Çağdaş ve Öncü
Zeki SARIHAN...

Çağdaş ve Öncü

Bu içerik 204 kez okundu.

Zeki SARIHAN

21 Aralık 2017 tarihli “Okul Duvar Gazeteleri Ne İşe Yarar?” başlıklı yazımda 1990’da sürgün gittiğim ve yalnızca bir dönem çalıştığım Üreğil Ortaokulu’ndan bir öğrencimin telefonundan söz etmiştim. Yazımın yayımlanmasından sonra Hayriye Balkan, izlenimlerini yazıya dökerek gönderdi.

Aşağıda aynen paylaşıyorum.

Yıllar önce idealist bir öğretmene rastlamış siyah önlüklü, beyaz yakalı minik çocuklardık biz.

Soba dumanlarının içinde, okumak umuduyla yol alırdık her sabah. Bir gün bir öğretmen çıktı karşımıza. Sessiz izledik, dinledik onu. En önemlisi o da bizi dinliyor, konuşturuyordu. Okumaktan, okumanın öneminden bahsediyordu.

Kitap okuma defterleri tutturuyordu mesela; her hafta okunan kitap özeti, en güzel yazı ile bu deftere yazılıyor, yazar hakkında kitap hakkında bilgiler bu deftere eklenip Cuma günü öğretmene teslim ediliyordu. Dersin öğretmeni; defteri, yazıları, dilbilgisi, anlatım, estetik, her yönden inceliyor; kırmızı kalemle küçük notlar düşüyor ve hafta başında defterleri iade ediyordu.

Bu bir disiplindi. Günler şaşmıyordu. Cuma defter verilir, Pazartesi alınır, heyecanla; öğretmenin renkli kalemle yazdığı motive edici satırlar okunurdu. Her hafta kitap bulmamız zor olduğu için bir de gezici kütüphaneye üye yapmıştı sınıfı. Haftada bir okula gelen bu kütüphane ayrı bir sevinçle bekleniyordu. Kelime dağarcığımız, anlatımımız günden güne gelişti. Ardından yeni bir proje başladı.

 

DUVAR GAZETESİ

İstekli olan öğrencilerden iki grup oluşturuldu. Yazman, başkan vs görev dağılımı. Ardından her gruptaki öğrenciler gazetesine bir isim seçti. Çağdaş ve Öncü gazetesi.

Haftada bir çıkacak gazete için çalışmalar başladı. Acaba en çok hangi gazete dikkat çekecek ve okunacaktı. Her hafta gazetenin başlığı farklı bir şekilde yazılıp renklendiriliyordu. Haber değeri olan ne varsa gazeteye aktarılıyor, okul içinde röportajlar yapılıyordu. Öncü ve Çağdaş gazeteleri arasında amansız bir rekabet vardı. Gazeteler büyük boy tek karton üzerine el yazısı ile yazılıyor ve duvara asılıyordu. Sınıfın bir yanında Çağdaş, bir yanında Öncü gazetesi. Türkçe öğretmenimiz hangi gazeteyi daha uzun süre okudu ve beğendiyse bizce o gazete o haftanın başarılı gazetesi sayılıyordu. Sınıftaki olaylar, çevredeki gelişmeler özenle gazeteye aktarılıyordu. Diğer sınıflardan öğrenciler, dersimize girmeyen öğretmenler gazeteleri okumak için sınıfa geliyor, gazetemiz hakkında konuşuyorlardı.

Öğretmenimiz her hafta gazeteyi özenle inceliyor görüşlerini önerilerini söylüyordu. Hafta sonları grup üyeleri birbirimizin evinde bir araya gelip saatlerce gazete hakkında konuşup gazeteyi tasarlıyorduk. Müthiş bir beyin jimnastiği, fikir alışverişi, ortak çalışma ...

En son aşama, gazetenin görselliği, süslenmesi, yazımı ... Bir gün Zeki öğretmenimize “öğretmenim haber bulamıyoruz” dediğimi hatırlıyorum.”Çevrenize bakın. Baharın gelmesi, çiçeklerin açması hepsi haber değeri taşır” demişti.

Farkındalık, baktıklarımızı görebilmek ... Gördüklerimizi algılamak ... İşte “duvar gazetesi” çalışmasının bize kattıkları, en başta düşünmek, algılamak, sorgulamak, fark etmek ve fark ettirmek, ortak çalışabilmek, rekabet, üretmek.

Yarım dönem sonra maalesef öğretmenimizin tayini başka bir okula çıktı. Zaten bizim fukara okulumuza da sürgün gelmişti. Ama biz çok istifade ettik ve gidişine çok üzüldük. Bizlere kazandırdığı okuma gayreti, sevgisi devam etti. Daha sonra atandığı okula onu ziyarete gittik.

Bizi sınıfına aldı, dersini dinledik. Yarım dönemlik bir öğretmen ve yaptığı çalışmalar ... Duvar gazetesi... Öncü, Çağdaş Rekabet ve heyecan.

7. sınıf öğrenciler için unutulmayan idealist bir öğretmen ...

 

Hayriye BALKAN (26 Aralık 2017)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X