Çağımızın Hastalığı Kanser ve Beslenme
Elif AKTAŞ...

Çağımızın Hastalığı Kanser ve Beslenme

Bu içerik 83 kez okundu.

Diyetisyen Bakışı ... / Elif AKTAŞ / Diyetisyen

Sizlere bu hafta ‘1 - 7 Nisan Kanser Haftası’ nedeniyle, çoğu zaman adını bile telaffuz etmekten kaçındığımız kanserden ve kanserden korunmada dikkat etmemiz gereken belli başlı noktalardan bahsetmek istiyorum.

Kanser dünyada ve Türkiye’de sebebi bilinen ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Bu nedenle çağımızın en önemli toplum sağlığı sorunlarından biri olarak 200’ü aşkın türüyle kendini göstermektedir. Bu türlerin hepsi Türk halkında görülmektedir.

Türk erkeklerinde akciğer kanseri başta gelirken, Türk kadınlarında ise meme kanseri ilk sırayı almaktadır. Hem kadınlarda hem de erkeklerde en yaygın ikinci tür ise gastrointestinal sistem kanseri ve özellikle mide kanseridir. Türkiye’de yaygın olarak görülen çoğu kanser türü, sigara ve kötü beslenme gibi “önlenebilir” sebeplerden meydana gelmektedir.

Kanser oluşumuna neden olan başlıca sebepler; besin, hava ve suyla alınan toksik kimyasallar, genetik, radyasyon, hormonlar ve beslenme biçimidir. Toksik kimyasallar besinlere üretim, taşıma, depolanma ve işleme sırasında karışabildiği gibi hatalı pişirme ve saklama sırasında besin bileşenlerindeki değişimler sonucunda da oluşabilir. Bunlar hücre hasarına neden olarak kanser oluşumunu tetikler ve “oksidantlar” olarak adlandırılırlar. Ayrıca bazı besinler, bazı bitkilerin yaprakları, meyveleri, soğanları ve tohumları oksidantlara karşı hücreyi koruyan faydalı kimyasallar içerirler ve bu nedenle “antioksidantlar” olarak adlandırılırlar. İnsanlar yaşam ve beslenme biçimlerini oksidantlardan en az düzeyde etkilenecek ve antioksidant alımını arttırarak savunma sistemini güçlendirecek şekilde düzenleyerek kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilirler.

 

Kanser riskini arttıran faktörler nelerdir?

Sigara içme, şiddetli bakteri ve virüs enfeksiyonları, yüksek miktarda pestisit ve yapay kimyasallarla karşı karşıya kalma, aşırı alkol tüketimi, radyasyon, yağ ve yağlı besinlerin fazla tüketimi, yetersiz taze sebze ve meyve tüketimi, beslenmeyle yetersiz posa alımı, olumsuz çalışma koşulları, aşırı tuzlu beslenme, tütsülenmiş, dumanlanmış besinlerin fazla tüketimi.

 

Kanser riskini azaltan faktörler nelerdir?

Sigara içmemek ve sigarasız ortamda yaşamak, bakteri ve virüs enfeksiyonlarının az olması, pestisit ve kimyasallara az maruz kalma, alkol alımının azlığı, radyasyondan korunma, yağ oranı ideal bir beslenme tarzı uygulama, bol taze sebze-meyve tüketimi, posadan zengin diyet ile beslenme.  

 

İdeal beslenme biçimi nasıl olmalı?

1)Posa Alımı- Yetişkin bir bireyin günlük diyet posası alımı 25 - 35 gr aralığında olmalıdır. Yüksek posalı/lifli beslenme, özellikle kalın bağırsak kanseri gibi birçok kansere karşı koruyucu etki gösterir. Bu nedenle tam tahıllı besinler, sebze ve meyveler, kuru baklagiller günlük beslenmemizde yeterince yer almalıdır.

2)Alkol ve Sigara Tüketimi- Sigara içmek, en sık görülen türlerden biri olan akciğer ve soluk borusu kanseri riskini arttıran temel faktördür. Alkol de mümkün olduğunca sınırlandırılmalı, tüketilecekse nadir olarak tüketilmeli ve antioksidan içeriği yüksek kırmızı şarap tercih edilmelidir.

3)Gıda Katkı Maddeleri- Birçok besinle birlikte raf ömrünü uzatmak, tat, koku, görünüş gibi özellikleri korumak ve geliştirmek amaçlı eklenen katkı maddelerinin yüksek oranlarda alımı kanser oluşumuna neden olabilmektedir.

4)Yağ Oranı- Özellikle sucuk, salam vb. yağlı şarküteri ürünleri, kızarmış ve kavrulmuş besinler sık tüketildiklerinde kanser oluşumunu tetikler. Ayrıca aşırı yağlı besin tüketimiyle birlikte gelişen obezite de hastalık oluşma riskini arttırır. Bu nedenle, işlenmiş ürünlerden mümkün olduğunca uzak durmaya, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi besinleri ideal porsiyonlarda tüketmeye özen gösterilmelidir.

5)Yetersiz Sebze ve Meyve Tüketimi- Vücudumuzun oksidantlara karşı koruyucu kalkanı olan antioksidantlar, en çok taze sebze ve meyvelerin içeriğinde bulunur. Bu nedenle günde 4 - 5 porsiyon ve özellikle farklı çeşit ve renklerde sebze - meyve tüketimine dikkat etmemiz gerekir.

6)Pişirme Yöntemleri- Mangal gibi doğrudan ateşte pişirilmiş gıdalar, tütsülenmiş, tuzlanmış veya salamura yapılmış besinler, kızartılmış veya kavrulmuş gıdalar kanserojen içeriği yüksek olanlardır. Bunlar yerine, fırın, ızgara, haşlama, buğulama vb. yöntemler tercih edilmelidir.

7)Öğün Sıklığı- Çeşitli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için günde en az 3 ana öğün ve gerekli görülürse 1 - 2 ara öğün şeklinde beslenmeye dikkat etmek gerekir.

8)Su Tüketimi- En temel yaşamsal ihtiyaçlarımızdan biri olan suyun tüketimi mutlaka yeterli miktarda olmalıdır. Vücuda alınan zararlı maddelerin uzaklaştırılmasında da su görev yapmaktadır. Bu nedenle yetişkin bir birey günde 2 - 3 litre arası sıvı tüketmeye özen göstermelidir.

Kanser artık korkunç bir hastalık değil, önlenebilir ve erken tanı ile iyileştirilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle yaşam kalitemizi arttırmak için dengeli beslenmeye, düzenli fiziksel aktivitede bulunmaya ve gerekli sağlık kontrollerimizi yaptırmaya dikkat etmeliyiz.

Sağlıkla, keyifle dolu haftalar dilerim …

(3S Diyet ve Beslenme Danışmanlığı / www.3sdiyet.com)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X