‘Tuvalet Eğitimi’ sürecinin kişilik gelişimine etkisi
Gülten ÜNAL...

‘Tuvalet Eğitimi’ sürecinin kişilik gelişimine etkisi

Bu içerik 130 kez okundu.

Gülten ÜNAL - Uzman Klinik Psikolog / www.terapiadanismanlik.com

Tuvalet eğitimi konusu birçok anne-baba için çocuk gelişimine dair göz korkutucu aşamalardan bir tanesidir. Çocuğum tuvalet eğitimine hazır mı? Yaşıtları çoktan tuvalet eğitimini tamamladı, biz geç mi kaldık? Tuvalet eğitimine başladık ama bir türlü başaramıyoruz, beze geri mi dönmeliyiz? Gündüz bezini bıraktık ama geceleri bağlasak mı? gibi birçok soru işareti anne-babaların kaygılanmasına neden olmaktadır.

 

Kimi ailelerde kısa sürede sorunsuz bir şekilde atlatılan tuvalet eğitimi süreci kimi ailelerde aylarca çözümlenemeyen anne/baba-çocuk ilişkisini geren, yıpratan ve çatışma kaynağı haline gelen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Esasen tuvalet eğitiminin tamamlanması kadar nasıl tamamlandığı da önem teşkil eden bir konudur. Bunun nedeni tuvalet eğitimi sürecindeki erken yaşam deneyimlerinin kişilik gelişimini etkilemesi dolayısıyla kişinin tüm yaşamı üzerinde olumlu ya da olumsuz bir takım izler bırakmasıdır.

 

Tuvalet eğitimi süreci bebeklik döneminden oyun çağı dönemine doğru ilerleyen çocuklar için önemli bir gelişim basmağı olarak kabul edilir. 0 - 2 yaş arasında anne ile güvenli bağlanma ilişkisini tamamlayan ve sağlıklı ayrılma sürecine girerek yavaş yavaş anneden ayrı bir benlik geliştirmeye başlayan çocuğun bu dönemdeki temel gelişim görevlerinden bir tanesi başarılı bir tuvalet eğitimi sürecini tamamlamasıdır.

Dünyaca ünlü psikoloji kuramcılarından Sigmund Freud, genellikle 2 - 3 yaş arasına denk gelen bu dönemi, kişilik gelişimi bağlamında irdelemiştir. Freud’a göre bu evrenin temel kazanımı, çocuğun idrar ve dışkısını kontrol edebilmesi özelinde kendisini ve çevresini kontrol edebilmeyi öğrenmesidir. Bunun anahtarı ise bilinçli bir şekilde yönetilmiş olan tuvalet eğitimi sürecidir. Bu dönemde çok sıkı, katı, cezalandırıcı davranışları içeren aile tutumları çocukların bu dönemde takılı kalmasına (anal fiksasyon) neden olabilmektedir. Bu dönemde takılı kalmış olanlar yetişkin olduklarında aşırı titizlik, cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik ve kararsızlık gibi bir takım olumsuz kişilik örüntüleri sergileyebilmektedir.

Konuyla ilişkili bir diğer psikoloji kuramı ise kişilik gelişimini 8 ayrı gelişim basamağına ayırarak inceleyen Erik Erikson’a aittir. Erikson, psikososyal kişilik kuramında bir-üç yaş arasındaki dönemi özerkliğe karşı kuşku ve utanç evresi olarak nitelendirmiştir. Bu kurama göre ailenin hoşgörülü, dengeli ve tutarlı tutumları eşliğinde tuvalet eğitimi sürecini başarı ile tamamlayan çocukların anneye bağımlılığı azalacak ve kendinden emin bir şekilde çevresini keşfe çıkabilecektir.

Çocuk özerkliğini elde ettikçe ve yapmak istediklerini başarabildiğini gördükçe yeterlilik duygusu geliştirecek, benlik saygısı ve özgüveni artacaktır. Ancak tahammülsüz, hoşgörüsüz, aşırı korumacı, aşırı baskıcı gibi olumsuz tutumlar ile tuvalet eğitimi kazandırılmaya çalışılan çocuklarda utanma, kendinden şüphe etme, sarsılmış özgüven duygusu ve bağımlı kişilik yapısı geliştirme gibi olumsuz kişilik örüntülerinin gelişimine zemin hazırlanmaktadır.

 

Tuvalet eğitimi sürecinin kişilik gelişimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında çocuğun tuvalet eğitiminde başarılı olabilmesi için fiziksel ve zihinsel olarak hazır olmasının beklenmesi, bunun için çocuğun vereceği hazır olma işaretlerinin izlenmesi uygun olacaktır.

Ailelerin bu sürecin zaman zaman zor olabileceğini kabul ederek kendilerini duygusal olarak tuvalet eğitimi sürecine hazırlamaları yine bir diğer önemli konudur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X