“Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması”
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

“Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması”

Bu içerik 508 kez okundu.

HUKUK KÖŞESİ / Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK / info@ezgiefendioglu.av.tr

Türk Medeni Kanunu tüzel kişiliği, başlı başına bir varlığı oluşturmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları olarak tanımlamıştır.

Bu tanımdan anlaşıldığı gibi tüzel kişilik, kendini oluşturan birimlerden yani kişi veya mal topluluklarından tamamen bağımsız ve ayrı bir yapıya sahip bir kurumdur. Bu sebepledir ki tüzel kişiliğin gösterdiği tüm faaliyetlerden ortaklar değil, tüzel kişiliğin bizzat kendisi sorumlu olacaktır.

Şirket ortaklarının tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmamaları kuralı, üçüncü kişi alacaklılarla şirket ortakları arasında adeta bir perde/örtü görevi görmektedir. Tüzel kişiliğin gerçekleştireceği büyük faaliyetlere karşı tüzel kişilik ortakları bu sayede koruma altında olacaklardır.

Ne var ki hukukta her kuralın mutlaka bir istisnası bulunmaktadır. Şirket ortaklarının tüzel kişiliğin borçlarından sınırlı olarak sorumlu olması kuralı, uygulamada kimi zaman dürüstlük kuralına aykırı ve alacaklıyı zarara uğratma maksadıyla kötü niyetli olarak kullanılmaktadır.

Türk Medeni Kanunun 2. Maddesinde yer alan dürüstlük ilkesi temel alınarak “tüzel kişilik perdesinin aralanması” ilkesi geliştirilmiştir. Bu ilke sayesinde tüzel kişilik ortakları tüzel kişiliğin arkasına saklanarak borçlarından kurtulamayacaktır.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin uygulanabilmesi için öncelikle tüzel kişiliğe başvurmak esastır. Tüzel kişiliğin yeterli öz sermayesi bulunmaması halinde perde aralanır ve tüzel kişilik ortaklarının sorumluluğuna gidilmenin yolu açılabilir. Çünkü şirketler yalnızca kuruluş sırasında değil, şirketin devamlılığını sağlamaları için faaliyetleri esnasında da olabilecek riskleri karşılayabilecek miktarda olmalıdır. Tüzel kişiliğin faaliyet gösterdiği ve ticaret yaptığı esnada yeterli öz kaynağı bulunmaması halinde, tüzel kişilik alacaklılarının haklarına zarar geleceği şüphesizdir. Böyle bir durumda alacaklılar tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle şirket ortaklarının sorumluluklarına gidebilecektir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 19.06.2012 tarihli, 2012/3083 E. ve 2012/4296 sayılı kararında tüzel kişilik perdesinin aralanma ilkesinin amacı; “tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyeti sağlamaktır. Perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin (ortakların), üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortakların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmak” olarak açıklanmıştır.

Uygulamada tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesinden yararlanabilmek için tüzel kişilik ortaklarının yapmış oldukları muvazaalı işlemlerin ve bu minvalde birtakım hakları kötüye kullandıklarının ispat edilmesi gereklidir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X