Sanata ve sanatçıya sadece saygı yetmez! / 1
Dursun GİRGİN...

Sanata ve sanatçıya sadece saygı yetmez! / 1

Bu içerik 229 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Elbette sanata ve sanatçıya saygı şart… Fakat kuru kuruya, sadece tek başına saygı yeterli değildir. İşte bu anlamda her dalda hizmet üreten insanlarımız eğer ürettiği işten yeterince karnını doyuramıyorsa, bir gün gelecek teslim bayrağını çekecektir. İşte bu nedenle diyoruz ki, geliniz birbirimizin sanatının, daha doğrusu el emeği üretiminin hakkını da bir yerde vermesini bilelim. Böylece tüm üretenler, yaptığı işi isteyerek ve de severek yapabilsin.

Hani, ‘Dünya kırk kulplu kazan. Tut bir kulpundan sen de kazan’ derler ya, işte bugün kimimiz işçi, kimimiz müzisyen, kimimiz aşçı… Velhasıl hepimizin farklı farklı kazanç yönleri var. Yıllar önce de dedelerimiz, atalarımız davul-zurna kültürünü iş edinmiş, aş edinmiş ve bu kültür 250 - 300 seneden beri yaşatılmaya çalışılıyor. Ancak bazı sanatlar gibi her geçen gün bu kültürü iş edinenler, aş edinenlerin sayısı giderek azalıyor. Tek sebebi de karınlarının doymaması…

Bir misal ile konuyu açmak istiyorum. Yıllar önce sepet, küfe gibi el sanatlarımız alıcı buluyor ve bu işi yapanlar karınlarını doyurabiliyordu. Peki sonuçta ne oldu da bugün bu sanattan eser kalmadı? Demek ki insanlar yaptığı işin karşılığını da almak istiyor. Ne yazık ki bugün bazı olumsuzluklar devam ettiği takdirde sonuç hem kültür yozlaşmasını getirecek, hem de parayla da olsa o güzelim el sanatlarını bulamayacağız. Tek bir temennim var. Umarım ki bu kötü sonuçları görmeyiz ve de yaşamayız.

Değerli dostlarım, hiçbir şey için ‘Hadi canım sen de! Böyle bir şey olmaz ve de yaşanmaz’ demeyin sakın! Hızla gelişen ve değişen ülkemiz şartları ne yazık ki birçok olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. Örneğin bugünkü şartlarda bir tek piyanistin 1500 - 2000 liraya bir günlüğüne düğün ve derneklere gittiğini düşünürsek, mükemmel bir davul-zurna ekibi en az 5 veya 6 kişiden oluşur, böyle bir kadronun da en az 4-5 bin liraya gitmesi lazım ki yeterince karnı doyabilsin. Doğal olarak sanatını da severek yapabilsin. Ama gelin görün ki nerede böyle bir güzellik! Şimdi 5 - 6 tane torunum yetişiyor. Böyle devam ederse inanın hepsini de hem zurnacı, hem de piyanist olarak yetiştireceğim. Örneğin oyun havası sırası mı geldi, çıkar zurnayı, ver orgun sesini de, al sana 4 başı mamur bir orkestra!

Evet dostlarım, hazır olun; birkaç sene içinde bu güzel tabloyu da mutlaka göreceksiniz. Eğer amaç sanat değil de iş bitirmekse al sana işi bitirici bir orkestra…

Değerli dostlarım. İnanın bu kelimeleri öfke ile yazıyorum. Nedeni, ‘şu kadar fiyat isterim’ dediğinde kimi zaman adam şunu söylüyor ‘Abi ben sana tekrar dönerim.’ Gidiş o gidiş… Sonra da bir bakıyorum o işe yine iş bitiriciler gitmiş. Eh, durum böyle olunca bizlere de tek bir seçenek kalıyor, ‘sen de iş bitirici ol be kardeşim! Ardında yumurta sepeti mi var…’

Sevgili dostlarım.

Gerçekten de çok kötü bir zamandan geçiriyoruz. Peki ya eskiden nasıldı derseniz? Eskiden kaliteye çok önem verilirdi. Örneğin Kayabaşı, Katrancı, Çomakdağ köyleri, Karaova yöresi, Muğla Yerkesik, Yatağan’ın bazı köyleri, Karpuzlu yöresi kaliteli zurnacılar için gerekirse düğünlerinin tarihini bile değiştirirlerdi. Gerçi aynı geleneği halâ sürdüren köylerimiz yok mu? Elbette var, ancak bu tür kaliteye önem veren köylerimizin sayıları ha bire azalıyor. Bu da bizleri endişelendiriyor. Elbette ‘kara gün kararıp kalmaz’ diye bir söz vardır. Bu şartların hepsinin de sebebi, mevcut ekonomik şartlardır.

Neyse, bu konuyu gelecek köşe yazımda ele alacağım

Şimdilik hoşça kalın, dostça kalın …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X