Samimiyet
Yılmaz Kaya AYLANÇ...

Samimiyet

Bu içerik 419 kez okundu.

Yılmaz Kaya AYLANÇ

Bir samimiyetsizliktir gidiyor. Koca koca insanlar, yıllarca ders vermişler, bürokratlık icra etmişler, siyaset yapmışlar ve ülke yönetmişler. En azından bunları yaptıkları iddiasındalar. Oysa gerçekte yaptıklarına baktığınızda şunu fark ediyorsunuz. Yapmıyorlar, yaptıklarını sandıkları, aslında bozmak. Yapmayıp bıraksalar her şey inanın daha iyi olabilir. Çünkü önce bozmak için birçok şey yapıyorlar, ciddi paralar harcıyorlar, sonra neden olmadığını anlamak için oldukça uzun bir zaman tüketiyorlar, bu da ülkenin her anlamda kaybetmesi demek, sonra yanlış olduğunu ya da olmadığını anlayıp düzeltmeye, pardon, başka bir şey yapmaya başlıyorlar. Yine ciddi bir bütçe, zaman ve emek. Olan hep ülkemize ve ülkem insanına oluyor. Geçense zaman; hepimizin zamanı. Bunun bedeli ölçülemez. O anın insanlarının hayalleri, umutları, harcadıkları, birbirlerine verdikleri sözleri ve geçen yıllar. Tüm bunlar neden yaşanıyor? Ülkeyi kimlerin ve nasıl yönettikleri işte bunun için bu kadar önemli. Sonunda her şey bireye kadar inerek ona iyi veya kötü bir hayat yaşatıyor. O nedenle yöneticilerimizi seçmemiz bu denli ciddi bir konu ve önemli bir iş. Toplumlar, özellikle bizimki gibi olan, yani seçilen kişinin özellikleri ve kültürünün, eğitiminin ve ideolojisinin ülke gidişini 180 derece ters çevirebilecek olması bu seçimin önemini ortaya koyuyor.

Yakın zamanda çok önemli bir konu gündeme geldi: ATATÜRK. Yıllardır en tepede bulunan yöneticiden bu konuda herhangi bir ‘Atatürkçü’yü tatmin etmeyi bırakın, mutlu edecek bir şey duyduk mu? Gördük mü? En önemli ulusal bayramlarımızda hastalanmadılar mı? Yurt dışı ziyaretlere gitmediler mi? Çelenk koymaları, halkın bayramlara katılmalarını yasaklamadılar mı? Okullarda ve stadyumlarda bayram yapmaya, caddelerde valilikler izin vermediği için (mazeret güvenlik) yürümeye hasret kalmadık mı? Bir numara “demokrasi bir tramvaydır, gideceğiniz yere kadar gider orada inersiniz” derse veya “bize göre demokrasi hiçbir zaman amaç olamaz” dediğinde o kişinin demokrasiden ne anladığını anlarsınız? Hele bu kişi daha önce siyasi tavrını değiştirdiğini ifade etmek için “gömlek değiştirdim” diye bir tabiri Türk siyasetine sokabilmiş biriyse. “Ben şahsen kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyerek Atatürk devrimlerine en büyük darbeyi bence indiriyorsa. Ve “bizim tek derdimiz var İslam, İslam, İslam (2015 Endonezya konuşması) diyebiliyor ardından da, TBMM’nde grup toplantısında “dindar bir nesil yetiştirmek hedefimiz” (1 Şubat 2012) diye bağırıyorsa. “Elhamdülillah müslümanım diyenlerin, şeriatçıyım demesi de gerekir” (21.11.1994 Milliyet s.17) dedikten sonra şimdi hangi gömleği giydiğini bir düşünelim. 10 Kasım 2017 tarihini bir dönüşüm, bir değişimin tarihi veya başkaca olumlu bir hâl olarak değerlendirip umutlu olanlar için ciddi kaygılıyım. Aslında değişen bir şey yok. Her şey eskisi gibi. Ne demişti daha önce tek yönetici “bir mücadeleyi iktidara getirme noktasında eğer benim emir komuta merkezim bana “papaz elbisesi giymen gerekiyor” diyorsa giyerim” (Milliyet gazetesi 1995). Dememiş miydi.! Halâ değişildiğini düşünüyor musunuz? Şimdilerde TBMM başkanı seçilecek Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı kim? Sn. İsmail Kahraman. Beyefendi neler dedi hatırlayalım. “Laiklik anayasada olmamalıdır” (TBMM 2014). “Cumhuriyeti kuran kadrolar dinsizdi” (Eskişehir 2014). Atatürk adını ağızlarına almayan, almamaya çalışan, mecbur olduklarında ise Gazi, Mustafa, Kemal gibi isimleri kullanmaya çalışan bir anlayış, 16 yıldır Atatürk’ün kurduğu ülkeyi, Cumhuriyeti yönetmektedir. Atatürk bu iktidar döneminde hiç hak etmediği bir karşılığı yaşamıştır.

Ancak, halkı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünü hiç unutmamıştır, O’nu her şart ve zeminde sevgi ve saygı ile anmasını bilmiş, çizdiği yoldan emin adımlarla yürümeye devam etmiştir. O’nunla ilgili her şeyin karartılmaya çalışıldığı bu yıllarda, aileler çocuklarına Atatürk sevgisini evlerinde vermiş, şiirlerini öğretmiş resimlerini duvarlarından eksik etmemiştir. Atatürk, hak ettiği sevgiyi halkının kalbinde her zaman bulmuştur. Her şeye rağmen.

Şimdi birdenbire hepimizi az çok şaşırtan bir Atatürk benimsemesi görmekteyiz iktidardan. Alışageldik bir durum olmadığı için herkes farklı bir yorum yaptı. Bir pencereden bakıldığında takiye, gömlek ne derseniz deyin iktidar kanadında Atamızın yüzüne güneş geldi. Bu da bir şey. Oralarda ondan habersiz olanlar tanıma fırsatı bulacak. Haberli olup bağrında saklayanlar rahatlıkla ifade eder olacak. Tüm bu sürecin kazananı Atatürk olacak. Bir diğer pencereden bakıldığında, zorla olduğu ne kadar da belli. Ne söyleyeceklerini şaşırıyorlar. Sanırım, “daha düne kadar ne diyorduk veya neler demiyorduk şimdi ne oldu bize” dediklerini duyar gibi oluyorum. Beyler, siz boş verin düşünmeyi tek adam ne diyorsa altını doldurmaya çalışın yeter. Alışın artık bu duruma…

Hedefe varmak için her şeyin mübah olduğu anlayışlar, yöntemler, yollar vardır uygun bulmasak da. Bu iktidar yöneticileri bunu zaten vaktiyle söylemişlerdi. Sanırım şimdi Atatürk trenine binmekteler. Nerede ineceklerini hepimiz biliyoruz. Büyük bir hata yaptılar, % 35-38 ile iktidar olabilirken ve bunu belki daha da sürdürebilecekken, iktidar olmanın, her şeyi yönetmenin sarhoşluğuna kapılarak neden BAŞKAN olmayayım, benim neyim eksik dediler ve şimdi %50 + bir kişi olmak zorundalar. Yoksa rüya bitecek. Hem de çok hazin bir son ile.

Normala dönmek, yeniden evrensel hukuk ve yaşam şartlarını hedef alan, dünya ile barışık, Atatürk devrimlerinin takipçisi, üreterek büyüyen, adilce bölüşen, iktidar sahiplerinin kendi çıkarlarını değil halkın çıkarlarını düşündüğü, güçler ayrılığının yer aldığı saygın bir devlette yaşamak, Cumhuriyetimize ve kuruluş değerlerinin ışığında müreffeh bir TÜRKİYE için hepimizin düşünmesi ve sandıkta hep birlikte doğruyu yapmamız gerekmekte.

Bu doğru, ATATÜRK’ün açtığı çağdaş bilim yolunda yürümektir.

Samimiyetle.

(12.11.2017)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nilgül Kavur     0000-00-00 Yüreğimizin en derininde konuşamadığımız tüm duygularımızı, yazdınız. Tek kelime ile budur! İnanın artık bitti. UYANIŞ ile IZDIRAP ımızın Son anları da budur! BAKIYORDUK DUYUYORDUK.şimdi!. GÖRÜYORUZ..HAYKIRIYORUZ ... Teşekkürler..Selam ve Sevgilerimle.
WSerpil Ocal     0000-00-00 Yulmaz cığım,kalemine sağlık,ne duru bir Türkçe ile ne derlitoplu anlatmışsın,..Bilgilenenlerin çok olmasını diliyor,özlemlerimi de iletiyorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X