Bu kadar aymazlık yeter artık!
Dursun GİRGİN...

Bu kadar aymazlık yeter artık!

Bu içerik 246 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Beni asıl kahreden konu ne biliyor musunuz? Kendi hatalarımızı dahi göremeyecek kadar kalp gözümüzün kör oluşu… Hele hele bir de kalkıp ‘Eh ne edelim, hayırlısı olsun’ demek var ya, doğrusu bu teslimiyetçi cümle beni kahrediyor.

Efendim, malum asgari ücret ilan edildi. İyi güzel de sen işçi kardeşim, sen 9 milyon emekli kardeşim, sen çiftçi kardeşim, esnaf kardeşim, bu kapitalist sistemden ne bekliyordun ki? Olacağı bu… Ayrıca senin ülkendeki tüm cumhuriyet dönemi boyunca kazanılmış olan varlıklarımız satılıp savrulurken bile ‘Eh canım ne yapalım? İşçileri doyuralım bari… Satılsınlar da şu borçlardan-dertlerden kurtulalım’ diyerek, bu iktidarı her defasında oylarınla destekleyen sensin. Evet şimdi kalkıp da işlediğin günahları, haşa ‘eh ne yapalım, hayırlısı olsun. Yaradan hakkımızda hayırlısı neyse onu versin’ demek cehaletin ve de köleliğin ta kendisidir.

Hikaye bu ya, adamın biri karpuz tarlasının kenarından geçerken şöyle güzelce iri karpuzların olduğu yerleri kestirir. ‘Hele akşam olsun da ben sizin hesabınızı görürüm’ der ve akşamı sabırsızlıkla bekler. Tıpkı bizim asgari ücrete yapılacak, emekli maaşlarına yapılacak zammı beklediğimiz gibi.

Neyse, akşam olur, her yer zifiri karanlık, hırsız yola koyulur ve karpuz tarlasına varır. O esnada hava yağmurluymuş ve sık sık şimşek çakıyormuş. Bakın şu hırsızın duasına; ‘Çaktır Allahım çaktır da iki kişi ortak olalım’ der. Yani her şimşek çakışta karpuzun irisini kapıp çuvala indiren hırsız, tam evin kapısına varınca da hava gürlemeye başlar. Haşa ‘Bak kardeşim hiç bağırma! Ta bak karpuz tarlası orada. Git kendin kopar karpuzları’ der. Tıpkı Temel’in de hikayesindeki gibi…

Bir gün Temel oltasını alır ve denize balık tutmaya gider. Akşama kadar oltasına bir tek balık dahi takılmaz. Eh Temel de başlar dua etmeye; ‘Ey kurban olduğum Allahım. Şöyle irice bir balık tutayım da fakir fukaraya dağıtayım’ diye dua ederken, birden bire olta kıpırdamaya başlar. Heyecanla oltayı çeken Temel, bir de ne görsün, koskoca bir Levrek! ‘Aman Allahım bu da fakir fukaraya verilecek gibi bir balık değil ya’ diye balığı okşarken, balık fırsatını bulur ve tekrar denize dalar. Eh Temel de bu sefer başlar dert yanmaya: ‘Ey kurban olduğum Allahım, sen de hiç şakadan anlamıyorsun.’

Şimdi, eğri oturup doğru konuşmamız gerekirse: Bu iktidara 15 seneden beri oy veren bizler değil miyiz? O halde oturun oturduğunuz yerde. Eğer sen işçi kardeşim, esnaf kardeşim, emekli kardeşim, sen çiftçi kardeşim şu yazılıp çizilen satırları hiç unutma! Şu cennet gibi vatanda eğer köle muamelesi görmek istemiyorsan, üç-beş çuval kömür, üç-beş torba erzak için halâ köleliğe destek olmak istemiyorsan, o halde ilk seçimlerde yapacağın en hayırlı hizmet ne biliyor musunuz? Bu iktidara ‘yeter artık’ demek lazım.

Yoksa, 1603 liralık kandırmaca asgari ücrete daha çok talim ederiz. Benden söylemesi …

Nihayet bir yılımız daha borç harç içinde, ahlarla vahlarla gelip geçti.

Benim 2018 yılı için duam, Yüce Rabbim bu milleti beterinden korusun.

Umarım aklınız başınıza gelir de uyanırsınız. İşte o kadar …

Hoşça kalın, dostça kalın …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X