Ahlat ağacının kokusu ...
Fikret ÇOBAN...

Ahlat ağacının kokusu ...

Bu içerik 149 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

“Dün evde yoktum,

dağlarda dolaştım”

diyor ya İlhan Berk.

 

Ben de öyleydim.

Dün ve dünden önceki gün.

Çocukluğumun coğrafyasından geçtim, oturdum, taşlara baktım,

sonra, ova mevsimin tüm renk ve ara renkleriyle örtülü ve hüzünle kaplı bir zaman.

Burda insan tam anlamıyla sonbahar yüklü.

Havada henüz,

nemli toprak ve ahlat ağacının kokusu.

Güz ne zaman geldi de ne zaman gidecek.

Farkında bile değiliz.

Tatil ne zaman bitti, yaza ne oldu?

Yazdan güze ne zaman geçildi, farkında mıyız !

Renkler nasıl sarardı ve şimdi kızıla doğru savruldu.

Demek mevsimler biz farkında olmadan bize hazırlık yapıyorlar.

Sıcağın rengi sarıysa soğuğun rengi giderek kızıldan karaya mı demek istiyorlar.

Bildiğim renklerin değişimi biraz değil çok, soğukların şiddetiyle ilgili.

Tabii bu yazdıklarımı kitap öğretir mi, okul öğretir mi bilmem,

ama doğayı, değişimi ve renkleri hayattan öğrenmek başka, bunun okulu yok.

Sonbaharı tatmak için, görmek için buralara gelmek lazım.

Doğaya açılmak ve oralarda deli deli şiir okumak lazım.

Benim aklımın kesmediği bir şey vardır.

Yaz ne zaman biter de güze gireriz?

Bu yaşa geldim, bunun ayrımına bir türlü varamadım.

Lodos eser, ağaç yaprakları ters yüz dökülür ve ortalığı kaplarsa bazı değişimlerle,

yazın bittiğini anlıyoruz.

Şimdi, babamın aşıladığı şu kocamış armut ağacına yaslanıp şiirle veda edeyim çocukluğumun geçtiği coğrafyaya …

 

Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,

Ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;

Serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;

Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,

Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.

 

Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.

(Ülkü Tamer)

 

Demlenmiş Sözler ...

Bir dizem olsun elinden tutmadı mı senin

hiç mi hakkı yok akşamlarına su veren şiirlerimin ...

(Murathan Mungan)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X