Talip Apaydın’ı anarken …
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Talip Apaydın’ı anarken …

Bu içerik 470 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ kekocabasgmail.com

“Bizi insan eden, yetiştiren Köy Enstitüleridir. Hasan Ali Yücel’dir, İsmail Hakkı Tonguç’tur …”

         Talip APAYDIN

 

14 Aralık 2017 Perşembe günü Buca Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde ilginç bir söyleşi var. “Babalar ve Kızları Kuşağı” adını taşıyan ve Mazlum Vesek’in yönlendiricilik yapacağı söyleşide Köy Enstitülü Öğretmen, Yazar, Şair Talip Apaydın’ı, kızı, arkadaşımız Su Öge Apaydın anlatacak.

Bu hafta, ülkenin içinde yaşadığı kaotik koşullarda güncel, iç karartıcı bir konuyu yazmaktan daha çok, ilerici, pozitif ayrımcı bir eğitim projesiyle eğitim hakkına kavuşan ve kanatlanan bir halk çocuğunun yaşamından kesitler sunmayı daha uygun gördüm. Bizim kuşaklar Köy Enstitülü yazarların, Yaşar Kemal, Orhan Kemal’in kitapları ve klasiklerle yetişti. Ortaklar İlköğretmen Okulunun ilk yıllarında da enstitülü babamın kitaplığındaki “Sarı Traktör” adlı romanıyla Talip Apaydın ile tanışmıştım. Talip Apaydın 1926 yılında Polatlı’nın Ömerler köyünde yoksul ve zor koşullarda dünyaya merhaba dedi. 27 Eylül 2014 tarihinde de sonsuzluğa uğurlanana kadar seksen sekiz yıllık onurlu yaşamında Cumhuriyet Eğitim Devriminin aydınlanmacı düşün dünyasıyla hep yazdı, düşüncelerini ifade etti. Sarı Traktör’ün yazarı ile ilk kez Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Üniversiteleri Öğretim Elemanları Derneği’nin 1997 yılında İzmir’de düzenlediği Hasan Ali Yücel sempozyumunda yan yana geldik. Daha sonra 2001 yılından 2014 yılına kadar Talip Apaydın, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) imecesinde onurla yer aldı. Yeniden İmece dergisinde yazılar yazdı ve 2009 yılında da “YKKED-Mustafa Necati Öğretmenlik Onur Ödülü”nü bir “Armağan Kitap” ile birlikte büyük bir saygıyla Talip Apaydın Öğretmenimize verdik. Talip Apaydın’ın “Yeniden İmece” dergisindeki yazılarında ülkenin kötü gidişine itiraz, hep haykırış, uyarı ve emeklerin boşa çıkmasından duyduğu rahatsızlık vardı. Yazılarında ülkenin aydınlık insanlarını imeceye çağırır, eğitimin dönüştürücü niteliğine yönelik vurgu ve Köy Enstitüleri gibi nitelikli, bilimsel ve üretici bir eğitim sistemi özlemi vardı.

 

Talip Apaydın, 10 Kasım 1938 günü Çifteler Köy Enstitüsü öğrencisi olur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı gün okul önünde yapılan toplantıda müdür Rauf İnan’ın “Atatürk’ün kendisinden ayrıldık, ama yolundan ayrılmayacağız. Onun bize emanet ettiği Türkiye’yi koruyacağız, yükselteceğiz. Şimdi okulun açılış hazırlıkları içindeyiz. Bunları tamamlamadan derslere başlamayacağız. Kiminiz su deposuna, kiminiz boya badana işlerine, kiminiz bahçe düzenine, kiminiz öbür işlere yardım edeceksiniz. Bu memleketi çalışkan insanlar yükseltecek, göreyim sizi” sözleriyle sarsılır, yeni bir okul vardır karşısında. Talip Apaydın’ın aydınlık bir yürüyüşü ve büyük bir değişim-dönüşüm süreci başlamıştır. Çiftelerde ilk gün iç çamaşırları, kalın ketenden pantolon, gömlek, birer çift de asker potini, iplik çorap verirler. İlk kez banyoya gider. Sonra uzun masalarda onar onar oturma düzenli masalardan oluşan yemekhaneyle, yat saatinde yatakhanede altlı üstlü demir karyolalarla tanışır. O geceyi, “Tertemizdi her yer. Beyaz nevresimlere tüylü battaniyeler sokulmuştu. Çarşaflar yeniydi. Bize de yer gösterdiler. Soyunup girdim yatağa. Ömrümde ilk olarak böyle yaylı bir karyolada, yeni çarşaflar içinde yatıyordum… İçimden uzun bir oohh demek geldi. Dünyanın en derin uykularından birini uyudum” diyerek aktarır. Yıl 1940... Enstitüler arası imeceyle Savaştepe Köy Enstitüsü kuruluşu başlar. Yaklaşık 40 Çifteler Köy Enstitüsü Öğrencisi trenle Savaştepe kuruluş imecesine katılır. Talip Apaydın Öğretmen o günleri ve imeceyi, “Tatil dönüşü enstitüde bizim için çok önemli bir sürpriz ile karşılaştık. Kırk kişilik bir ekip seçiliyormuş, Balıkesir’in Savaştepe’sine gidilecekmiş, orada yeni bir enstitü kurulacakmış. İlk kazmayı biz vuracakmışız, iki ay kalınacak, üç ayrı bina yapılacak, sonra İzmir’e, Bursa’ya, İstanbul’a gezmeye gidilecekmiş” diye anlatır.

 

Talip Apaydın, Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, Gazi Eğitim Enstitüsü çıkışlı müzik öğretmenidir. Enstitüdeki eğitim ortamı toplumsallaşma ve özgürleşme süreçleri üretir, demokratik kültür ve sanat ortamı da onun yazma yetisinin ortaya çıkmasını sağlar. Yoksul geçen çocukluk yaşamı ve orta çağı yaşayan köylerin durumu onun yazma eyleminin konusu olur. Talip Apaydın, duyduğu toplumsal sorumluluğu; “Ben köyden geldiğim, ilk algılarımı oradan aldığım için, öykülerimde, romanlarımda köy gerçeklerini yazdım uzun süre. Kentlerde de görev aldım sonradan. Orada da aydınların öykülerini, romanlarını yazdım. Yazdıklarım yalnız köyle ilgili değil. İlk algılar çok önemli tabii. Orayı unutamıyorum. Kentlerdeki insanlar da mutlu değil. Türkiye insanı, kadın-erkek, köylü-kentli, bir sürü sorunla mücadele etmektedir. Onların içinden gelmiş bir yazar olarak, onları görmemek, yazmamak mümkün değil” sözleriyle açıklar.

 

Talip Apaydın, “Karanlığın Kuvveti” adlı kitabında çocukluğundan başlayarak enstitülü yılları kimi zaman sevinçli, kimi zaman hüzünlü ve kimi zaman coşkulu anılarla ve olaylarla anlatır. Bu kitabı yazarak Tonguç’a karşı sorumluluğunu “Bu kitabı, Tonguç Baba’nın saygıdeğer hatırasına sunuyorum. Son görüşmemizde enstitüye nasıl girdiniz, nasıl kurdunuz, bu duruma nasıl geldiniz, biriniz bunu anlatın demişti. Geç de olsa ben bu görevi yerine getiriyorum” diyerek aktarır. Yargıda devrimci duruşun tartışılmaz ismi, YKKED-Aydınlanma Onur Ödülü verdiğimiz Sayın Halit Çelenk, TÖS kurucusu, müvekkili Talip Apaydın için, “Her insan doğumundan yaşamının sonuna dek düşünceleriyle ve eylemleriyle kendi heykelini yapar. Değerli dostum Talip Apaydın da yaşamı boyunca taşıdığı düşünceler, yapıtları ve eylemleriyle kendi heykelini kendisi yapmıştır. Yonttuğu bu heykel ile ne kadar övünse yeridir” der.

Arkadaşımız Prof. Dr. Oğuz Makal, Talip Apaydın’ın kaybı sonrası yazdığı makalede, “Yıllar sonra Talip Apaydın’ın ‘Köy Enstitüsü Yılları’ kitabını okurken gözümün önünde karanlık, uzun, engebeli bir köy yolunda, ışığa doğru yürüyen bir çocuğun fotoğrafını gördüğümü söylemiştim. Elinde bir keman tutuyordu, şimdi söyleyebilirim -kitabında belirtiyor-, Çaykovski’nin keman konçertosundan Canzonetta’yı çalarak yürüyordu” ifadeleriyle Talip Apaydın’ın ve binlerce yoksul halk çocuğunun Köy Enstitülerinde ışığa, aydınlanmaya yürüyüşünün destanını özetliyordu.

 

Talip Apaydın, onlarca kitap, yazı ve şiirle iyiden güzelden yana duruşuyla yüreklerimizde hep yaşayacak. Apaydın Öğretmeni “Eski Yapı” şiirindeki dizelerle selamlıyorum:

“Derin vuruyoruz kazmayı / Kof sesler geliyor dipten / Çürümüş yıllardır / Değiştireceğiz bu yapıyı kökten / Biraz daha gayret / Sallanıyor her yeri / Kovuklarda böcekler çıyanlar / Bir telaş kıyamet / Yıkacağız başka çare yok / Yıkıp yeniden yapacağız / Temelden çatıya uygarca / Girip içine adam gibi yaşayacağız”

Anısına saygıyla.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mustafa Yiğit     0000-00-00 Beyninize elinize sağlık . Gençlerimiz geçmişteki aydınlanma uğraşını bildiği ölçüde ülkemizin geleceği için eylem ortaya koyacaklardır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X