Sandıkta çözmek
Konuk Yazar...

Sandıkta çözmek

Bu içerik 269 kez okundu.

Yılmaz Kaya AYLANÇ

Benim yaşlarımda olan arkadaşlarımın işleri, eşleri, çocukları, karınca kararınca yatırımları oldu.

Gördüğüm kadarı ile uzun ve mutlu evlilikleri ile doğru bir eş, çocuklarına iyi bir eğitim ile onları yarına hazırlamada isabetli tercihler, başarılı iş hayatları ile iyi bir iş kariyeri ve kazançlarını hak ettiği yerlere harcayarak da mal varlıkları oldu.

Bu insanlar devlet falan yönetmiyordu. Benim gibi “sıradandılar” veya daha yüksek nitelikleri olanlar da vardı aralarında. Bu yaşa kadar kendileri ve aileleri için ve işleriyle ilgili onlarca karar vermişlerdi. Bu kararların bazıları çok önemli ve hayati idi. Ancak sonuçlara baktığımızda hemen hepsi hep doğru veya doğruya yakın kararlar vermişlerdi. Oysa çok daha önemli olan, bir ülkenin kaderini etkileyecek kararlar değildi bunlar. Ancak akıllarını, tecrübelerini kullanarak ve güvendiklerinin fikirleri ile hep doğru yolu bulmuş, doğru kararları vermişlerdi.

Bu kıyaslamamın ardından sormak istiyorum: Bir devleti yöneten, kararları milyonlarca insanı etkileyecek olanların, durmadan “yanılmışım – kandırılmışım” deme hakları var mı?

Onlar bu hakkı kendilerinde görüyor olsalar bile, onları bu makamlara getirenlerin, tekrar tekrar bu yetkiyi onlara vermeleri akıl kârı mı?

Çocukken arkadaşlar ile oyun oynayıp da mızıkçılık yapacağımızda “Allahın Hakkı 3” derdik. Devlet yönetmiyorduk, alt tarafı oyun oynuyorduk ve topu topu 3 ‘mızık hakkımız’ vardı.

Ülkemde 15 yılda hayatımızı değiştirecek kadar kurumlar, kurallar, yasalar ve uygulamalar ile politik karar değişiklikleri yaşadık. Ancak bunların pek çoğunun bir müddet sonra “aldatılmışız – yanılmışız” denilerek değiştirildiğini gördük.

Devlet yönetmek ciddiyet, tutarlılık, akıl, kararlılık, süreklilik gibi birçok meziyetin bir arada olmasını gerektirir. Bugün bunlardan çok uzak olunduğunu düşünüyorum. Oysa bugün verilen her karar, bizi olduğu kadar, hatta daha da çok, geleceğimiz olan çocuklarımızı etkiliyor olacak.

Bu kadar basitçe, “kandırılmışız - yanılmışız” deyivermekle işin içinden çıkılamaz. Bu anlayışla devlet yönetilemez. Demokratik olarak oylarımıza sahip çıkıp, en azından biz halk olarak yanlışta ısrar etmemeliyiz. Devlet yönetimini daha ehil ellere teslim etmeliyiz …

Geçen 15 yıldan örnekler …

Milli eğitim politikaları, değişen bakanlarla birlikte değişen müfredatlar ve sınavlar.

Dış siyasette “sıfır sorun” politik hedefinden; tüm komşular ile, Avrupa Birliği ve pek çok ülke ile ciddi sorunlar.

Cemaatler ile ilişkilerde, kurumların onlara teslimi ve darbelere kadar varan süreçler.

Önce PKK ile çözüm arayıp sonra pardon denilerek yürütülmeye çalışılan mücadele.

Bayrakları göndere çekilerek kırmızı halılarla karşılanan Barzani hakkında, gelinen noktada “yanılmışız” itirafıyla birlikte “vanayı kapatırım ha” cümlesiyle çare arayışları.

Tarım Bakanı’nın, “2002’de kendi kendimize yeterken ne oldu da bu duruma geldik” demesi …

Mutlaka unuttuğum çok şey vardır.

Bunların hiç birini hak etmiyoruz.

Demokratik ülkelerde bütün bu örnekler çoktan istifayı gerektirirken, böylesi bir iktidarı hiç mi hiç hak etmiyoruz.

İnanıyorum ki, çok büyük bir sorun olan bu durumu, yine sağduyulu vatandaşlarımız sandıkta çözecektir. Umuyorum …

(27.09.2017)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X