24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Türkiye ve Eğitim ...
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Türkiye ve Eğitim ...

Bu içerik 650 kez okundu.

 

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ - kekocabasgmail.com

“Cılavuz Köy Enstitüsü gerçekten bir cennetti, sıcak bir yuvaydı, yaşamdı. İnsan olduğumuzu orada anladık” Ümit KAFTANCIOĞLU

“5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü” ve “24 Kasım Öğretmenler Günü” eğitimin en önemli öznesi olan öğretmeni ve eğitimi konuşma günü. Pedagoji, eğitimi; doğuştan büyük bir zenginliğe sahip olarak yaşama merhaba diyen çocukların yetilerinin, güzelliklerinin ortaya çıkarıldığı özgürleşme, toplumsallaşma ve insanlaşma süreci olarak tanımlıyor. Cumhuriyetimizin aşılamayan, özgün eğitim projesi Köy Enstitüleri ulusaldan evrensele, eğitim hakkını içselleştiren, laik, demokratik, bilimsel, karma eğitim kurumlarıydı. Köy Enstitüleri, öğrencilerin biyolojik gelişim süreçlerine, enstitülerin coğrafi koşullarına, toplumsal gereksinmelere göre, yaparak, yaşayarak öğrenmenin ve öğrencilerin tüm boyutlarıyla gelişiminin hedeflendiği, pozitif ayrımcı, bütünsel bir eğitim dizgesinin adıydı. Köy Enstitüleri nitelikli öğretmen yetiştirmenin adıydı. Fakir Baykurt, Pakize Türkoğlu ve tüm Köy Enstitülüler, beş yıl eğitim gördükleri enstitüleri yapıtlarında hep “eğitim cenneti” olarak tanımladılar. Yıl 2017, tüm bu evrensel pedagojik ilkelerin kaybedildiği, okulun işlevselliğini tümüyle yitirdiği, nitelikli öğretmen yetiştirme geleneğini kaybettiğimiz bir dönemin adıdır. Türkiye, OECD ülkelerinde öğrencilerin en çok okuldan kaçtığı, eğitimin niteliğini tümüyle kaybettiği, eğitimin laik, bilimsel doğasının tümüyle örselendiği, evrensel dünyadan hızla uzaklaşarak Ortadoğu ülkeleri ligine yol alan bir ülke. ‘24 Kasım Öğretmenler Günü’nde buna itirazımız vardır. Bu ülkenin demokratik güçleri, “demokratik hukuk devleti” programıyla ve “laik, demokratik, bilimsel eğitim” evrenselliğiyle, okullarımızı çocuklarımız için tekrar eğitim cennetine dönüştürmenin yollarını mutlaka bulmalıdır.

Türkiye dışarıdan nasıl görülüyor? Bu sorunun yanıtı için yayınlanan uluslararası raporlara bakalım. OECD 2015 raporuna göre “Geleceğin en iyi bilim insanlarını yetiştiren ülkeler” sıralamasında Türkiye sonuncu, Almanya birinci sırada… Türkiye üniversitelerinin hali ve sonuç ortada… Washington merkezli Özgürlük Evi (Freedom House), 2016 yılında “Dünyada Özgürlükler Raporu”nu açıkladı. Rapora göre Türkiye, özgürlüklerin en çok gerilediği ülke oldu. Türkiye bunu hak etmiyor, ama yaşananları hep birlikte izliyoruz. Türkiye, OECD-2016 raporuna göre 35 OECD ülkesi arasında eğitim ve istihdam raporunda olumsuzlukta birinci sırada. Türkiye’de gençler (18-24 yaş) “Ne Okulda, Ne İşte”

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayımladığı “Bir Bakışta Eğitim 2017” raporuna göre, kuruluşa üye 35 ülke içinde Türkiye, işsizlik ve eğitimsizlikte liderliği kimseye bırakmıyor. 4 milyon genç iş ve eğitimden yoksun. 15 yaşındaki gençler arasında zayıf okuryazarlık oranı OECD genelinde yüzde 22.2 olarak tespit edilirken, Türkiye’de yüzde 40. 25-34 yaş grubundaki yetişkinlerin ise yüzde 45.3’ünün lise eğitimi görmediği, yüzde 24.2’sinin lise mezunu olduğu, yüzde 30.5’inin ise yükseköğretim gördüğü kaydedildi. Bütün yetişkinler arasında sadece ilköğretim görenlerin oranı bakımından Türkiye yüzde 43’le bütün ülkeleri geride bırakırken, bu oran Suudi Arabistan’da yüzde 24, Çin’de yüzde 29. Haziran-2017’de yayınlanan UNİCEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) raporuna göre çocukların refah koşullarına göre Türkiye, 41 ülke arasında 36’ıncı sırada, “eğitim kalitesi” kategorisinde ise sonuncu sırada yer aldı. OECD-2017 “Cinsiyet Eşitsizliği Raporu”na göre Türkiye, eğitimde cinsiyet eşitsizliğinin en çok görüldüğü OECD ülkesi oldu. Raporun istihdamla ilgili verilerinde, Türkiye Hindistan’dan sonra kadınların işgücüne katılımının erkeklere oranla en düşük olduğu ikinci ülke oldu. Eğitimsiz işçilerdeki kadın ve erkek istihdamını inceleyen sıralamada ise Türkiye sonuncu sırada yer alarak, eğitimsiz kadınların eğitimsiz erkeklere oranla işgücüne katılımının en az gerçekleştiği ülke oldu. Bütün istatistikler bir araya getirildiğinde Türkiye, OECD ülkeleri arasında cinsiyet eşitsizliğinin en fazla hissedildiği ülke olarak tescillendi.

Eleştirel Pedagoji Dergisinin 51. sayısında Leeds Beckett ve Missouri Üniversitelerinden araştırıcıların PİSA puanlarından hareketle yaptıkları ortak araştırma yayımlandı. Peter Walk’ın “Dinci Ülkelerdeki Öğrencilerin Fen Bilimleri ve Matematik Performansları Daha Düşük” başlıklı makalesine göre, önce son on yılda PISA’ya katılan 82 ülkeyi “dindarlık puan”larına göre 1’den 10’a kadar sıralamışlar ve son 10 yıllık eğitim performansı verilerine bakmışlar. Sıralamanın en üstünde yer alan Çek Cumhuriyeti, Japonya, Estonya, İsveç ve Norveç okul içi dindarlık kriterine göre en seküler ülkeler olarak tanımlanırken, en dinci ülkeler listesinde ise Ürdün, Yemen, Mısır, Endonezya ve Katar öne çıkıyor. Uluslararası yayınlanan raporlar hiç iç açıcı değil…

Bilindiği gibi Türkiye, 2003 yılından beri PISA yarışmalarına katılıyor. “Fen, Matematik, Okuma” alanlarında PISA-2015 sonuçları alınan en olumsuz sonuçlar. Bu sonuçlar eğitimin niteliğinin dibe vurduğunun somut kanıtı… Kasım ayında gazetelerde OECD PISA Direktörlüğü görevini yürüten Andreas Schleicher’ın Türkiye’nin PISA sınavlarındaki başarısızlığı ile ilgili ilginç açıklamaları vardı. Açıklamalarında, “Aslolan öğretmendir... Öğretmenlik prestijli bir mesleğe dönüşmeli... Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi olur. Önemli olan, en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek. Altını çizmek istiyorum, geleceğin öğretmeni daha az eğitmen daha çok akıl hocası olacak. Öğretmenlere daha fazla fırsat verin, meslektaşlarını gözlemlesinler, birlikte çalışsınlar. En iyi skorları alan Şanghay’da, öğretmenler Türkiye’deki meslektaşlarına kıyasla daha az öğretiyorlar. Zamanlarının çoğunda yeni eğitim teknikleri geliştiriyorlar. İyi öğretmenler araştırmacıdır, sadece ders kitabında ne yazıyorsa onu öğretmezler. Hükümet öğretmenliği hem finansal hem entelektüel açıdan çekici kılmalı” ifadeleri öne çıktı.

2017 Türkiye’de 92 eğitim fakültesinde 230 bin öğrenci kitlesel, ezberci, hayattan kopuk bir eğitim görüyor. Yeni mezun öğretmenlerin KPPS -2016 Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi ortalamaları (ÖABT) eğitim fakültelerinin nitelik sorununu ortaya çıkarıyor (Lise-matematik 50 soruda 9.9) . Gerek PISA direktörünün açıklamaları gerekse ÖABT sonuçları ‘24 Kasım Öğretmenler Günü’nde nitelikli öğretmen yetiştirme sorunun öne çıktığı, eğitim fakültelerinin bu sorunu dert edinmeleri gerektiğinin altını önemle çizelim.

Ülkenin laik, demokratik dinamikleri; ülkenin bu kaotik sürecinde birlikte davranmanın yollarını mutlaka üreterek pedagojinin evrensel ilkeleriyle ve Cumhuriyetin özgün kazanımlarını yoğurarak okullarımızı çocuklarımız için cennete dönüştürecek eğitim reformu arayışlarını mutlaka üretmelidir. Ülkenin eğitim sorunlarını siyaset kurumunun gündemine katmanın yolları aranmalıdır. Akıl ve bilimi temel alan laik toplum, laik eğitim, nitelikli eğitim ve öğretmen ve demokrasi mücadelesini ortaklaştırmak, yaygınlaştırmak, önemini halka anlatmak yolları üretilmelidir. Kamu okulları terk edilmemeli, veli örgütlenmelerine önem verilmeli, aileler ders seçimlerini okul idarelerine bırakmamalı, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak çocuklarımızla bilimsel bilgi, kültürel çoğalmaya yönelik ortak etkinlikler düzenlenmelidir. Öğretmen yetiştirme yeniden ele alınmalı, orta öğretime dayalı nitelikli öğretmen yetiştirmek için Anadolu Öğretmen Liseleri tekrar açılmalıdır. Öğretmenlik mesleğini hak ettiği saygınlığa kavuşturmak için her tür önlem alınmalı, öğretmenliğe girişte sözleşmeli öğretmenlik statüsü ve onur kırıcı, parti devleti anlayışıyla yapılan mülakat sınavı kaldırılmalıdır.

Okullarımızda 20 milyon öğrencinin hayatlarında ışık olmaya çabalayan, onları akıl ve bilimle buluşturan yaklaşık bir milyon öğretmenimizin ‘Öğretmenler Günü’nü sevgi ve saygı ile kutluyorum.

Son söz, Köy Enstitülerinin kuramcısı İsmail Hakkı Tonguç’ta:

“Aydınları serbest okuma alışkanlığı kazanmayan toplumlarda, düşündüğünü yazan ve açıklayan pek az insan olur. Böyle insanların kıt olduğu yerlerde, fikir hayatı canlanamaz. Toplumun en önemli işleri kanılarını saklayan, esen rüzgara göre fikir değiştiren kişilerin elinde kalır. Bu gibiler asla ilke adamı olamazlar, günlük politik havaya göre yön değiştirirler. Öğretmenlik mesleği, fikirsiz, ilkesiz insanlarla güçlenemez …”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X