Eğitimimiz dökülüyor!..
Mehmet SARI...

Eğitimimiz dökülüyor!..

Bu içerik 61 kez okundu.

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi

‘Ulusları kurtaracak olanlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir’ diyen Atatürk’ün bu çok doğru sözüne ne oldu? Demek ki öğretmenlerimiz mutlu ve iyi yetiştirilmiş değil…

Sorunları var ki, öğrencilerine iyi yaklaşımları olamıyor. İyi bilgi ve beceriler veremiyorlar demek ki ... Buna neden olan ise, eğitimin çok değişmesi, yaz - boz tahtasına çevrilmesi öğretmenleri engelliyor. Bu değişimlerde öğretmene soran olmuyor. Meslek içinde öğretmen yetişmesi sağlanamıyor.

İslamiyet de gerçek anlamda bilinmiyor. Günümüzde laiklikten uzaklaştırılarak anlatılmaya çalışılıyor. İslâmiyet, aydınlanma, doğru bilim iken bazı tarikatların – cemaatlerin - şıhların yanlış anlatmaları ve uygulamaları olarak anlaşılır ve uygulanır oldu. Mezhepçiliğe, ayrışmaya gitti.

Camiye, Okula, Kışlaya politika girmemelidir. Böylece Diyanet İşleri Başkanı politikaya alet olmamalıdır.

Atatürk, Diyanet İşleri Teşkilatını güzel İslâmiyet’in yanlışlarından kurtarılması için kurmuştur. Bunun için Elmalı Hamdi Efendi’ye, halkın anlayacağı dilde Kur’an tercümesi yazdırmıştır. Parasını da kendi cebinden vermiştir. Arzusu İslâmiyet’in milleti tarafından iyi anlaşılması ve uygulanması idi. Dinin hurafeden uzaklaşmasını, başlık parasıyla küçük yaştaki kızların satılmamasını istemiştir. Ama Atatürk’ün istediği halâ olamadı. Toprak reformu isteği olamadı. Köy Enstitüleri kapatılmasaydı Atatürk’ün istekleri yerine gelirdi. Çünkü Cumhuriyetin, aydınlanma devriminin ve üretken eğitimin en büyük projesi ‘Köy Enstitüleri’dir.

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihinde, 3083 Sayılı yasa ile Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulmuştu.

Ağalar, Enstitüleri 1953’te Adnan Menderes’e kapattırdılar. Böylece Cumhuriyetin aydınlanma dönemi Köy Enstitüleri ile birlikte kapanmış oldu.

Bir de ülkemin başına İmam Hatip eğitimi uygulayan bir iktidar geldi ve kendince din eksenli bir eğitim uygulamasına yöneldi. Böylece eğitim sistemimiz en kötü yıllarını yaşamaya başladı. Ne zaman ki Atatürk uygulamalarına, değerlerine dönülürse eğitimde iyiye gidiş başlar. İşte o zaman iyi akıl yürütebilen ve ehil insanlar iş başına gelir, ülkemiz geri kalmaktan kurtulur. Ülkede üretim artışı başlar, dışarıdan saman, et ve süt almaz oluruz. Bunlar da eğitimin üretici, demokrat, laik olması ile sağlanabilir.

Bunun olmaması, Türkiye’nin tek adamlar tarafından yönetilmesindendir. Ülke, ahlaklı yönetim kanunu istiyor. Devlet Planlama Teşkilatı kurulmalıdır istiyor. Eğitim parasız olmalı ve öğrenci yurdu her okulda olmalıdır. Kötü amaçlar için 60 yıl önce çok il ve ilçede ‘Işık evleri’ kuruldu. Fakir ailelerin zeki çocukları buralara alındı ve giderleri bu tarikatlar tarafından karşılandı. İşte böylece kötü amaçlar için devletin kurumları işgal edildi. Sonuçta devletin köklü kuruluşlarını zedelediler. Bu ülkeye 15 Temmuz darbesini yaşattılar. Tüm bunlar kötü eğitim sonucu oldu. Bu kötü eğitim, çocuklarımıza en büyük zararı vermektedir.

İskandinav ülkeleri, en iyi eğitimi uygulayarak en ileri kalkınmayı sağlamıştır. Biz ki kötü eğitimi uygulayarak, kalkınmada çok geri kaldık. Eğitim noksanlığı, eğitimdeki geriliğimiz ülkemizdeki tüm geriliklerin baş nedenidir.

Atatürk, “İyi eğitim bir ülkeyi iyiye götürür, kötü eğitim kötüye götürür. Eğitim, eğitim ilmine göre olmalıdır” diye boşuna mı söylemiş?..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X