Köy Enstitülerini yeniden açalım
M. Cafer METE...

Köy Enstitülerini yeniden açalım

Bu içerik 86 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Sevgili halkım, bir devre damgasını vuran, okuma-yazma oranını kadınlarda % 1 erkeklerde % 5 iken birdenbire % 70, % 80’lere çıkaran bir eğitim kurumu olan Köy Enstitüleri bu güzel ülkemin tarımını, hayvancılığını, ormancılığını korumak, geliştirmek, insan sağlığı çevre bilinci verebilmek, köyden şehre akını durdurmak, köyde sosyal ve kültürel çalışmalar yaparak milli birliği, duyguyu, acıyı, tatlıyı yaşatmak, ülke kalkınmasını bireylerden başlayarak yaymak ve dışa bağımlılığı kaldırmak, geçmişimizi bilip geleceğimize ümitle bakmak için kurulmuştu.

Vatan, millet, cumhuriyet, din, iman, ana, baba sevgisini vermek, milli duygulara hakim laik cumhuriyet evlatları yetiştirmek, eğitim ve öğretimi ele alan sanat ve beceri sahibi yapabilecek ve köy şartlarını bilen, rant peşinde olmayan insan nesline ihtiyacımız vardır. Bu da bizleri kindar dindar değil; vatan, millet, cumhuriyet, Atatürk aşkı veren Köy Enstitülerini yeniden açıp ters giden eğitimimizi yeni bir düzene koymakla mümkündür.

Sayın Bakan; Abdullah Suphi Tanrıöver, Mustafa Necati, Saffet Arıkan, H.Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Mustafa Üstündağ, Avni Akyol, Hasan Celal Güzel olmak, halkımın ve öğretmenlerin gönlünde taht kurmak ister misin?

Öyle ise gelin bu güzel vatana bir hizmet edelim. Köy Enstitülerini yeniden açalım. Vatan, millet, cumhuriyet ve Atatürk aşkıyla laik eğitim ve iş eğitimi içinde donanmış gençler yetiştirelim. İşsizliği ortadan kaldırmakla birlikte huzuru ve gelirimizi de arttıralım.

Sayın Bakan, bugün 17 Nisan. Köy Enstitüleri bugün doğdu. Köylünün, vatanın ve bu milletin kalkınmasını değil kendi menfaatlerini düşünen gerici yobaz bağnaz, itibarları sıfıra inen köy ağası politikacılar ve bilhassa Haçlı seferlerinden sonuç alamayan dış güçler ile Amerika, Köy Enstitülerinin yetiştirdiği öğretmenlerden korktular. “Rant, mevki elimizden gidiyor, bu Köy Enstitüleri yarın bu ülkeye hakim olacak biz ne olacağız” diye kendi menfaatleri uğruna yazık ettiler Köy Enstitülerine.

Sayın Bakanım, Ben Köy Enstitüsüyüm.78 yaşındayım. Henüz 14 yaşında iken bağ budar gibi budadılar beni, amma kökümü kurutamadılar. Halkımın kalbinden söküp atamadılar. Her 17 Nisan’da halkım beni arıyor ve anıyor. Benim adım 3803. sayılı Köy Enstitüsü Yasası. Ben Bozkırlarla kucaklaşmaya, Anadolu’nun Trakya’nın halkını ve çocuklarını aydınlatmaya, o toprakları yeşillendirip açmayan çiçekleri açtırmaya, gülmeyen yüzleri güldürmeye gidiyorum.

Benim güzel yurdum yüzyıllarca ihmal edilmiş 40 bin köyümün 37 bininde okul ve öğretmen yok. 40 bin köyümün 30 bininde cami yok. Köy ebesi, sağlık memuru, çiftçiye yol gösterip yeni tarım usullerini öğreten ziraatçı yok, tarla eski usul Karasabanla sürülüyor, doktor yok, içme suyu yok, göletten ve sarnıçtan içiliyor. Sayın Bakanım daha neler yazayım, yok oğlu yok. Binlerce anne ve çocuk doğum sırasında ölüyor, çare arayan yok.

Köyde Jandarma, Tahsildar, Orman koruma memuru, Gümrük ve Tekel kolcuları, ağalar ve Aşar memurları köylüye göz açtırmıyor, hangisine karşı gelebilir!? Köylü ancak vergi ve askerlik zamanında devletin aklına geliyor.

Sevgili halkım, köy meselesi bazı elitlerin sandığı gibi mekanik bir şekilde ‘köy kalkınması’ olmayıp anlamlı ve bilinçli olarak köyün içten kalkınması olmalıdır. Köylü öyle bilinçlendirilmelidir ki onu hiçbir güç kendi hesabına istismar edemesin. Bunun için de bu uğurda ter dökerek köyü için çalışacak elemanlar gerekiyordu.

Bunun için Köy Enstitülerinde ve köy okullarında gece gündüz demeden, doğrudan ve sosyal yaşamdan gelen engellere göğüs gererek ve uğraş veren elemanlar gerekiyordu. Bu da köy şartlarına göre yetiştirilmeliydi.

Köy Enstitüleri, köy nüfusuna kayıtlı ve köy okullarından mezun olmuş köy çocuklarını alarak köy şartlarına uygun olarak yetiştirip köylerin kalkınması için köylere gönderdi. Amma bu yeni kuşakları görevinden alıkoymaya uğraşan rant sahipleri vardı. Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler ve sağlık memurları, ebeler bu gibi kişilerle mücadele ettiler.

Köy Enstitülerinde kültür derslerinin yanında köy şartlarına ve köy kalkınmasına uyan konular öğrenciye öğretilip uygulamalı olarak yapılırdı. Mesela, bir ağaç aşılanacak; her öğrenci ağaçları aşılardı, tutturamayan öğrenci tekrar tutturuncaya kadar uğraş verirdi.

Bizler diğer okullarda okutulan kültür derslerinin yanında Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi, Askerlik, Ev idaresi ve Çocuk Bakımı, Zirai İşletme ve Kooperatifçilik, Demircilik, Marangozluk, Yapıcılık gibi derslerle birlikte tarım dersi ve uygulamalı çalışmaları, Teknik dersler ve uygulaması, bahçe tarımı, sanayi bitkileri, kümes hayvancılığı, arı ve ipek böceği, zooteknik ve hayvancılık, balıkçılık ve su ürünleri dersleri görüyorduk.

Kız ve erkekler 4. ve 5. sınıflarda haftada 7’şer saat olmak üzere öğretmenlik bilgisi dersi olarak genel ve özel öğretim metodu ile birlikte çevre bilinci, halkla iletişim dersleri bizim için çok önemli idi.

Kız öğrenciler için sanat dersi olarak her Köy Enstitü mezunu kızımız Zirai bilgileri almakla ve uygulamakla beraber terzilik ve dokuma sanatını, biçki dikiş, örgü ve dokuma yanında ziraat sanatları, sanayi bitkileri, kümes hayvancılığı, köy ev ve el sanatları, güzel sanatlar öğrenmek mecburiyetinde idi.

Bunun için 3803 sayılı yasa; halkımın huzuru, refahı, fikren, manen ve maddeten kalkınması, eğitim ve öğretimin gelişmesi, vatan evlatlarının okuma yazma ile bilinçlenmesi ve hayatta yapacakları işleri bilinçli olarak yapması yönü ile halkıma ziraatçı, marangoz, nalbant, demirci, yapıcı, terzi, dokuma, örgü sanatı ile donanımlı sağlık, insanlık, orman, çevre sevgisi ile donatılmış gelişmiş halkını seven, sevecen, cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü, devrimlere bağlı kişilik sahibi öğretmenler yetiştirip vatan sathına yayacağım diyordu.

Sevgili halkım, yazık ettiler böyle okullara.

Bakınız, Köy Enstitüleri için neler demişler …

Cumhurbaşkanı Sayın İsmet İnönü:

“Köy Enstitülerini, cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en iyisi sayıyorum. Köy Enstitülerinde yetişen evlatlarımızın başarılarını ömrüm oldukça yakından takip edeceğim.”

Hasan Ali Yücel:

“Vatanın dağlarında bozkırlarında çiçek açtıran Köy Enstitüleridir.”’

Ahmet Emin Yalman:

“Köy Enstitülerine köye Hoca yetiştirmek için açıldı diyenler aldanıyorlar. Bunlar memleketin her türlü sorunlarını ve usulleriyle tecrübeye varan laboratuvarlardır. Köy Enstitülerinde okuyan gençler mezun oldukları zaman küçük bir maaşla gelir temin ederek arazi verilecek bu suretle ülkemizde güzel bir eğitim şekli olacak. Eğer gazeteciliği sevmesem, sımsıkı bağlı olmasam Köy Enstitülerinde severek hocalık yapardım”

F. Kırbynin:

“Türkiye’de eğitimin çözümü olarak Köy Enstitülerini düşünen yabancı düşünüre ve eğitimciye ihtiyaç yoktur”

J. Dewey: “Siz Köy Enstitülerle kalkınmanın yolunu bulmuşsunuz.”

Köy Enstitülü öğretmenler vatan sathına dağılmış, her aldığı bilgiyi, görgüyü, adab-ı muaşeret kaidelerini uygulayıp çalışmaya başlayınca yobazlar, ağalar, şıhlar, şeyhler, bazı politikacılar, dış güçler rahatsız oldular. Çünkü halkım eskisi gibi ağaları, hurafecileri, politikacıları dinlemez oldu.

Bir kısım politikacı, İsmet Paşa’ya gidip “Bunlar çok ileri gidiyor, halk bunları tutuyor, siz dahi bir zaman gelecek meclise gelemeyeceksiniz, onun için bir çare arayalım” diyebiliyorlar.

Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 tarihinde kuruldu ve Demokrat Parti tarafından 1954 yılında kapatıldı.

Köy Enstitüleri kapatıldı ama halkın gönlünden silinemedi, kökü kurutulamadı.

Sevgili halkım: Ben de bir Köy Enstitü mezunu öğretmen olarak halkımın ve öğretmen arkadaşlarımın gününü kutluyor, aklı selim sahibi, ilim ve irfan yanlısı, ülkemin her bakımdan kalkınmasını isteyenlerin Köy Enstitülerinin yeniden açılması konusunu düşünmelerini istiyorum.

Nice 17 Nisan’lara …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X