Mültezim
Metin SALMAN...

Mültezim

Bu içerik 58 kez okundu.

Metin SALMAN

Osmanlı İmparatorluğu’nda topraklar padişahın, dolayısıyla devletin kabul edildiğinden, toprak yönetimi için değişik sistemler uygulanıyordu.

Bunlardan biri TIMAR denilen toprak yönetim sistemi olup, bundan masrafsız asker toplamak için faydalanılmıştır. (Tımarlı Sipahi.) Diğer taraftan tımara verilmeyen topraklardan da vergi toplamak için başka yollar aranmış ve tımar düzeni dışında kalan vergi kaynaklarına MUKATAA adı verilerek, o kaynaklardan da vergi toplanması yoluna gidilmiştir.

Devlete gelir getirecek olan bir yerin kiraya verilme işine İLZAM adı verilmiştir.

İLZAM işlemine konu “devlet geliri olan bir yerin kiraya verilmesi” sonucu toplanacak vergiler, doğrudan devlet memurları eliyle toplanmamış ve o yerler, zamanımızda olduğu gibi arttırmaya çıkarılarak, o vergileri toplamak için kim daha yüksek miktar teklif etmişse, vergi toplama işi o kişiye verilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde iltizama verilen vergi kaynaklarının vergilerini götürü bir bedel karşılığında toplayan kimseye de MÜLTEZİM denilmiştir.

MÜLTEZİMLER, devlete ödeyecekleri parayı topladıkları vergilerden çıkarıp, kendileri de bir gelir elde edebilmek için, vergi ödeyenlere yapmadıklarını bırakmamışlar ve insanları canlarından bezdirmişlerdir. İnsanların ödeyemeyecekleri paralar alınmış, ödeyemeyenler dövülmüş ve hatta MÜLTEZİMLERİN adamları tarafından öldürülmüştür. Halktan alınan aşırı AŞAR ve diğer vergiler dolayısıyla toplumda büyük huzursuzluklar ve isyanlar çıkmıştır.

Yani devlet, kendi vergi kaynakları üzerinden bazı mütegallibeler ve zengilerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Şükür ki, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Osmanlı toprak düzeni ortadan kaldırılarak, bu aşar ve benzeri, insanları canından bezdiren vergiler yürürlükten kaldırılarak, MÜLTEZİMLERİN zulümlerine son verilmiştir.

Ne yazık ki Cumhuriyetin ortadan kaldırdığı İLTİZAM SİSTEMİ ve MÜLTEZİMLİK, son yıllarda yeniden hortlatılmaya başlamıştır. Bazı devlet kurumları ve belediyeler KENDİ MÜLKİYETLERİNDE OLMAYAN MALLARI İLTİZAM YOLUYLA GÜNÜMÜZ MÜLTEZİMLERİ ELİYLE İŞLETMEYE BAŞLAMIŞLARDIR.

Son günlerde benzer olay Milas’ta meydana gelmiştir. Muğla Büyükşehir Belediyesi Milas’ın bazı caddelerini paralı otopark haline getirmiştir. Bu caddelerden park parası toplama işini kendisi yapmayarak, Osmanlı Devleti’nin uyguladığı İLZAM işlemini uygulayarak, caddelerden para toplama işini ihale ile bir MÜLTEZİME vermiştir. Bunun sonucu olarak da Milas’ta çok acı bir olay yaşanmış ve MÜLTEZİM ŞİRKET adına otopark parası toplayan kişi ile bir araç sahibi arasında çıkan tartışmada, ihaleyi alan şirket adına otopark parası toplayan, araç sahibini bıçaklayarak ölümüne neden olmuştur.

Böyle bir ölüm olayı Ankara’da da yaşanmış ve orada caddelere parkedilen araçlardan otopark parası alınmasından vazgeçilmiştir. Fakat Muğla Büyükşehir Belediyesi bu uygulamada ısrarcı davranmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında “devlete gelir getirecek bazı kaynakların kiraya verilmesi” (İLZAM) işinin birine ihale yoluyla verilerek, o ihaleyi alanlarca (MÜLTEZİM) gelirlerin toplanması işinin verilmesi normal kabul edilebilirdi. Çünkü ülke padişahın mülkü olarak görülüyordu. Sonuçta devlet, sahibi olduğu bir yeri kiraya veriyordu. Ancak, günümüzde böyle bir uygulama kabul edilemez. Bugün artık kamu idarelerinin mülkiyetinde olar yerler yasalarla belirlenmiştir.

Hiç bir kurum ve kimse, kendi mülkiyetinde olmayan bir yerden ne şekilde olursa olsun bir gelir elde edemez.

Sokaklar belediyelerin değil, kamunun malıdır. Çünkü o sokaklar imar uygulaması yapılırken vatandaşın arsasından alınan % 35’lerle yapılmıştır. Dolayısıyla belediyenin bu yerden ne şekilde olursa olsun gelir elde etmesinin, “bir kabadayı”nın aracınızı o caddeye park ettiğiniz için sizden aldığı paradan farkı yoktur.

Bu bir haraçtır!

Ayrıca, bu park ücreti için “kamuya gelir sağlayacak bir yeri kiraya verme” (İLZAM) işleminin ihale ile bir şirkete verilerek (MÜLTEZİM) gelir elde edilmesi, vatandaşın sırtından bir şirkete para kazandırma işleminden başka bir şey değildir.

Belediyeler, yaptıkları uygulamalarla vatandaşın huzurunu bozmak, hayatlarını çekilmez hale getirmek için değil, onların huzur ve refahını sağlamak için olmalıdırlar.

Bu tür uygulamalarla huzur ve refahın sağlanamayacağını, dolayısıyla bu tür uygulamalardan behemahal vazgeçilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X