Ey Oğul / 6 - Kılavuzun Bilim Olsun
Zeki SARIHAN...

Ey Oğul / 6 - Kılavuzun Bilim Olsun

Bu içerik 551 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Ey oğul!

Güneş nasıl dünyamızı aydınlatıyorsa bilim de bize yolumuzu gösterir. O bilim sayesindedir ki, evrende var olan her şeyi, onlar arasındaki ilişkiyi, kendimizi, toplumu daha iyi anlarız. Bilmediklerimiz üzerindeki kara örtü kalkar.

Bilim evrenin, doğanın, eşyanın keşfidir. Bilim dur durak bilmeden ilerlemekte, insanlık her gün yeni gerçekler öğrenmektedir. Bilim hayatımızı kolaylaştırmaktadır.

Tarih boyunca insanlık bilgi ve bilim üretti. Gerçeğin peşinden koştu. Bugün bilinebilen ne varsa yüz binlerce yıldır milyonca insanın deneyimlerinin, araştırmalarının ve yaşantılarının sonucudur. Bilim evrenseldir, bütün insanlığın malıdır.

Günlük hayatta bilim ve teknolojinin nimetlerinden yararlandıkları halde, bilime aykırı inançlar besleyen insanlara kızma. Bu onların kötü niyetlerinin değil, çaresizliğinin bir sonucudur. Geçmiş devirlerin derinliklerinden gelen ve toplumsal yaşamın parçası haline gelen bilime aykırı bu inançlar, zamanla yerini bilimsel düşüncelere bırakacaktır.

Asıl yadırganacak olan, bilimsel gerçekleri bildikleri halde bunları kitlelerden saklayan, onların geri yanlarına seslenerek bundan politik çıkar sağlamaya çalışanlardır. Gerçekler, çoğu zaman batıl inançlar tarafından boğulmuş olsa da bilim eninde sonunda kendini kabul ettirir.

Bir de, elde ettiği bilimsel sonuçları halktan gizleyen, bunları ticari ve başka kaygılarla kendisi için alıkoyan insanlar vardır. Onlara ne kadar kızsan haklısın.

Ey oğul!

Bilime kayıtsız şartsız bağlan. Fakat bilimsel gerçeklere aykırı düşünceler besleyenleri kınama. Onlara kılıç çekme. Çünkü sen onların elinden tutup ilerletmekle görevlisin. Halkla bağların inanç nedeniyle koparsa kimlerle birlikte yaşayacaksın? Onların bulundukları yerde olacaksın ve gene onları bulundukları durumdan kavrayacaksın. Unutma ki insanlar arasındaki temel bölünme cahillerle bilgili olanlar, farklı diller, dinler ve mezhepler arasında değil, emekçilerle sömürücüler arasındadır.

Halkçı biri olarak ilk kavraman bilimsel gerçek budur.

İnsanları aydınlığa ulaştıran kitle mücadelesidir. Kitleler toplumsal düzeni değiştirme gücünü kendilerinde buldukça, kendi kaderlerini ellerine aldıklarına inandıkça gerçeklere ulaşırlar. Aydınlanmanın yaratıcısı sınıf mücadelesidir. Bunun farkında olmayan ve halkı aydınlatmaya onların inançları konusunda tartışmaya girerek tersten başlayan nice aydınımız toplumun dışına itilerek işlevsiz kalmıştır. Sen onların sömürü ve bağımlılıktan kurtulması türküsünü söylemişsen, Nazım Hikmet gibi bir köy mezarlığında iki emekçinin arasında yatmayı vasiyet edersin.

Halkın ileriye doğru nasıl değişeceği, bunu onlara en kolay yoldan benimsetmenin yolları da toplum bilimlerinin ve siyaset biliminin konusudur.

Halkçı aydınlar bilimi bir bütün olarak kavramadıkları için burjuva aydınlar gibi davranmakta, bu yüzden halktan ayrı düşmekte ve onunla birlikte yürümekte zaafa düşmektedir. Günümüzde ve on yıllardır sıkıntısını çektiğimiz durumun kaynağı budur. (9 Mayıs 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X