Fakirlik, kültürümüzü de olumsuz etkiledi …
Dursun GİRGİN...

Fakirlik, kültürümüzü de olumsuz etkiledi …

Bu içerik 318 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Ülkemizdeki siyasi anlayış insan odaklı olmadığı için maalesef fakirlik kaçınılmaz bir hal alıyor. Bakar mısınız şu ülkenin haline … Eskiden pamuk vardı, tütün vardı, yanı sıra mevsimine göre bir de zeytin mahsulü oluverdi mi, eh değme keyfimize. Düğünlerden geçit olmazdı. Daha dün denecek kadar kısa bir süre öncesinde tütün hasadına, pamuk hasadına veresiye tüm çiftçimiz ihtiyaçlarını alır, tütün parasını pamuk parasını alınca da oğlunu, kızını evlendirirdi. Peki şimdi ne oldu? Tütün yok, pamuk yok …

Eğer bir yerde üretim yoksa para da yoktur. İşte bu yoksulluk maalesef kültürümüzü de olumsuz etkiledi. Eski düğünlerle şimdiki düğünler arasında öyle bir fark var ki sormayın. Şu anda adam geliyor veya telefonla, “Dursun abi benim falanca tarihte düğünüm var” diyor ve pazarlıklar bitiyor. Adam kaparo gönderecek cebinde parası yok.

Yani dostlar, uzun lafın kısası şu: 15-16 sene içinde kültürümüz ve dahi bu kültürü yaşatmaya çalışan insanlar öyle büyük darbeler aldılar ki, buna da en çok sevinen maalesef sözde şu din tacirleri var ya, işte onlar seviniyorlar. Bu kişilerin de gelirlerini lütfen şöyle bir araştırıp sorun; karşınıza çok korkunç rakamlar çıkacaktır. Mesela şu Mısırlı oğlunun boğazdaki restoranının milyon dolarlar yaptığını bileniniz var mı? Sadece onun mu? İşte bu ülkenin kaymağını balını yiyen kesim maalesef bu ülkenin kültürünü yaşatanlar değil, bu ülkenin kültürünün ölüm fermanını yazıp çizip anlatanlardır. Bir ara Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine zurnacı arkadaşlarıma ziyarete gitmiştim. Günlerden de bir pazartesiydi. Sabah erkenden müzisyenler kahvesine indik. Orada bir düğün pazarlığına şahit oldum. İnanın donup kaldım.Pazarlık aynen şöyle: “Şu kadar para, bir traktör odun, birer çuval un, tabii ki onar kilo da pirinç, bir teneke çiçek yağı …”

Evet dostlar, bu söylediklerimin hiçbir satırı yalan değildir. İnanmayanlar Edirne, Kırklareli, Lüleburgaz gibi yerlerde yaşayan zurnacı ve davulculara lütfen sorsunlar.

Fazla söze ne hacet, bizim Milas yöresinde de bizler 1960’lı yıllarda, daha benim bile çocukluk yıllarımda, o yıllar babalarımız düğün alırdı: 4-5 metre analarımıza entarilik, davulcu ve zurnacılara da gömleklik kumaş alırdı düğün sahipleri. Bunun adı da okuntuydu. Tabii ki o yıllarda her şey boldu. Düğünlerde ev ev dolaşıp düğün sahiplerinin akrabalarından sabah ezanıyla tavuk toplardık ve o tavukların bir kısmını müzisyenler bir ksımını da yine o eğlenceye dahil olan gençler düğün evinde pişirip yerlerdi.

Sevgili Dostlarım, dikkat ederseniz şu tabloya, hep paylaşımdan söz ediyoruz. Bu, bir nevi de hem kültür adamlarımızı yaşatmak hem de “Komşuda pişer bize de düşer” mantığıyla hareket etmekti. Gel gör ki böyle bir toplum bugün artık öyle bir hale gelmiş ki, üç kuruşluk çıkarı için çalgıcı düğün sahiplerine karşı olan sorumluluğunu yerine getiremediği gibi, düğün sahibi de karşısındaki müzisyen dostuna karşı sorumluluğunu yerine getiremiyor ve bu tablo çok acı ama her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Sebebi de, maalesef ülkemizdeki siyasetçilerin izlemekte oldukları kapitalist ekonomi sistemidir.

Dikkat ediyor musunuz bilemiyorum, şu kış aylarında yöremizde onlarca deve güreşleri yapıldı. Hiç birisinde davullu zurnalı eğlence var mıydı? Maalesef! …

Değerli dostlarım şunun şurasında düğün ve derneklerimizin yapılmasına çok az bir zaman kaldı. Sonuç ne olur bilemiyorum, öncelikle dilediğimiz ülkemizde huzur olsun yeter, gerisi çok da önemli değil.

Sonuç olarak bakınız nereden nereye geldik. Bugün tek bir derdimiz var, aç olalım susuz olalım, yeter ki Yüce Rabbim vatan bozgunluğu vermesin diye dualar eder hale geldik.

Bu konulara gelecek yazılarımda da devam edeceğim.

Hoşça kalın, dostça kalın …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X