Ey Oğul / 7 Alçakgönüllülük meziyettir
Zeki SARIHAN...

Ey Oğul / 7 Alçakgönüllülük meziyettir

Bu içerik 517 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Ey oğul!

Alçakgönüllülük insan meziyetlerinin başında gelir. Ham insanlar alçakgönüllü olurlarsa alçalacaklarını sanırlar. Oysa tevazu olgun insanlara özgüdür. Tevazu insanı yüceltir.

Seni mutlu edecek olan, soyun sopun, servetin, mevkiin değil, bilgeliğin, çalışkanlığın ve adaletindir.

Giyim kuşamınla, yiyip içmenle gösterişten kaçın. Ne kadar şatafatlı bir hayatın olursa olsun, sonunda herkes gibi birkaç metre bir kefene sarılacağını unutma. Şatafat her zaman görgüsüz insanların işi olmuştur. Bunların sergileyecekleri insani marifetleri olmadığı için bunun bıraktığı boşluğu o yollarla kapatmaya çalışırlar. Üstelik kendilerinin ve yakınlarının özel işleri için devlet imkânlarını da alabildiğine kullanmaktan kaçınmazlar. Evladının düğününe giderken kendi otomobilini kullanan ve salonun harcadığı elektriği cebinden ödeyen cumhurbaşkanlarının davranışı sana örnek olsun.

Endülüs sultanlarından biri için anlatılır: Sultan, görkemli bir sarayın dibinde sade bir kulübede yaşarmış. Görkemli sarayda ancak konuklarını ağırlarmış.

Bir toplulukta bilmediğin konularda konuşmaya kalkma. Bilenleri dinlemeyi bil. Bilmediğin konuları sor. Bunda bir ayıp yoktur. Ayıp olan bilmemek değil, öğrenmemektir.

Bir cemiyete gittiğin zaman başköşeye oturmaya kalkma. En arka sıraya otursan da değerinden bir şey kaybetmezsin. Sofraya insanın değil kürkün davet edilmesi Nasrettin Hoca zamanından beri alay konusudur.

Ey oğul!

Seni övenler karşısında da ağzın kulaklarına varmasın. Bunların hangisi gerçek, hangisi sahte çoğu zaman belli değildir. Herkesin övgüsü gerçek olsa bile onları dinlemekten zevk almamalısın. Kâmil ve gönlü yüce birinin kendini övmeye ve övdürmeye ihtiyacı yoktur.

Sana haksızlık yaptıklarında gururun incinmesin. Bunu yapan insanlara karşı anlayışlı ve sabırlı ol. Bunlar seni doğru yolundan alıkoyamasın. Cevher yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez. Gerçek bir gün mutlaka anlaşılacaktır.

Bir davayı anlatman için en üst perdeden bağırman gerekmez. Alçak sesle ancak herkesin duyabileceği bir tonda konuşman yeter. Boş tenekenin sesi çok çıkar. İnsanların önyargılarına, gelip geçici heyecanlarına değil, onların sağduyularına, mantıklarına hitap et. Gerçekleri konuşuyorsan hiç kimseden korkma. Bunlar mutlaka bir iz bırakacaktır.

İnsanların aklında ve yüreğinde yer etmişsen, onları Gandi gibi, yalınayak ve çıkrık başında iken de seferber edebilirsin. Şeyh Bedrettin’in ilminden başka nesi vardı? Gösterişli sarayların, şaşaalı arabaların, çıkarcı kuru kalabalıkların hükmü bir mevsimliktir. Bilgeliğin, adaletin, insanlık için mücadelenin hükmü sen öldükten sonra da sürer. Yunus Emre, yedi yüzyıldır kalbimizdeki tahtında bu nedenle oturmuyor mu?

Hepimiz, bu evrende bir toz zerresi kadar bile değiliz. Uçsuz bucaksız gökyüzüne baktığında bu gerçeği anlayabilirsin. Küçük dağları da sen yaratmadın. O ezeli ve ebedi kudretin karşısında senin böbürlenmen kaç para eder?

Bununla birlikte, evrim bizi özene bezene var etmiş. Akıl almaz göz kamaştırıcı özelliklerle donatmış. Bu bakımdan her börtü böcek gibi hepimiz önemliyiz. Bunun hakkını vermek zorundayız. ‘Bir lokma bir hırka’ felsefesine de itibar etme. Kendini bu dünyanın nimetlerinden mahrum ederek sefil bir hayata özenmen gerekmez. Önemli olan paylaşımcı olman ve paylaşımcı bir toplumsal düzenin kurulması için mücadele etmendir. Bunu ancak alçakgönüllü insanlar yapar.  (16 Mayıs 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X