“Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık”
Dursun GİRGİN...

“Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık”

Bu içerik 532 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Susmak çare değil ben bunu çok iyi bilenlerdenim. Ancak konuşmak da hiçbir şey ifade etmiyor, özellikle de Türkiye gibi bir yerde. Beni bağışlayın ama her geçen gün kötüye gittiğimizi bilmem anlatmama gerek var mı. Neyse bunları daha sonra tartışırız. Hayli bir zamandır yazmıyorum. İşte bu nedenle kendimi kurumuş, meyve vermeyen bir ağaç misali hissetmeye başladım.

Tabii ki bu arada, sayıları az da olsa bazı dostlarımın çok üzgün olduklarını gördüm. Arada sırada da olsa hiç olmazsa haftada bir kerecik de olsa Önder gazetesinin köşelerinde Muhtar Dursun’un yazılarını okuyabilmek isteyen birçok dostumu da üzdüğümü biliyorum. Bu nedenle bugün böyle bir başlıkla söze koyuldum. Umarım bu millet bir gün uyanır.

Özellikle de şu siyaset sahnesinde olup bitenlere bir bakınız lütfen. İktidar ikide bir ABD’ye uçuyor. Hadi iktidar ABD’ye göbekten bağlı, ya muhalefete ne demeli peki senin ne işin var iki de bir ABD’de ve bütün bu horoz güreşini bir türlü bu milletin göremeyişine çok üzülüyorum ve şunu söylemeye çalışıyorum: Dostlar esasen danışılması gereken makam millettir.

Evet, şimdi soruyorum iktidarı da muhalefeti de sizi o makama getiren milletin oyları mı yoksa kim? Evet bunun cevabını istiyorum. Size hem iktidar, hem muhalefet görevi veren bu yüce Türk milletidir. Peki neden bu millete rağmen ABD’ye gidiyorsunuz? Hani söz milletindi? Hani köylü milletin efendisiydi? İşte bugün, ‘aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık’ diyerek söze başlamamın gerçek amacı şu: 14-15 seneden beri aynı manzaraları seyrede seyrede bıktık artık. Ne bu milletin uyanacağı var, ne de bu iktidarın ve muhalefetin bu ülke yararına bir şeyler yapacağı var.

Şimdi neden köşe yazılarıma ara verdiğim konusuna gelince, evet birçok nedenler ve sebepler var. Başta sağlık sorunlarımın yanısıra bir de kitapçık hazırlamak istiyorum. Elbette ki bu kitapçık bir kültürü anlatacak. Dibekdere’deki davul zurna kültürünü, Dibekdere’nin dününü, bugününü ve yarınını anlatacak ki gelecek kuşaklarımıza bir şeyler bırakabilelim. Zaten aslolan da bu değil mi sevgili dostlarım. Siyasetçisi de, kültür adamlarımız da, tarımda da, sanayide de yani her konuda daima ileriyi görebilmek çok önemlidir. Hatta dini konularda dahi durum böyledir. Ne diyor İslam dini bizlere: İlim beşikten mezara kadar hem erkeğe hem kadına farzdır. Yani ilim bilmek herkese farzdır. O halde siyasetçi üretemezse, çiftçisi üretemezse, işçisi üretemezse bu milletin hali ne olur. Lütfen olayları basit bir siyaset gözlüğü ile görmeyelim. Yıllardır bu milletin kaderiyle oynayanlara yeri zamanı geldikçe hesap soralım ki, herkes şunu çok iyi bilebilsin: Eğer danışılması gereken bir yer var ise o da bu ülke için kanını canını verebilen gerçek manada yüce Türk milletidir. İkide bir ABD’ye fikir danışmaya gidenler, bizler ABD’nin yönettiği bir meclis istemiyoruz. Bize öyle bir dost gerek ki, bu ülkeyi Romanıyla, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkezi, Arnavutuyla, Yörükü, Boşnağıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle hepimizi kardeşçe el ele yaşatabilecek bir lider gerek.

Evet, bu ülkede 36 etnik kökene mensup vatandaşımız var. Ancak bana bütün bu etnik kökenleri Türk bayrağı altında kardeşçe yaşatabilecek bir lider gerek. Yıllardır yetti artık Sünni, Alevi, Türk, Kürt kavgaları bu yüce milleti canından bezdirdi artık. İşte bu nedenle ben de diyorum ki, bizleri tek bir çatı altında toplayabilecek yegane güç ehlibeyt sevgisidir. Bu ülkenin en karmaşık günleri olan Cumhuriyet dönemi öncesini hatırlayın lütfen. Mevlanalar, Yunuslar, Hacı Bektaşi Veliler bu güzel Anadolumuzun her köşesine kardeşlik, birlik, beraberlik tohumlarını atarlarken işte o tohumların özünde hep ehlibeyt sevgisi vardı.

Gelin dostlar, tekrar özümüze dönelim. Bu duygu ve düşüncelerle tüm dostlarımıza yeniden merhaba demek istiyorum. Madem ki halâ yaşıyoruz, madem ki bu can bu tende, o halde bizler de üretime katkı yapmaya devam edeceğiz. Yani sözün özü siyasetçi üretecek, çiftçisi, işçisi herkes üretecek ki, yarınlarımız daha güzel olabilsin.

Haydi dostlarım, sizler de üretin, herkes üretsin. Bakınız düşünmek de bir üretimdir. Lütfen sorun, sorgulayın, düşünün ve araştırın ki, geleceğimiz daha sağlıklı olabilsin.

Hoşça kalın, dostça kalın..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X