Aslında yaşamı çok seviyorum …
Gökhan GURBETOĞLU...

Aslında yaşamı çok seviyorum …

Bu içerik 224 kez okundu.

Gökhan GURBETOĞLU

Yaşadığımız dönemin bir özelliği midir, sizlere de aynı şeyler oluyor mudur bilmem ama ben bazen bıkıyorum yaşamaktan.

Aslında yaşamı çok seviyorum …

Kuşların gökyüzünün mavisinde gezinmesini …

Çiçeklerin bin bir çeşit kokusunu duyumsamayı …

Ağaçların rüzgarla dans ederek bu mevsimde yapraklarını dökmesini …

Çocukların kahkahalarını …

Kedilerin sırnaşık sokulmalarını …

Denize karşı şiirler okumayı …

Doyasıya evladı kucaklamayı …

Sevdalının gözlerinde yitip gitmeyi …

Dostlarla kadehlerce sohbet etmeyi …

Türkülerde, halaylarda umudu yarınlara taşımayı …

Seviyorum işte yaşamayı …

Peki bunca sevilen şey varken nedir bu yaşamdan soğuma sendromu?

Hepimizin bildiği bir gerçek artık bu …

Türkiye gerçeği; BELİRSİZLİK …

Evet, 2002 yılında bizlere çağdaş ve güçlü bir Türkiye vadeden AKP, on beş yılda başaramadığı bu kriteri, 2023 yılına da yetiştiremeyeceğinin farkında olmalı ki 2071 yılına taşımış durumda hedeflerini.

Buna da ancak ne denir ki; “Kim öle, kim kala”dan başka.

AKP’nin on beş yılda getirdiği noktaya baktığımızda, bırakın çağdaşlığı, günden güne gerileyen bir toplumsal yapıyı hedeflemekte ve de toplumun kendisini desteklemeyen tüm kesimini dışlar tavırları ile toplumu tamamen ayrıştırmış durumdadır. İşte bu tablonun yarattığı psikoloji ile artık Türkiye vatandaşları 2019 ve sonrası için büyük endişeler taşımaktadır.

Bu endişeleri sadece halk değil, küçük esnafından, küçük işletmelerine ve hatta büyük işletmelere kadar aynı kaygılar artmaktadır. İşte son ABD’nin vize uygulaması. Irak ve Suriye’deki sonuçlar.

Hatırlanırsa, Irak’ta tarafsız kalan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bir gecede yıkılıvermişti borsalar aracılığı ile ve de adım adım bu iktidarın ellerine sessizce teslim edildik. Şimdi ise tek sesli, tek renkli bir iktidarın hakimiyetini günden güne her kesim daha da güçlü hissediyor. Hatta kendi içlerinde bile hissediliyor şu sıralarda.

Ülkede elle tutulur hiçbir şey kalmamış. Hem devletin hem özel sektörün hem de halkın borçları ayyuka çıkmış durumdadır. Ufacık bir sallantıda hepimiz göçeceğiz … Ama bu korku ile yıllardır aynı iktidarın ekonomik ve de siyasal sefaletini yaşamaktan yorulduk. Artık dur deme zamanıdır. Çünkü daha da geç kaldığımızda elimizde yaşayacak belki de bir ülkemiz kalmayacaktır.

Türkiye AKP iktidarı döneminde devletin elindeki işletmeleri özelleştirerek başladığı özelleştirme furyasına, sağlık ve ardından da eğitim ile devam etmiştir. Sağlık ve eğitim, içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

İşçi olmak, hak aramak şöyle dursun, kölecesine çalıştırılır hale gelmiş durumdayız.

Emeklilik mezarlara kalmıştır.

Bu tablo karşısında bir vatandaşın nasıl olup da gelecek hayali kurmasını bekleyebiliriz ki …

Ama hayaller insanları güzelliklere taşır ve de yaşamdan zevk almasını sağlar.

Aman siz siz olun, benim gibi hayallerinizi perdelemeyin …

Güzel hayaller kurarak güzel bir ülke bırakabiliriz çocuklarımıza … Onlar gülümsesin diye ....

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X