Yeter ki sen rızkına razı ol!
Dursun GİRGİN...

Yeter ki sen rızkına razı ol!

Bu içerik 67 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Her şeyin bir başı bir de sonu vardır. Nihayet yöremizdeki düğün derneklerin sonuna doğru yaklaştık. Bu süreçte müzisyenlerle düğün sahipleri arasında binlerce dalavere döndü. Elimden geldiğince hem müzisyen arkadaşlarıma, hem de düğün sahiplerine dönük birçok bilgilendirmelerde bulundum. Şu anda artık, tabiri caiz ise düğün-dernek sezonu artık bitti sayılır. Şimdiden 2018 yılında yapılacak düğünler için gün alıyor, gün veriyoruz.

Malum, önümüzden gelen kış ayları için odun-kömür lazım. İşte bu nedenle müzisyen arkadaşlarım bağlantı kurdukları işler için oldukça yüklü kaparolar alıyorlar. Öyle ki, kimileri 2018’de olacak düğün parasının tamamını önceden alıp, kışlık ihtiyaçları için harcıyor. Tam da düğün sezonu açılınca aynı tarihlere yine düğün alıp, bir nevi 2 - 3 saat bir yerde, 2 - 3 saat bir yerde çocuk oyuncağı gibi iş yaparak, kıştan ucuz yollu aldığı düğünün acısını çıkartmaya çalışıyorlar.

İşte bu nedenle sanırım şöyle dört başı mamur düğün yapıp belki de ömür boyu görebileceği en mutlu gününü kendi elleriyle kâbusa çeviren o kadar çok insanımız var ki, sormayın.

Bir misal vereyim. Geçen gün Denizli’ye bağlı Beyağaç ilçesine düğüne gittim. Bizim Dibekderelilerden biri (ismi bende saklı) ‘babam öldü’ diye adamcağızın düğününü orta yerde bırakmış. Adam da gelip tesadüfen bize sormaz mı? Dursun Amca, falan kişinin babası ölmüş, doğru mu diye… “Kim dedi bunu sana” diye sorunca, adam bir kızardı, bir bozardı. Küfrün bini bir para …

Sevgili dostlarım. Ben bu kültürü seviyorum. Bu kültürü sanat edinmiş, iş edinmiş, aş edinmiş olan herkese de saygı duyuyorum. Ancak ne çalgıcıların düğün sahiplerini aldatmasını, ne de düğün sahiplerinin üç kuruş ucuza çalgıcı tutacağım diye söz verdikleri çalgıcıyı aldatmalarını doğrusu bir türlü kabullenemiyorum. Bu nedenle bugünkü yazımı hem çalgıcı arkadaşlarımı, hem de düğün sahiplerini uyarmak için kaleme aldım.

Lütfen şu atasözlerimizi hiç unutmayın! Bazen insan ava giderken avlanabilir. Yani birilerini aldatayım derken kendi kazdığımız kuyuya kendimiz düşebiliriz. Onun için lütfen “işini sağlama bağla, sonra Allah’a havale et”. Şu atasözünü de kendimize rehber edelim: “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” derler ya, önce iğneyi kendine batır ki baktın acıtıyor, sonra başkalarına batırmaya çalış. O halde ne başkalarını aldat, ne de kendin aldan ...

Evet sevgili dostlarım, ömrüm boyunca hiç rızık telaşına düşmedim. Niye mi? Çünkü yaradan Rabbim her kulunun rızkını ta anadan doğarken vermiştir. Yeter ki sen rızkını ara… Kimsenin rızkıyla oynama…

Bu duygularla son söz olarak diyorum ki, Rabbim bizleri açlıkla-susuzlukla imtihan eylemesin. Çok şükür olsun ki, yöremizde herkese yetecek kadar iş de var, aş da var. Yeter ki sen işine, sanatına, aşına saygılı ol.

Dostlarım, bir sezonu daha kazasız belasız geçirdik. Yüce Rabbim, kazanmış olduğumuz şu üç kuruşluk ekmek paramızı hayırlı yerlerde harcamayı nasip etsin. İşte geldik, işte gidiyoruz. Dünya senin olsa ne yazar be dostum!

Bakınız ben 70’ine ayak basmış bir müzisyen dostunuz olarak yaklaşık 55 - 60 seneden beri bu kültürle yaşıyorum. Bu kültür sayesinde yavrularımızı büyüttük, evlendirdik, yuvalarını kurduk. Nihayet artık yolun sonu görünüyor. Aslolan şu fani dünyadan göçüp giderken arkamızdan herkese hayır-dua okutabilmek değil mi?

O halde ne kimseyi aldat, ne de başkası seni aldatsın.

Hoşça kalın, dostça kalın …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X