“Beyaz Eldivenli Adam …” / 2
Celal DURGUN...

“Beyaz Eldivenli Adam …” / 2

Bu içerik 79 kez okundu.

‘sözün özü’  - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

O hep bizimle olacaktır!

Bugün 10 Kasım.

Kurtuluş Savaşımızın kahramanı, Laik Cumhuriyetimizin kurucusu, devrimlerimizin mimarı; yobazlığın, tutuculuğun, gericiliğin düşmanı; çağdaşlığın, uygarlığın öncüsü, aklın ve bilimin takipçisi, Mustafa Kemal Atatürk’ü kaybettiğimiz gün.

Acımız çok büyük.

Elbette her “fani” gibi Mustafa Kemal Atatürk’te ölümlüydü ve öldü. Ama ikinci bir Mustafa Kemal Atatürk var ki; O ölümsüzdür, dünya durdukça, Türkiye Cumhuriyet’i yaşadıkça hep yaşayacaktır.

O düşüncede, O eylemlerde; gelecek güzel günlerde, yarınlarda hep bizimle olacaktır.

-----------------------------------------------------

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu ‘ben’ kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

 

 

 

Sonra Mithat’a döndü:

“Siz eskiden beri bu fabrikanın temsilcisi misiniz Mithat Bey?”

“Çekoslovak firması eskidir Gazi Paşa Hazretleri.”

“Ya Fransız firması?”

“Onun temsilciliğini Satvet Lütfi (Tozan) yapıyordu. Dört ay önce, ‘Ben memlekette fazla bulunamıyorum, işlerden haberim olmuyor, sen nasılsa bu işle ilgilisin, benim fabrikayı da sana devredeyim’ dedi.”

“İyi arkadaşmış Satvet Lütfi doğrusu! Bu kadarını bilmezdim.”

Atatürk, Abdülhalik Renda’ya döndü;

“Siz, şu silah eksiltmesini ne zaman çıkardınız acaba hatırınızda mı Abdülhalik Bey?”

“Dört ay önce Paşam.”

Atatürk, işini bitirmiş gibi etrafına bakındıktan sonra, kadehini kaldırdı:

“Hadi çocuklar, şunu da içelim de çiftliğe kadar uzanalım. ‘Tebdil-i mekânda (yer değiştirme) ferahlık var’ demişler!”

Ayrılırken, Kılıç Ali eniştesine: “Yarın sabah bize gel görüşelim” der.

Mithat Bey, eniştesinin evine gelir; Kılıç Ali “Nedir bu durum Mithat” diye sorar.

“Durumda bir şey yok, düşmanlık sadece, beceriksizler iş yapmak isteyenleri çekemiyor, hepsi bu!”

“Gazi bir işi eline alıyor, sonra sen buna düşmanlık diyorsun! Silah satan iki fabrikanın temsilcisi olmak çok mu tabii bir şey yani?”

“Ben iki fabrikanın temsilcisi değilim ki, birinin temsilcisiyim. Ötekine de Satvet Lütfi Türkiye’de değilken göz kulak oluyorum. Ne var bunda?”

“Bunda bir şey yok da koskoca Maliye Vekili kalkar Başvekile gider, Başvekil Atatürk’e bu iş için çıkar mı? Ne söylüyorsun sen?”

“Benim, fabrikaları fiyat kırdırmamaya teşvik edeceğimi sanıyorlar, böyle bir şey yapar mıyım ben?”

“Ne demek yapar mıyım? Yapmazsın belki ama, işi iki ucundan niye kucaklıyorsun, esmayı üstüne sıçratıyorsun öyleyse? Kendini de beni de güç durumlara sokuyorsun. Bak, benim için de bu işe ortak diyorlarmış!”

“Peki, ne yapayım öyleyse?”

“İstifa et.”

“Neden istifa edeyim?”

“Milletvekilliğinden.”

“Dünya âlem ne der buna?”

“Ne derse der, senin milletvekilliğine ben gayret ettim. Atatürk’ün, adı dedikodulara karışmış bir Meclis üyesine tahammülü yoktur!”

Mithat, ağlamaya başlar.

“Bırak ağlamayı, erkeğin ağlaması da ne oluyormuş?”

Mithat; “Hayır Ali Bey, milletvekilliğinden istifa etmem. Ben namuslu bir insanım. Kimsenin de yüzüme kara çalmasına razı değilim. Eğer temsilciliğim sakıncalı görünüyorsa, bundan çekilirim, kararım bu.”

“Sen bana ne yapayım dedin, ben de sana yol gösterdim. Karar elbette sana ait. Benim söyleyeceğim bu kadar.”

O akşam Atatürk’ün sofrasında yine beraberdirler. Atatürk, Mithat Beyle, Kılıç Ali arasındaki görüşmeden haberdar edilmiştir.

Kılıç Ali’ye sorar: “Ne oldu Kılıç, eniştenle konuştun mu?”

“Konuştum Paşam, kendisine milletvekilliğinden istifa etmesini söyledim. Bu beni herkese karşı suçlu gösterir, istifa etmem gerekiyorsa mümessilliklerden istifa ederim dedi.”

“Doğru söylemiş! Bu durumda bir milletvekilinin istifası, yalnız kendisini değil, Meclisi bile kamuoyunda şüpheli gösterir. Fazla ileri gitmişsin! Peki, mümessilliği bıraksa, başkası bunu almayacak mı? Bir temsilciliğin bilmediğimiz insandan mı olması iyi, yoksa tanıdığımız birinde mi? Yalnız, eksiltmeye katılan iki fabrikanın birden temsilcisi olması laf çıkarır. Madem birinin eskiden beri temsilciliğini yapıyormuş, yine yapsın! Milletvekili olmakla insan işini kaybedecek değil. Yarın seçilmezse, neyle geçinir bu insan? Ben, senin yerinde olsam, enişteme böyle söylerdim.” (Kaynak: Atatürk’ün Fikir Sofrası / İsmet Bozdağ)

***       ***       ***

Mithat Bey, istifa dilekçesini yazdı ve doğruca Çankaya Köşküne çıktı.

Atatürk, onu makama kabul etmedi.

Dilekçesini yavere bırakan Mithat Bey, Çankaya Köşkü’nün merdivenlerinden inerken, üzgündü.

Mithat Bey, Atatürk’ün sofrasında bulunan nadir insanlardan biriydi. Ancak Atatürk, Milletvekili’nin iş takibi yapmasını, devletin düzenlediği ihalelere katılmasını etik bulmamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, TBMM’nin yüceliğine, itibarına önem vermiştir.

Gittiği her yerde TBMM’nin üstünde bir gücü, tanımadığını ilan etmiştir.

Milletin meselelerinin konuşulduğu, tartışıldığı yüce Meclisin, ana sütü gibi “helal” ve “temiz” kalmasını önemsemiştir.

Meclis’in; dürüst, namuslu ve erdemli kişilerden oluşması gerektiğinin altını çizmiştir.

“Beyaz eldiven” benzetmesiyle milletvekilinin, hem yüreğinin, hem vicdanının daima temiz kalmasını dilemiştir.

Milletvekilini; yasa değil, etik değerlerin kontrol etmesini; milletvekilinin, herkesten daha çok ahlaklı, herkesten daha çok faziletli kalmasını öğütlemiş; yüz kızartan işlerden uzak durmalarını önermiştir.

Yolsuzluğa bulaşan, mevkisini çıkarı için kullanan haramzadelere haddini bildirmiş; yasalara uyan, genel ahlak kurallarına ters düşmeyen girişimci kişileri yüreklendirmiştir.

Atatürk, yandaşı değil yurttaşını desteklemiştir.

Atatürk, “yalaka” takımını yermiş, yurtseverlerin yanında durmuştur.

Atatürk, “aferinci”, “şakşakçı” takımını değil, özünü ve sözünü sakınmayan devrimcilere kol kanat olmuştur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X