24 Şubat 2018 tarihinde olağanüstü toplantı çağrısı

A. Kemal KAŞKAR -

24 Şubat 2018 tarihinde olağanüstü toplantı çağrısı
Bu içerik 928 kez okundu.

 

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu, 9 Şubat 2018 tarihinde yaptığı toplantıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; Türkiye Barolar Birliği’nin isminden “Türkiye” kelimesinin çıkarılacağına, Bu kelimenin sadece layık olan kuruluşlar tarafından kullanılmasına izin verileceğine, Ayrıca avukatlık mesleğinin icrası için barolara üye olma zorunluluğunun da kaldırılacağına, İllerde isteyen avukatların bir araya gelerek dernek gibi istediği sayıda baro adıyla örgütlenmeler yapabileceğine, Bunların da istedikleri gibi kendi üst birliklerini kurabileceklerine ilişkin açıklamaları ile ortaya çıkan durumu değerlendirerek, tüm Baro başkanlarını, Baroların TBB delegelerini, seçilmiş tüm kurullarını ve tüm Avukatları, 24 Şubat 2018 Cumartesi günü Ankara’da olağanüstü toplantıya çağırdı …

 

Karar

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 9 Şubat 2018 tarihinde; Başkan Av. Metin Feyzioğlu, Başkan Yardımcıları Av. Ünsal Toker ve Av. Hüseyin Özbek, Genel Sekreter Av. Sabiha Tekin, Sayman Üye Av. Sabri Erdal Güngör ile Üyeler Av. Ekrem Demiröz, Av. Eyyüp Sabri Çepik, Av. Ali Elibol, Av. Ahmet Şakir Uzun, Av. Gültekin Uzunalioğlu ve Av. Filiz Saraç’ın katılımlarıyla gerçekleştirdiği toplantıda oybirliği ile almış olduğu 2018/167 sayılı kararı şöyle:

 

Amaç: Avukatları da

hükümete bağlamaktır

Sayın Cumhurbaşkanının dile getirdiği bu projenin amacı, Anayasada yapılan Hakimler ve Savcılar Kurulu’na ilişkin değişiklikten sonra, yargının bağımsız kalan tek ayağı olan avukatları da hükümete bağlamak, hükümetin avukatı haline getirmektir.

Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yargısıyla birlikte “parti devleti”ne dönüştürmenin en ileri adımıdır

Yönetim kurulumuz, hâkim ve savcıların bağımsızlıklarının sistemsel güvencesinin yok edilmesinden sonra avukatları da hükümete bağlama girişimini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yargısıyla birlikte “parti devleti”ne dönüştürmenin en ileri adımı olarak değerlendirmektedir.

 

TBB, her koşulda ve

her tehdite karşı,

ilkesel olarak en milli

duruşu sergilemiştir

Türkiye Barolar Birliği, her koşulda ve her tehdite karşı, dönemsel olarak değil, seçim yatırımı olarak hiç değil, ilkesel olarak en milli duruşu sergilemiştir. Milli her konuda kandırılmış olan ve bunu da daha sonra “kandırılmışız” diye beyan eden kişilerin, kendilerini daima zamanında ve en milli duygularla uyaranların duruşunu sorgulama hakkı yoktur. Bu sorgulamayı yapanlar, en sağlam tartı olan Türk Milleti’nin vicdanında çoktan sorgulanmaya başlanmıştır. Milli olmanın ilk koşulu, görevini Anayasa’ya ve kanuna uygun olarak yapmak, Devlet yönetimine kişisel duyguları ve kısa vadeli siyasi parti menfaatlerini karıştırmamak, her ne olursa olsun tarafsız davranmayı başarabilmektir.

 

Bugün iktidar gücü,

küçük bir azınlık

tarafından

kullanılmaktadır

Cumhurbaşkanı’nın, Baroları ve Türkiye Barolar Birliği’ni bölme projesine karşı çıkışımız, milli duruşumuzun, vatanımıza ve milletimize olan namus borcumuzun gereğidir. Bugün iktidar gücü; milli iradenin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi etkisizleştirilerek, kapalı kapılar ardında, sınırsız, ölçüsüz, denetimsiz ve devletimizin tüm geleneklerine ve Anayasa’ya aykırı olarak küçük bir azınlık tarafından kullanılmaktadır. Türkiye Barolar Birliği ve barolarımızın, bu azınlığın son derece rahatsız olduğu Hukukun Üstünlüğü, Adil Yargılanma, Suçsuzluk Karinesi, Savunma Hakkı, Yargının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı gibi temel kavram ve hakları savunması, Anayasa’dan ve kanunun açık hükmünden kaynaklanan en temel görevidir. Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız bu görevi, bu hakların asli sahibi olan 81 milyon vatandaşımız ve henüz doğmamış evlatlarımız da dahil olmak üzere tüm Türk Milleti adına üstlenmiştir.

 

TBB ve Barolarımız,

yargının kurucu

unsurudur

Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız, sadece meslek örgütü değildir. İddia, yargılama ve savunma üçlüsünden oluşan yargının kurucu unsurudur. Bu kurucu unsurluk görevinin dayanağı, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesidir. Cumhurbaşkanının dile getirdiği projenin nihai hedefi, 81 milyon vatandaşımızın temel haklarını savunmasız bırakmak, hukukun üstünlüğünün yerine, güç sahibi olanların üstünlüğünü yerleştirmektir. Türk Milleti şunu çok iyi bilmektedir: Bu amacın önündeki en büyük engel Türkiye Barolar Birliği ve barolarımızdır. Bizim hedef alınmamızın sebebi de budur.

 

Savunma mesleği,

hukuk devletinin ve her

vatandaşımızın insan

haklarının güvencesidir

Savunma mesleği, hukuk devletinin ve her vatandaşımızın insan haklarının güvencesidir. Avukatların hükümete bağlandığı bir düzende savunma mesleğinden söz edilemez. Bu proje, adalet sistemini tamamen çökertmeye yönelik olduğu için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milleti’nin bekasını da doğrudan doğruya hedef almaktadır.

 

Bu projenin, 2013 yılında

FETÖ tarafından

gündeme getirildiği

hepimizin malumudur

Türk Milleti bilmelidir ki; bu projeden en büyük heyecan ve mutluluğu Türkiye’yi bölmek ve yıkmak isteyen terör örgütleri ile onlara maddi manevi her türlü desteği veren küresel oyun kurucular çoktan duymaya başlamıştır. Bunların eliyle ve baro adıyla kurulacak dernekler ve onların üst birlikleri her milli meselede iç ve dış kamuoyunu Türkiye’nin gerçekleri hakkında yanlış bilgilendirecekleri ve fakat devlet eliyle kendilerine sıfat kazandırıldığı için etkili olabilecekleri imkana kavuşacaktır. Nitekim bu projenin, 2013 yılında FETÖ tarafından gündeme getirildiği hepimizin malumudur.

 

Mahrumiyetler ve

mağduriyetler

oluşturacaktır

Öte yandan, Türkiye Barolar Birliği’ni ve Baroları bölmek, Baro ve Üst Birlik adıyla derneğimsi yapılar türetmek, 108 bin avukatımızı, onların eş ve çocuklarını, 20 bin stajyer avukatımızı, Türkiye Barolar Birliği tarafından bir kuruş kamu kaynağı kullanılmadan verilen ve dünyada emsali olmayan sağlık yardımından, meslektaşlarımızın öksüz ve yetimlerinin sahiplenilmesinden, yaşlı ve ihtiyaç sahibi meslektaşlarımızı ek emeklilik ödeneğinden, iş göremez duruma gelen meslektaşlarımızı kimseye muhtaç olmamalarını sağlayan etkili bir sosyal yardım hizmetinden mahrum edecektir. Bu mahrumiyet, her siyasi görüşten en az yarım milyon vatandaşımızı dolaylı veya doğrudan mağdur konumuna düşürecektir.

 

24 Şubat 2018

tarihinde ‘olağanüstü

toplantı’ya davet

Sayın Cumhurbaşkanı’nın milli menfaatlere aykırı, terör örgütlerini sevindiren ve yargıyı tamamen yok edecek projesini dile getirmesinden sonra mümkün olan tüm kanallar yoluyla açık ve yakın tehlikeyi ilgili ve yetkili olmasını beklediğimiz her kişi ve makama en yapıcı bir üslupla anlattık. Ancak projenin ısrarla yürütüldüğünü görüyoruz. Bu sebeple olağanüstü toplanan yönetim kurulumuz, oybirliğiyle, 24 Şubat 2018 tarihinde tüm Baro başkanlarımızı, Barolarımızın Türkiye Barolar Birliği delegelerini, seçilmiş tüm kurullarını ve tüm meslektaşlarımızı Ankara’da çok yüksek katılım dikkate alınarak belirlenecek uygun bir salonda olağanüstü toplantıya davet etme kararı almıştır. Toplantının tüm organizasyonu için başkanlık divanı tam yetkilendirilmiştir.

 

Türk Milleti’ne emanetiz

Türkiye Barolar Birliği, Barolarımız ve tüm avukatlarımız varlık sebebimiz olan Türk Milleti’ne emanettir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X