Geçmişi bilmeden konuşma!
M. Cafer METE...

Geçmişi bilmeden konuşma!

Bu içerik 71 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Türk edebiyatının ve İslam dünyasının en büyük şairlerinden ve İstiklal Marşımızın yazarı, Türk büyüğü Sayın Mehmet Akif şöyle söylüyor: “Biz Müslümanlar bin tarihinden itibaren çalışmayı bıraktık, Atalete, sefahata ahlaksızlığa düştük. Avrupalılar ise gözlerini açtılar, olabildiğine inandılar, çalıştılar ...”

Anadolu halkı cahil bırakılmış, zanaat, ilim, bilim terk edilmiş, din iman unutulmuş iken, Avrupalılar biz Türklerin geri kalmasını ve kendilerine muhtaç olma durumuna getirilip sömürge olmamızı planlamış ve Anadolu’yu işgal etmişlerdir. Tarihte Endülüs devleti de bu şekilde ortadan kalkmadı mı ...

Halk, cahil bırakılması sonucu yobazlar ve din ticareti yapanlar tarafından sömürülmüştür. Sayın demeye dilim varmıyor amma ailemden, okulumdan aldığım terbiye ve nezaket kuralları gereği bir ilin Milli Eğitim Müdürü beyefendi ...

Siz ilk defa 30 Ekim 1923 tarihinde Atatürk’ün İsmet İnönü’ye yazdığı mektubu okuyunuz. Ne diyor Atatürk:

“Paşam 30 bin köyümüzde Cami yok 37 bin köyümüzde okul yok” diyor.

Eğer mektubu bulur okursanız, daha nelerin olmadığını öğrenirsiniz.

Bir toplantıda “120 bin cami bizim elimizde” (tekelleştirdin mi!) diyorsunuz ve ekliyorsunuz: “Bir Köy Enstitü mezunu öğretmen bana gelerek; köylerde bizler dinimize hakaret ettik” demiş …

Şayet o arkadaş o dediğini yapmışsa, kendisi gerçek bir Köy Enstitü mezunu öğretmen olmadığı gibi Müslüman da değildir ... Ben hiçbir öğretmenin ve Müslümanın dinimize hakaret edebileceğini asla kabul etmiyorum. O arkadaş meczuptur. Çünkü bizler Köy Enstitülerinde oruç tutardık, isteyen namaz kılardı. Okulda oruç tutanlara özel yemek çıkartılırdı … Köy Enstitülü dinine neden hakaret etsin!...

Arkadaş, geçmişi iyi bil ve geleceği güzel öğren.

Sözlerinize devamla, “120 bin cami onların elinde olsaydı, eli silahlı terörist yetiştirirlerdi” diyebiliyorsunuz.

Sizi ispata davet ediyorum! Çünkü ben de Köy Enstitülü bir öğretmenim.

Sevgili öğretmen arkadaşım, ben bir köyde halkımla birlikte maddi ve manevi yardımlar yaparak hiç o köyde cami yokken cami yapılmasına vesile oldum. Bir köyde de caminin onarılmasına yardımcı oldum. Hani Köy Enstitülü öğretmenler terörist yetiştiriyorlardı? Ya sen ne yaptın? Hangi okulun ve hangi caminin yaptırılmasına vesile oldun?

Arkadaş; keşke o Köy Enstitüleri kapanmasa ve eğitim baş aşağı gitmese idi.

Köy Enstitüleri bir karanlığı aydınlığa çevirdi.

Sizin özlediğiniz, arzu edip aradığınız devirlerde köylerde okul, yol, su, cami, doktor, ebe, sağlık memuru yoktu. Tarım iptidai şekilde, atadan kalma idi. Sağlık desen keza öyle … Zatürreye punta derler, hasta iyi olsun diye muska yazıp oğlak derisinin içine koyarlar, böyle böyle kocakarı ilaçları ile tedavi etmeye çalışırlardı.

Doğumda anneler ve bebeler köyde ebe olmadığı için ölüyorlardı. Sana bir bilgi vereyim arkadaş:

Bütün Türkiye’de 137 Ebe vardı.

Gerisini söylemeye lüzum var mı bilmem.

Okuma yazma oranı % 5 idi. Beğenmediğin Köy Enstitülü öğretmenler, at ve eşek sırtında aç susuz, köylerde görev yaparak bu oranı % 80’lere çıkardı.

Sevgili öğretmen arkadaşım, geçmişi bilmeden, öğrenmeden ulu orta konuşmak ve geçmişi kötülemek, kara çalmak biz öğretmenlere yakışmaz.

El ele vererek çocuklarımızı geleceğe hazırlamak bizim görevimizdir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X