‘Büyük’ olmak
Yılmaz Kaya AYLANÇ...

‘Büyük’ olmak

Bu içerik 209 kez okundu.

Yılmaz Kaya AYLANÇ

Bir süredir duyuyoruz, ülkemizi yönetenler ifade ediyorlar: “Dünya 5’ten büyüktür” ...

Bilen var bilmeyen var, ifade edilen “5”, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi. BM organı olan ve alınan kararlara veto yani hayır deme hakkı olan beş ülke. Söylenmek istenen de şu:

“Bu doğru olmayan bir anlayış, haksızlık, yanlış, kabul edilemez bir durum ...”

 

Güvenlik Konseyi 15 üyeden oluşmakta. Bunun beş ülkesi daimi, kalan on üye ise beş coğrafi bölgeden iki yıllığına seçilen diğer üyelerden oluşmakta.

Burada konu edilen 5 daimi üye: ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa.

Yani savaşı kazananlar, yani galipler, yani her açıdan güçlüler, dünyayı yönetme hakkını kendinde görenler.

Baktığınızda, ‘evet doğru değil’, neden onların böyle bir hakkı var? Bu hakkı nereden aldılar? Kim onlara bu hakkı verdi?

Bu gibi değer/değerlendirmeler, geçmişten ve bugünkü durumdan beslenmekte. Bu beslenme verileri bir şekilde değişene kadar da bu böyle gitmekte.

Değerlere ne olarak bakılabilir dediğimizde;

Gayri Safi Milli Hasılaları olabilir: ABD 17 trilyon 419 milyar dolar, Çin 10 trilyon 360 milyar dolar, Rusya 1 trilyon 860 milyar dolar, İngiltere 2 trilyon 941 milyar dolar, Fransa 2 trilyon 829 milyar dolar. Türkiye ise 799 milyar dolar,

Ancak değerli ve büyük olmak için, demokratik olmak, insanca bir yaşam yaşamak, mutlu olmak, güvende olmak gibi evrensel pek çok kriter daha var. Bunlar o ülkenin refahını ve gelişmişliğini ortaya koyuyor.

Gayri Safi Milli Hasılalara göre baktığımızda, ülkemiz 18’inci sırada bulunmakta.

Nüfus açısından baktığımızda, 80 milyona gelmiş nüfusumuz ile dünya ülkeleri arasında 18’inci sıradayız.

Ortalama 75,2 yıllık yaşam süremiz ile 62’nci sırada bulunmaktayız.

En huzurlu ülkeler sıralamasında 163 ülke arasında 145’inci sıradayız.

Satınalma gücü paritesine göre ancak 63’üncü olabiliyoruz.

Sağlıktaki kalite bakımından 103’üncü sıradayız.

Basın özgürlüğü konusunda 151’inci sırada bulunmaktayız.

Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetler sıralamasında 8’inci, silahlanmaya ayrılan bütçe sıralamasında da 20’nci sıradayız. Huzur ve güvenlik sıralamasında ise 145’inci sırada bulunmaktayız.

Ölümlü iş kazalarında El Salvador ve Cezayir’in arkasından dünya 3’üncüsüyüz.

Küresel cinsiyet eşitsizliği raporuna göre ise 130’uncu sırada bulunuyoruz.

Dünyada internet’i en çok kısıtlayan ülkeler arasında 13’üncü, Twitter sansüründe ise 1’inci sıradayız.*

Düşünce kuruluşu The Legatum Institute, dünyanın refah düzeyi en yüksek ülkelerini sıraladığında, Türkiye ne yazık ki ilk 70 ülke arasında bulunmamakta.

Küresel Rekabet Formu 2016 - 2017 değerlendirmesi raporunda Türkiye’nin, GSYİH’sının dünya toplamında % 1,40’lık bir paya sahip olduğu belirtilmektedir.

Aynı dönem Küresel Rekabetçilik Endeksi hesaplamalarına göre ülkemiz 138 ülke arasında 55’inci sırada. Bir önceki yıl 51’inci, ondan önceki yılda ise 45’inci sırada konumlanmıştı.

Bu dönem en iyi performansı 17’nci sıradaki yeri ile Pazar Büyüklüğü.

Ülkemizin en ağır düşüşü ise Mali Piyasaların Gelişmişliği, İnovasyon, Kurumsal Yapılanma, Sağlık ve İlköğretim ile Mali Piyasalarının Etkinliği endekslerinde gerçekleşmiştir.

Geçmiş yıllara göre en belirgin yükseliş ise Makroekonomik Ortam endeksinde gerçekleşmiştir.

 

REKABETÇİLİK ENDEKSİ BİLEŞENİ 138 ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE’NİN SIRALAMASI (2016)

Kurumsal yapılanma 74, Altyapı 48, Sağlık ve ilköğretim 79, Yüksek öğretim ve işbaşında eğitim 50, Mal piyasalarının etkinliği 52, Pazar büyüklüğü 17, İnovasyon 71, İşgücü piyasaları 126, Makroekonomik ortam 54, Mali piyasaların gelişmişliği 82, Teknolojik hazırlık 67, İş dünyasının yetkinliği 65

 

Sabancı üniversitesi küresel rekabet forumu 2016 - 2017

2017 yılı Dünya Ekonomik Formu Cinsiyet Eşitsizliği Raporunda ülkemiz ile ilgili şu saptamalar yapıldı:

-Cinsiyet eşitsizliği oranında 131’inci sırada, -Kadınların iş gücüne katılma oranı % 36, -Uzman meslekler ve teknik elemanlar arasındaki kadınların % 39, dünya sıralamasındaki yeri ise 104’üncülük, -Geçen yıla göre 60 ülkede cinsiyet eşitsizliği artarken 82 ülkede azaldı. Eşitsizliğin arttığı ülkelerden biri de Türkiye. listelist.com/cinsiyet-esitsizligi-raporu/

 

Ülkemiz ile ilgili başka bir konuda ise TÜİK rakamlarına göre hazırlanan “Sosyal Bozulma Raporu”nda erken yaşta evliliklerle ilgili çarpıcı veriler bulunmakta.

Yalnızca 2011 - 2016 yılları arasında 232 bin dolayında çocuk erken yaşta evlendi. Resmi rakamlara yansıyan bu tabloda, çocuk evlilikleri imam nikahına dayalı olduğundan, sayının çok daha fazla olduğu düşünülmekte.

2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaparken, 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 16 bin dolayında olduğu tahmin edilmekte.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ise erken evlik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin % 97,4’ü kız öğrenciler.

Ülkemizi ilgilendiren bir diğer önemli konu ise hukukun üstünlüğü konusu. Dünya Adalet Projesi’nin (TWJP) dünyanın 113 ülkesiyle, 2016 yılında edindikleri verilere göre yaptıkları “Hukukun Üstünlüğü Endeksi” yayınlandı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye 113 ülke arasında sondan 15’inci sırada. Guetemala ve Myanmar’ın ardından 99’uncu sırada yer aldı.

2010 - 2015 yılları arasın ülkemizde 1134 kadın öldürüldü.

 

Yukarıda pek çok kurum ve kuruluşun yapmış olduğu araştırmalardan örnekler bize çok şey anlatıyor. Dünya 5’ten büyük tabii, ancak bu büyüklükte ülkemizin iyi bir yerde olmasını istemek ve beklemek de vatandaş olarak bizim hakkımız.

İyi konularda örneğin, hukukun üstünlüğü, bağımsız ve tarafsız adalet, iyi bir ücret, herkese iş imkanı, evrensel ve laik eğitim, tarafsız ve bağımsız medya, gelecek endişesi taşımamak, yaşam süremizin ve kalitemizin artması, güvenlik, cinsel eşitlik v.b. konularda dünya ülkeleri arasında üst sıralarda olmak.

Kötü konularda ise örneğin, cinayet, gazetecilerin hapiste olmaları, ihalelere fesat karıştırmak, yolsuzluk, çevre ve doğaya saygısızlık, çocuk istismarı, çocuk evlilikleri ve hamilelikleri v.b. istatistiklerde en alt sıralarda olmak.

Sonuç olarak, en temel hak olan yaşama hakkımızın en iyi şekilde kullanılmasının sağlanması devletin en temel görevi olarak yerine getirilmesi gereken bir konudur. Bu konuda devletimizin (tabii ki hükümetin) yapması gereken pek çok ev ödevi bulunmaktadır. Bunu yapmasını beklemek de bizim hakkımızdır.

(09.02.2018)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X