“Süpermen Türk olsaydı”
Hüseyin AÇAR...

“Süpermen Türk olsaydı”

Bu içerik 216 kez okundu.

Yaşadığımız Günler / Hüseyin AÇAR

Geçtiğimiz hafta içinde Milas Toplantı ve Düğün Salonunda, “Süpermen Türk olsaydı” başlıklı bir konferansı dinlemeye gittim.

Açıkçası, konuşmacı olan Ahmet Şerif İzgören’in ismini çok fazla duymadığımı ve kendisinin kitaplarından herhangi birini okumadığımı itiraf etmeliyim.

Konferansa neden mi gittim?

Çok iyi bir sinema izleyicisi olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Çocukluk yıllarımdan bu yana hayali kahramanlara karşı da farklı bir ilgi duydum. Aslında hepimizin içinde, olmak istediğimiz bir hayali kahraman yok mudur? Süpermen ise hayali kahramanların en eskilerinden biri olarak her zaman olmak istediğimiz bir karakterdi.

Dolayısıyla konu “Süpermen” olunca ve de özellikle “Süpermen Türk olsaydı” nasıl olurdu sorusu kafamda bir türlü şekillenemeyince, dedim ki kendime, git şu konferanssı bir dinle ve kendimi bir anda Milas Toplantı ve Düğün Salonunda buldum. İyi ki de gitmişim …

Öncelikle bu konuşmacıyı bizlerle buluşturan Milas Kaymakamlığı’na, Milas Belediyesi’ne, Milas Ticaret ve Sanayi Odası ile Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne peşin peşin teşekkür edeyim.

Sonrasında salonu dolduran Milaslı dinleyicilerin de ilgisi beni oldukça mutlu etti.

Gelelim konferansın konusuna ve konuşmacısına …

Ahmet Şerif İzgören ismi, belki birçoğumuz için çok fazla bir şey ifade etmiyor. Konferans öncesinde sunucu, Ahmet Şerif İzgören’i salondakilere takdim edecek, tanıtımını yapıyor, ben de ön sırada koltukta oturuyorum. Yanı başımda ayakta, kulaklarında kulaklık olan genç bir adam var. Kendi kendime, herhalde konferansın ses düzeni ve koordinasyonu ile ilgilenen bir görevli olsa gerek diye düşünüyorum.

Sunucu, Ahmet Şerif İzgören adını anons etti. Yanımda ayakta kulaklığı ile duran kişi sahneye çıktı. Açıkçası kendisine baktığımızda sıradan, hepimiz gibi bir insan … Taa ki, konuşmaya başlayıp anlattıklarını dinleyinceye kadar … Sonrasında bakış açım da dinleme ve izleme tarzım da bir anda değişti.

Son derece akıcı bir dille konuşmasını sürdüren Ahmet Şerif İzgören’e bir anda kanım kaynadı.

Anlattığı konular o kadar yalın o kadar sade ve o kadar cazipti ki, bir buçuk saatin nasıl geçtiğinin farkına varamadım.

Konular ilginç, konuşmacı da kendisini dinlettiriyor.

Baktım koca salonda çıt çıkmıyor. Dinleyicilerin yüzleri gülüyor, bazen yüksek sesle kahkahalar atılıyor.

Sanıyorum ki Ahmet Şerif İzgören de bizlerden memnun kalmıştır.

Şimdi konferansın asıl konusuna gelelim: İş kalitesi, İsteklendirme, Beden Dili, İşletme, Yöneticilik, Satış ve Pazarlama, Liderlik, Stres Yönetimi, Karar Alma Teknikleri gibi günlük hayatımızda biz insanlara gerekli olan bu tanımları keyifli bir dille aktaran Ahmet Şerif İzgören, zaman zaman kendi yaşamından kesitleri de bizlerle paylaşarak onu daha yakından tanımamızı sağladı.

Süpermen’e gelince …

Türk bir Süpermen’in; annesinin ördüğü bir kazak ve etrafı tırtırlı bir pelerinle uçtuğu, çantasında dolma ve sarma ile havalandığı, cep telefonu sürekli çalan ve annesi tarafından aranan, “çok uçup da üşütme yavrum” denilen bir hayali kahramana dönüşmesi bizleri epey güldürdü.

Aslında Türk Süpermen’in resmini de görünce yüzlerimizdeki tebessüm daha fazla arttı.

Kısaca aramızdan, bizlerden biri olan değerli konuşmacı Ahmet Şerif İzgören, konuşması sonrasında Milas Kaymakamı Eren Arslan, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ve Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer tarafından kutlanarak kendisine teşekkür edildi.

Ülkemizde 500’e yakın seminer veren, kitaplar yazmış olan Ahmet Şerif İzgören’i Milas’ta dinlemek bizler için bir ayrıcalık oldu. Milas ve şahsım adına Ahmet Şerif İzgören’e konuşması için bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisini tanımaktan ve dinlemekten son derece mutlu olduğumu belirterek, en kısa zamanda “Süpermen Türk olsaydı” kitabını almaya karar verdim. Selamlar, sevgiler …

 

Ahmet Şerif İzgören

1965 yılında İzmir’de doğdu. 1983 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1987’de Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi Bölümü’nü bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde üsteğmen rütbesine kadar görev yaptı. 1991 yılında ordudan istifa etti. Aynı yıl Ankara Üniversitesi TÖMER Bursa Şubesi’ni kurdu ve bu şubenin müdürü olarak dört yıl görev yaptı. Bu dönemde, Bursa’nın ilk kültür merkezini açtı. Türkiye’nin tek çeviri dergisini çıkarttı. On altı tiyatro, müzik, resim kulübünün fahri başkanlığını yaptı. 1995 yılında özel sektöre transfer oldu; iki ayrı firmada genel müdürlük yaptı. 1996 yılında AIESEC Yüksek Danışmanlar Konseyi Üyesi olarak hizmette bulundu. İngiltere (Sunley Management Center) ve Türkiye’de Zaman Yönetimi, Finans, Liderlik, Beden Dili, İşletme Yönetimi ve Yönetim Modelleri, Satış ve Pazarlama, İletişim, Şirket Fonksiyonları, Karar Alma Teknikleri, Stres Yönetimi, Motivasyon, Yaratıcı Liderlik, Benchmarking vb. konularda birçok seminere katıldı ve eğitim aldı. Daha sonra bu alanlarda yurt içinde ve yurt dışında eğitimler verdi. Liderlik, Takım Çalışması, Yönetim ve İletişim alanında yurt dışı da dâhil olmak üzere birçok üniversite ve platformda 500’ü aşkın seminer verdi. Hâlen bu konularda Türk ve yabancı birçok kuruluşa, eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

İzgören, çalıştığı kurumlarda değişim yaratması ve sistem oluşturmasıyla tanındı. Kurucusu olduğu Academy International / İzgören Akın Eğitim ve Danışmanlık firmasının 1996’dan beri; ELMA Yayınevi’nin (Akademi Artı Yayıncılık AŞ) 1999’dan beri Yönetim Kurulu Başkanlığı görevindedir.

Eserleri- ‘Avucunuzdaki Kelebek’, ‘Geleceğin Organizasyonunu Yaratmak’, ‘Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır’, ‘Eyvah! İş Görüşmesi’, ‘Dikkat Vücudunuz Konuşuyor’, ‘Süpermen ve Uğur Böceği’, ‘Hıdır Kişisel Gelişiyor’, ‘Eşikaltı Büyücüleri’, ‘Uçan Halı Babam’, ‘İş Yaşamında 100 Kanguru’ ve ‘Sarı Siyah’.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X