İnovasyonun bize etmedikleri …
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

İnovasyonun bize etmedikleri …

Bu içerik 167 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Bir inovasyondur gidiyor hadi bakalım …

100 kişiye sordum dosdoğru bir cevap alamadım… Şaka değil, gerçekten sordum.

Zaten kelimelerle aramızda mesafe var. En iyisi çok da şeetmeyeyim dedim.

Açık ve net olarak yazıyorum; TDK (Türk Dil Kurumu) karşılığı “yenileşim” oluyor bu inovasyonun. Yani oradan da pek bir şey elde edemiyoruz.

Google aramalarında hep aynı cümle; “İnovasyon, toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması anlamındadır.”

Hem bir süreci hem de bir neticeyi ifade eder bir konumda kalıyor bu kavram.

Şimdi, çaydanlıkta çayımızı demlerken artık çay makinelerini kullanmaya başlamamız bir inovasyon örneği mi oluyor? Çaydanlıkta çay demlemek bizi rahatsız eden bir sorunsa, bu soruya evet cevabını verebiliriz. Fakat inovasyonun bir buluş olmadığını söylediğimiz zaman soruya cevabımız hayır olacak.

Çay makinelerinin bir buluş değil de çaydanlığa katılmış yeni özellik olduğunu söylersek cevap yine evet oluyor.

Eminim ekonomi, işletme ya da bu yönde eğitim veren fakültelerde bu konu inciğine cinciğine kadar öğretiliyordur ama ben sıradan vatandaş olarak bu kelimeyi duyup duymamazlıktan gelmekten sıkıldım. Bilenler bize de açıklasın istiyorum.

Kendi imkanlarımla felsefik yorumlar yapmaktan beynim azıcık acıdı. Üstüne üstlük bu aralar haber kanallarında da çok duymaya başladık. Popüler bir kelime oldu neticede.

İnovasyon; olduğu gibi, durağan bir niteliğe de sahip değil, bir de süreci var. Bu süreç ise bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanıyor. Bu nedenle de inovasyon; teknik, ekonomik ve sosyal süreçlerin oluşturduğu bir bütün halini alıyor.

Hatta inovasyonu benimsemiş bireylerde ise inovatif düşünce kültürü oluşuyor ki, bu bireyler yeni fikirler ortaya çıkarmaya adıyorlar kendilerini. Bizim inovasyon oldu mu size büyük bir mekanizma. Bu mekanizmaya sahip toplumların açıkça avantajlı olduğunu gözle görebilir duruma geliyoruz. Bir de bir ülkenin inovasyonu hedef olarak koyduğunu düşünecek olursak, işsizliğin olmadığı, kazancın arttığı, ekonominin güllük gülistanlık, hayat kalitesinin yüksek olduğu bir tabloyla karşılaşmamız işten bile olmaz.

O zaman diyebiliriz ki, iyi şartlarda yaşamak için sahip olmamız gereken anahtar, inovasyondur. Bunun teknolojik inovasyonu var, organizasyonel inovasyonu var, pazarlama inovasyonu var, toplumsal inovasyonu var. Hepsini birleştir, al sana refah dolu bir yaşam.

Fakat bunu elde etmek o kadar kolay olamaz, olmamalı, yoksa bu kadar çileyi niye çektik değil mi?

Bugün yaratılan tüm dünyayı ilgilendiren problemler, problem yaratırken mevcut düşünce sistemleriyle çözülemezler. İlla ki yeni bir beyin gerekecektir. Einstein böyle buyurmuş, boşuna da buyurmamış. Yeni dönem Einsteinları elbet olacak ama şu an elimizi sallasak bir bilim adamına denk geleceğimiz Yeniçağ’da olmadığımız için toplumlar maalesef olanla yetinmek zorundalar. Bu olanlara da en kısa sürede inovatif düşünce aşısı yapılıp geliştirilmeli.

Meğer ne kadar önemliymiş bu inovasyon dediğim anda bir bacağı kısa olan masada kısa olan bacağın altına karton sıkıştıran bir kişinin inovatif mi düşündüğünü düşünür halde buluyorum kendimi.

Sonra bakıyorum çevreme, her nedense ele avuca gelecek hiçbir örnek bulamayarak üzüntü içinde yazıya noktalar koyuyorum …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X