Hikâyesi Olan Şeyler / 1 - Zeytin Jetonları
H. Avni KUNDURACIOĞLU...

Hikâyesi Olan Şeyler / 1 - Zeytin Jetonları

Bu içerik 431 kez okundu.

 

Bazen... / Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU

Zeytin kentleri, ilk yağmurlarla birlikte kendine özgü bir hareketliliğe tanık olur.

Zira, yıl boyunca; gübreleme, budama, yabancı ot temizliği, aşılama, zirai mücadele gibi aşamaları geride bırakan zeytin ağaçlarından ürün alma zamanı gelmiştir.

Bu hareketliliğin kaynağını, elbette zeytin toplama sürecinin bir nevi zamanla yarış gibi olması oluşturur.

Sonbaharla birlikte soğumaya başlayan havalar, zeytin meyvelerini dalında olgunlaştırmaya başlatır. Olgunlaşan zeytinler rüzgârla, yağmurlarlarla yere düşerse değerinden kaybeder. Üreticinin çabası zeytinleri kendiliğinden yere dökülmeden toplayabilmektir.

Ekim-Kasım aylarında yeşil zeytinle başlayan bu hareketlilik, sofralık zeytin, hasat, dip zeytin derken neredeyse Mart ayına kadar sürer.

Bu süreci belirleyen en önemli unsur elbette hava koşulları olur. Kuzey Ege’den Güney Ege’ye doğru uzanan coğrafyada, bazen günlerce süren yağmurlar hasatta zorunlu aralar yaratır.

Küçük ölçekli zeytin üreticileri ya da aile işletmeleri, belki bu süreci sıkıntısız atlatabilir ama büyük zeytinlik sahipleri için bu süreç hiç de kolay değildir.

Zira bu büyük zeytinliklerin, geçimini zeytin işinden sağlayan insan gücüne gereksinimleri vardır.

Elle tek tek toplanan sofralık zeytinler ya da sıyırma denilen zeytin toplama sürecinde genellikle kadın işçiler bulunur. Sırıklarla zeytini ağaçtan düşürmek daha çok erkek işçilerin üstlendiği iş görevidir.

Demem o ki, hasat, çeşitli iş bölümlerinde yer alan kadın ve erkek işçiler ve hatta kâhyalar ile birlikte, bir çok insan için gelir kaynağıdır. Bu duruma taşıyıcıları da eklediğimiz zaman, hatırı sayılı bir iş gücü ortaya çıkar.

Özellikle Ayvalık yöresi, bu mevsimlerde yüzlerce zeytin işçisini ağırlarmış. Zeytin işçiliği hem kadınlara hem de erkeklere iş olanağı tanıdığı için, ailece çalışma ortamı yaşanırmış. -Sonraki yıllarda bu ailelerin köylere ve hatta beldelere dönüşmesi ayrı bir konudur-.

İşte fotoğrafta gördüğünüz jetonlar, Ayvalık’ın o yıllarından.

Zeytin toplama işinde çalışanlara, alacakları para karşılığında verilen bu‘yevmiye jetonları’ iş bitiminde paraya çevrilirmiş.

Zeytin jetonu sistemi, Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına değin kullanılan bir yöntem. Zeytin hasat süreci, uzun bir dönemi kapsadığı gibi, iklimsel nedenlerle bazen sekteye uğradığından, toplanan zeytinler kısa vadede paraya dönüşemez. Bu yüzden de çalışanların emeklerinin karşılığı, para yerine bu jetonlarla ödenirmiş. Jetonlu sistemin doğmasının bir başka gerekçesi de -söze dayalı olan bu sistemde- çalışanın işe gelmesini sağlamak ya da hasat bitmeden daha fazla ödeme yapana kaçmasını engellemektir.

Zeytin hasadında çalışan kâhya, sırıkçı, toplayıcı, taşıyıcı ve sepetçi gibi iş bölümlerinin farklı yevmiye ücretleri olduğunu ve kâhyaların gün sonunda yevmiyeleri bir deftere işlediğini belirtelim. Anlaşmaya göre haftalık, aylık veya mevsimlik ödemeler, Osmanlı’dan gelen âdete göre Cuma günleri gerçekleşirmiş. Cuma gününden Cuma gününe bu jetonlar paraya dönüşürken, son yıllarda ‘kontmarklı jeton’un devreye girdiği de biliniyor. Kontmarklı jeton, Ayvalık içinde para karşılığı esnaflarda kullanılabiliyormuş. Zeytinlik ya da fabrika sahiplerinin aynı zamanda kent ticaretini yönlendiren dükkânların sahipleri de olduğu düşünüldüğünde, bu kapalı ekonomi sistemi anlaşılabiliyor.

Zeytin jetonlarının alüminyum, karton, sarı metalden ve altı çeşit üretildiği tespit edilmiş. Bu jetonlar da zaman içinde yıldızlı, sayılı, logolu olarak darp edilmiş.

Fotoğrafta gördüğünüz iki çeşit zeytin jetonları kişisel koleksiyonumdan.

Ortası üçgen delikli olan alüminyum zeytin jetonlarının üzerinde Osmanlıca “Ali Rıza Behzade - Mehmed Sezai” yazıyor. Anlaşılan o ki, jetonlar bu iki ismin oluşturduğu şirkete ait. Sarı metalden yapılmış zeytin jetonuysa, erken Cumhuriyet döneminden. Üzerinde Türkçe “M. Sezai Arkök – Edremit” yazıyor.

Binlerce yıl boyunca insanlık tarihinin vazgeçilmezi olan zeytinin, derin bir kültürel miras taşıdığını biliyoruz.

Bu hafta sonu gerçekleşecek olan 4. Milas Hasat Şenliği’ne, bu kültürel mirasın içinde yer alan ‘zeytin jetonları’ ile katılmak istedim.

Zeytinin, ülkemizdeki farklı bir kültürel konumuna tanıklık etmek için ...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     0000-00-00 Güzel ve farklı bir yazı. Kutlarım sizi Hüseyin Avni K. Yazıların bir- kitaplık oldu artık. Kitabını bekliyoruz. Başarılar.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X