Kültüre ve Kültür Adamlarına sahip çıkmak
Dursun GİRGİN...

Kültüre ve Kültür Adamlarına sahip çıkmak

Bu içerik 1086 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Kültüre ve kültür adamlarımıza sahip çıkabilmek bir erdemlilik işidir, yani ancak erdemli insanlar kültürüne ve de özellikle de yöresindeki kültür adamlarına sahip çıkabilirler. İşte en büyük kültür dostumuz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun güzel sözleri bugüne kadar sanata ve kültüre gönül veren tüm insanlarımıza bir ışık olmuştur. Yani konumuzu özetleyecek olursak eğer, Atatürk’ün şu cümleleri bizler için bir ışık olmuştur. Bakınız o güzel insanın, “Her şey olabilirsiniz ancak sanatkar olmak çok ayrı bir meziyettir” diyerek sanata ve kültüre ne denli önem verdiği apaçık ortada değil mi. Hele hele şu ifadeyi iyi okuyun, “Kültürsüz bir millet yıkılmaya mahkumdur”. Bu sözlerinin yanısıra bir gün çevresindekiler, cumhuriyetin daha ilk yıllarında “Paşam bu ülkenin temeli nedir sizce” diye sorarlar. Bu soruyu aynen şöyle yanıtlar:

“Bu ülkenin temeli kültürdür”.

Değerli dostlarım.

Kültür sadece zurna çalmak değildir, bu değerleri sıralamaya kalksak, inanın sayfalar dolusu konular çıkar karşımıza. Tıpkı çiçek gibi kiminin adı karanfil, kiminin adı lale, kiminin adı gül gibi say sayabildiğin kadar. Ama hepsinin adı tek bir cümlede toplanır: Çiçek. Kültür de çiçek gibi bir şey işte. Bunun için de yemekten tutun el sanatlarına, giyimden kuşamdan tutun da müzik kültürüne, hatta konuşma şivelerine varıncaya kadar içinde binlerce konuyu barındıran bu güzelliğin de adı genel kültürdür.

Dolayısıyla aslında kültüre sahip çıkmak demek Türkiye’ye sahip çıkmak demektir. Bunu böylece tanımladıktan sonra, cennet mekan Mustafa Kemal Atatürk’ün zaman zaman birçok sanatçıları evine çağırıp, orada onlarla hasbihal olması onlarla şarkılar, türküler söylemesi de bir bakıma sanata ve kültüre ne kadar önem verdiğinin bir ispatıdır da; şimdi gelelim günümüz idarecilerine ...

Adamlar ellerinden gelse sanatı, sanatçıyı bir kaşık suda boğacaklar.

Evet dostlarım, geçen iki köşe yazımda 23 Şubat 2016 günü İzmir’deki kültür bakanlığı güzel sanatlar genel müdürlüğünün düzenlemiş olduğu konserden bahsetmiştim ve orada bir ifade kullanmıştım aynen tekrarlıyorum; bu konserdeki Milas yöresi davulcular, zurnacılar derneğinin gösterilen ilgi ve alakayı keke yetkili makamlarımız da görselerdi dedim.

Evet doğru bir ifadeydi, bu ifadem. İşte bugün de yine aynı pencereden bakarak diyorum ki, kültürü ve kültür adamlarımızı ancak erdemli insanlarımızın sahiplenmesi sayesinde bizler bugünlere kadar gelebildik. Peki bugün, yani teknolojinin geliştiği iletişim çağında olduğumuz halde gerçekten de kültürümüzü ve kültür adamlarımıza gereği gibi sahip çıkabiliyor muyuz?

İşte bunu görebilmemiz için TC. Kültür Bakanlığı’nın bütçesine bir bakmamız bence yeter. Keza bugün gerek TBMM’nin, gerekse yerel yönetimlerimizin bütçeleri teker teker okunuyor ve tüm konular ele alınıyor. Mesela bence Dibekdere köyü 200-250 yıllık bir kültür köyüdür. Bu köye bugüne kadar gerek Kültür Bakanlığınca, gerekse yerel yönetimlerimizce acaba ne gibi hizmetler verildi, artı bugün Muğla artık büyükşehir oldu. Peki Muğla’nın küçük Dibekdere gibi kaç köyü veya mahallesi var acaba? Hani derler ya bazen üç beş çocuklu bir aile reisi tek çocuğu olan kişiye der ki, “Senin gibi bir çocuğum olsa ben onu padişahlar gibi bakarım”.

İşte bu misal bugün Dibekdere, Muğla ilimiz içinde kültürel kimliğiyle ve de yaptığı sanatsal faaliyetlerle Muğlamızın tabiri caizse tek evladı gibi elbette her köyümüz, her mahallemiz elbette ki hepimiz için çok önemli, çok saygıdeğer. Ancak Dibekdere’deki davul ve zurna kültürünün önemi çok farklı bir şey.

Mesela ben bir ara ‘Davul-Zurnamarket’ten söz etmiştim. Bugün yine aynı konuyu tekrar dile getirmek istiyorum. Dibekdere’ye çok amaçlı kullanılabilecek bir kültür merkezi yapılmalıdır ve böyle bir kültür merkezinde de en az 10 davul 10 zurnacıya kadrolu olarak görev verilmelidir. Zira böyle bir oluşuma başta sayın TC Kültür ve Turizm Bakanlığı da destek vermelidir. Ve böyle bir girişimde gelecekte Muğla üniversitesi ile de işbirliği yaparak bir nevi Dibekdere alaylı davul ve zurna kültürünün yaşatılması konusunda çok büyük ve başarılı bir girişimde bulunulmuş olacaktır. Unutulmamalıdır ki, kaybolan değerlerimizi artık geriye getirebiliyor muyuz maalesef. O halde lütfen bir an önce Dibekdere’deki asırlık çınara bakmak ve bu çınarı koruma altına alabilmek için erdemli insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum.

Lütfen geliniz, kültürümüze ve kültür adamlarımıza sahip çıkalım.

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X