelikle bu olayın sadece Muğla’ya özel ve yeni başlayan bir süreç olmadığını belirtmek isterim. Şöyle ki; Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı arasında 15.7.2014 tarihinde üç yıl süreli Değerler Eğitimi Verilmesine İlişkin İşbirliği Protokolü imzalanmış, 15.07.2017 tarihinde de protokolün süresi üç yıllığına uzatılarak kapsamı genişletilmiştir.

Söz konusu protokolün ilk onaylandığı dönemde Hizmet Vakfı’nın “gönüllü öğreticilerinin” okullarda ders saatleri dışında değerler eğitimi konulu seminerler vermesi öngörülmüştür. Protokolün kapsamının 15.07.2017 tarihinde değiştirilmesinin ardından ise sadece ders saatleri dışında değil ders saatleri içerisinde de seminerler verilmesine imkân sağlanmıştır. Yine aynı kapsamda Hizmet Vakfı’na il içi ve il dışı gezi, ziyaret, piknik programı, öğrenci velilerinin katılacağı eğitim ve seminerler ve mesleki tanıtım seminerleri yapma imkânı tanınmıştır. Dolayısıyla bu vakfa bu salahiyet ve yetki bizzat Milli Eğitim Bakanlığınca resmi bir protokolle verilmiştir. İl/ İlçe Müdürleri ve okul müdürlerine de bu konuda ‘gerekli işbirliği yapar ve destek verir’ yükümlülükleri yüklenmiştir.

Konu hakkında yetkililerden aldığımız bilgilere göre adı geçen vakfın protokol gereği ve gönüllülük esasına göre kesinlikle derslere sokulmadığı, sadece tanıtım semineri verildiği tarafımıza beyan edilmiştir.

Millî Eğitim Temel Kanununda da ifadesini bulan; yetişen neslin “millî, ahlakî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan” bireyler olarak yetişmesine vurgu yapılmaktadır. Değerler eğitimi de bu çerçevede verilen eğitimlerdir. Toplum olarak hiçbir ferdimiz bu konuda böyle bir eğitime karşı olmadığımız kanaatindeyiz. Ancak mesele bu eğitimin kimler tarafından nasıl verilmesi gerektiği meselesidir.

15 Temmuz 2016 gibi Fetö darbe girişimine maruz kalmış ve halâ bunun sendromlarını atlatamamış bir toplum olarak toplumun bu konudaki hassasiyetleri kesinlikle yok sayılmamalıdır. Toplum hangi cemaat, vakıf nasıldır, bu eğitimi verecekler ne kadar yetkindir bilmez, bilemez. Bu nedenle, yaşanmış olumsuzluklar toplumu haklı olarak daha yüksek bir duyarlılık seviyesine getirmiştir.

Türk Eğitim Sen olarak konu hakkında görüşlerimizi ifade edecek olursak;

MEB yeni müfredatına da giren 10 kök değer olarak Adalet, Dostluk, Dürüstlük, Öz denetim, Sabır, Saygı, Sevgi, Ssorumluluk, Vatanseverlik ve Yardımseverlik gibi değerler yeni nesle mutlaka kazandırılmalıdır. Ama bunun, bizzat milli eğitimin görevli öğretmenleri tarafından yaptırılması gerekmektedir.

MEB tüm itirazlara ve hassasiyete rağmen bu uygulamayı devam ettirecekse, örgün eğitimin dışına çıkarmalı ve ders saatleri dışında gönüllülük esasına göre ve özellikle veli izin belgesine dayandırmalıdır.

İl, ilçe ve okul müdürlükleri, tanıtım seminerleri dahi olsa gönüllülük esasına uygunluğu, veli muvafakatnamelerini mutlaka düzenlenmesini talep ederek, veli izni olmadan bu uygulamalara izin vermemeli ve hassasiyetleri dikkate alarak denetim görevlerini yerine getirmelidir.

Ülkemizin hem içeride hem dışarıda bölücü ve yıkıcı terör örgütleriyle mücadele ettiği böyle hassas bir dönemde ayrıştırıcı, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek söylem ve eylemlerden kaçınmalıdır. Türkiye’nin vatandaşına gülümseyen, elinden tutan, derdiyle dertlenen bir tebessüme ve tevâzuya, bir birlik ve kardeşlik diline ihtiyacı vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasinin solunduğu bir ülke olmasını istiyoruz. Milletimizin hukuku, demokrasiyi, insan haklarını sonuna kadar hak ettiğine inanıyoruz. Bu ülkede etnik kökeni, siyasi anlayışı ne olursa olsun bütün insanların huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Saygılarımızla.” (23/01/2018)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X