‘Eğitim sistemi’ üzerine …
M. Cafer METE...

‘Eğitim sistemi’ üzerine …

Bu içerik 141 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Bir yaz tatilini daha geride bırakarak, Eylül sabahının güzelliği ile okul bahçesinde öğretmen ve öğrencilerimizle birlikteyiz.

Eylül ayı okul ayıdır. Yeniden başlangıç, yaşamanın, hayat yoluna hazırlanmanın bir başlangıcı olan okulların açılış ayıdır. 33 yıl her Eylül ayında öğrencilerime kavuşmanın ve onlarla buluşmanın sevincini yaşadım. Çünkü biz öğretmenler, yorgunluğu geçmiş, yeni bir hamle ile aylık - yıllık çalışma planlarımızı yapmış, cıvıl cıvıl çocukların okul bahçesinde birbirlerine tatil hatıralarını anlatma ve tekrar buluşma sevincini yaşadıklarını görürüz.

Ne yazık ki öğretmen, veli ve öğrenciler her yıl, her ay program ve metot, müfredat değişen bir yaşam içerisine girdik. Defalarca bu sütunlarda, yapılan uygulamaların yanlış olduğunu, müfredat programlarının altı ayda bir değişmeyeceğini ifade etmemize rağmen ne yazık ki biz öğretmenleri dinlemeyi bırakın, “ne demek istiyorsun” dahi denilmemiş, kim bilir belki de ‘amma da ukala, çok bilmiş’ diyerek tenkit edilmişizdir.

İnsanı insan yapan en büyük etken eğitimdir. Günümüzün yalın konuşmaları içinde sık sık geçen ‘adam’ sözcüğüne iyi nitelikli olarak anlam kazandıran da eğitimdir.

İnsana kimliğini, bilgi - beceriyi, mahareti, melekeyi, iyi konuşma - iyi vatandaş olmayı, yalan - dolan ve dalaverenin, gammazlığın, fitneliğin, kötülüğün hem yasalar hem de mukaddes dinimizce istenilen bir şey olmadığını, sevilen - sayılan ‘adam gibi adam’ dedirten de eğitimdir.

Güzel yurdumun, güzel insanımızın kalkınması eğitimle olur. Eğitimsiz bir milletin kalkınması imkansızdır. Onlar, geri kalmış ülkeler arasına girer. Öyle ise; ilime, bilime, gelişen dünya teknolojisine erişebilmek ve onlarla boy ölçüşmek ve hatta onları geçmek yine çağdaş eğitimle olur.

Milli eğitimde reform şarttır. Sık sık müfredat, yönetmelik ve sistem değişikliği yapmak öğretmen, veli ve öğrenciyi yarını belli olmayan bir yola sürükler. Program, müfredat, sistem değişikliklerini artık bırakmalı, esaslı laik, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine göre uluslararası çağdaş bir eğitim düzeyine uygun, Bakan tarafından değil, uygulamayı yapan eğitimciler tarafından müfredat programları yapılmalıdır.

Toplumu eğiten ve öğreten öğretmen, yön veren öğretmendir. Öyle ise önüne geleni formasyonu olmayanı ‘korsan öğretmen’ olarak kadroya almak, öğretmenlik mesleğine vurulan en büyük darbedir.

Öğretmen, yarının gençliğini geleceğe hazırlamak gibi büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Öğretmen, büyük Atatürk’ün belirttiği gibi ‘Fikri hür, irfanı hür’ bir nesil yetiştirmek zorundadır. Acaba bunu okullarımızda gerçekleştirebiliyor muyuz?

4+4+4 konusunun yanlışlığının ısrarla dile getirilmesine rağmen Sayın Bakan, ‘ben yaptım oldu bitti’ dedi. Şimdi de ‘geriye nasıl döneriz, açığı nasıl kapatırız’ diye çare aranıyor. Taşımalı eğitim ayrı bir facia idi, köyde tek bayrak çekilen okuldu o da taşımalı eğitimle kapandı. Köylüye yol - yordam gösteren öğretmen artık köyde değil.

Çocukların sabah saat 06’da kalkıp uzak bir köye okula gitmesi acaba çocuklar yönünden uygun mudur? Medyada görüyoruz, 20 kişilik bir otoya 35 kişi doldurulursa gerisini siz hesap edin.

4+4+4 ilkokullarda Osmanlı’daki eğitim ve öğretim sistemidir. İlkokul beşinci sınıfta, ortaokulda, lisede mezuniyet döneminde sözlü ve yazılı sınavlar kalkmış, sınıfta kalmanın kaldırılmasıyla da eğitimin kalitesi düşmüştür. Üniversite sınavlarında sıfır çekenleri görüyoruz.

Okullardan Andımız kalktı. Cumhuriyet, 23 Nisan, 19 Mayıs Bayramları göstermelik hale geldi. Atatürk anıtlarına izinsiz çelenk koyamaz hale geldik. “Dindar ve kindar gençlik” yaratacağız diyerek gençleri başka yollara sevk ettik. Ayrıcalık yarattık.

Okullarımız fiziki yönü ile başta olmak üzere, eğitim araçları ve laboratuvar yönü ile de yetersizdir.

Bu yıl uyguladığımız bir müfredat programını veya sistemi yeni yılda değiştirme gidiyoruz. Yeni bir yöntemle karşı karşıya gelen öğrenci de haliyle bir bunalım yaşıyor. Aynı zamanda veliler için de masraflı oluyor. Bu yıl okunan kitaplar yeni öğretim yılında değişiyor. Hem öğrenci hem de devletimiz için külfet oluyor.

Sayın Milli Eğitim Bakanım. Talim, Terbiye Kurulu ne yapıyor? Bunlar, esaslı çağdaş bir müfredat programı ve sistem belirleyemez mi?

Sayın Bakan; çocuklarımıza, ruhsal gerilimden uzak bir eğitim sistemi yaratalım. Bunun için her bakan değişiminde acaba nasıl bir eğitim sistemi gelecek stresinden kendimizi kurtaralım.

Öğrenciyi kuru ezberden, geçici bilgi değil; araştırma, soruşturma, deneyim sahibi olabilmesi için yaparak öğrenme metoduna, yani İŞ EĞİTİMİNE sevk edelim.

Bugün 21. Asırdayız amma bir gencimiz çıkmış ‘dünya düz ve tepsi gibidir, yuvarlak değildir, dönmüyor. Eğer dönse idi biz ayakta duramazdık’ diye fetva veriyor. Biz dünya yuvarlaktır, dünya dönüyor, yaz - kış mevsimler dünya döndüğü için oluyor diyoruz. Acaba hangisi doğru?

Çağın gereğine uyabilmek ve gelişen teknolojiyi yakalayıp yeni yeni oluşum ve gelişmeler sağlayan bir eğitim düzeni sağlamalıyız. “Ben yaptım oldu bitti” fikrine değil, eğitim bilimcilerin görüşlerine önem vermeliyiz.

Eğitimden, “kindar, dindar gençlik” değil, vatanına - milletine - ananelerine - imanına bağlı; laik, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine göre yetiştirilmiş bir gençlik istiyoruz.

Sayın Bakanım; Milli Eğitim teşkilatında 16 yıl örgün eğitimde, 16 yıl da yaygın eğitimde çalışmış emekli bir öğretmen olarak bir teklifim olacak. Milli Eğitim Şurası toplantılarına emeği geçmiş, tecrübe sahibi eski eğitimcileri de davet edin veya onlarla ayrı bir şura toplantısı yapın. Bakın, eğitim için ne kararlar çıkacak. Siz de o zaman eğitimimizin nerede olduğunu apaçık göreceksiniz.

Bu arada, öğretmen liseleri ve eğitim enstitülerini kapattınız. Öğretmenlik formasyonu olmayan kişiler çocuk ruhunu, gelişimini nasıl uyguluyor bunu biliyorlar mı?

Sayın Bakan lütfen, öğretmenlik hassas meslektir. Bu meslek okullarını açın. Öğretmenliği cazip hale getirin. Öğretmenlere araştırma görevlisi olarak ödenek tahsis edin. Öğretmen gezsin, görsün ki öğrenciye daha faydalı bilgiler verebilsin.

Öğrenci kuru kuru ezbere değil; yaparak, yaşayarak, araştırmacı ve soruşturmacı olarak öğrensin.

Şu prensibi, atasözünü unutmayalım: ‘Okursam unuturum’, ‘Görürsem hatırlarım’, ‘Bizzat kendim uygular ve deneyi kendim yaparsam unutmam’.

Siyaset, lütfen Milli Eğitimden elini çeksin. Çocuklarımızın geleceği ile oynanmasın.

Sayın Bakanım, lütfen istirham ediyorum. Milli Eğitim’den siyaseti arındırın.

Saygılarımla …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X