Üretici, devlet desteği bekliyor
M. Cafer METE...

Üretici, devlet desteği bekliyor

Bu içerik 63 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Biz üreticiler, eli nasırlı, yırtık, yamalı urbalı, ayağı potinli, çarıklı toprağı tırnağı, çapası, kazması, karasabanı, pulluğu ve traktörü ile işleyen Tük çiftçisiyiz. Toprak bizim anamızdır.

Bu toprağı çapalamak, sürmek, krizma yapmak, ekmek, bozkırları verimli hale getirmek, Anadolu’nun dağlık taşlık yerlerini işlenir hale getirmek biz çiftçilerin görevidir.Ormanları korumak, arazimizin boş yerine ağaç dikmek, hayvancılığa önem vermek ve üretmek görevimiz olmakla beraber gelir ve geçim kaynağımızdır.

Biz çiftçiler, lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini bilen zalim tabiat şartlarını çalışarak yenen, üretenlerdeniz. Tarlasını işlemeyen gübre vermeyen sebze ve meyve ağaçları dikmeyen, üretmeyen hububat ekmeyen, ülke ekonomisine katkı sağlamayanların dostu değiliz.

Biz, üreten, tarlayı boş bırakmayan, evinin ihtiyacını karşılayan aile efradının nafakasını çalışıp üreten, ormanı hayvancılığı seven, yetiştiren, vatan millet sevgisi olan çalışkan insanları tabiatı seven Türk çiftçisiyiz.

Ama ne yazık ki bugün tarlamız, bağımız, bahçemiz dağlık taşlık arazilerimiz bomboş, sürülmemiş, ekilmemiş. Bozkır halinde biz ona bakıyoruz o da bize bakıyor. Mis gibi kokan Karakılçık buğday ekmeğinden yapılan tadı damağımızda kalan Bazlama ekmeğine hasret kaldık. Daha kötüsü dışarıya bağımlı hale geldik.

Bir zamanlar kendi kendine yeten bir ülke iken, bırakın arpa-buğdayı, samanı ithal eder hale geldik. Hayvancılığımız da aynı durumda: Dışardan canlı hayvan ve et ithal ediyoruz. Keza ülkemiz bir tarım ülkesi olmakla birlikte dışardan meyve sebze ithal etmek bize yakışıyor mu?

Et ve balık kombinaları yeniden açılmalı ve hayvancılık, balıkçılık canlandırılmalı meyve ve sebzeler değerlendirilme yönü ile konserve fabrikaları açılmalı, pamuk ve tütünden kota kaldırılmalı, üretici mazot, gübre, tohum ve ilaç yönünden desteklenmelidir. Ege Bölgesi için zeytin, zeytinyağı, bal, narenciye, pamuk ve tütün, hububat ürünleri önemlidir. Sanayici unutulmamalı ve devlet desteğinden yararlanmalıdır.

Milas pazarında tanıdığım bir üretici ile konuşurken, “Hocam, biliyorum pahalı diyeceksiniz ama siz bizim bu ürünleri nasıl yetiştirdiğimizi en iyi bilenlerdensiniz. Çünkü, bizim köyde sebze ve meyveleri değerlendirmek için konserve fabrikası kurulması için uğraş verdiniz amma maalesef bazı kişiler menfaat uğruna kurulan Kooperatifi bile kapattılar. Vatandaş dert yanıyor, mazot, gübre, tohum, ilaç, nakliye çok pahalı ürünü pahalıya mal ediyoruz ve tabiî ki tüketiciye de ucuza veremiyoruz. İnanın fiyat söylerken üzülüyorum” diyordu.

Kendisine, “Bizler de sizin gibi üretici olarak köy çocuğuyuz, köylüyüz, üreticinin durumunu biliyoruz. Amma bu zorlukları da yenmesini bileceğiz. Hiç durumdan yeise düşmeden tarlamızı imar edip ağaç dikmek ve çalışmak, imar etmek ve üretmek gerek.

Yetkililere sesleniyorum. Karasabanı, pulluğu unutan üretmeyen tüketici bir millet olmak ve dışarıya bağımlı olmak saman, et, canlı hayvan, buğday, sebze ve meyveyi dışardan alıp alın terimiz kazancımızı dış ülkelerin çiftçisinin kalkınmasına aktarmak, Tarım ülkesi güzel ülkemiz Türkiye’ye yakışmaz.

Tütüne pamuğa kota koydunuz, et kombinalarını kaldırdınız, Tekel’i, Toprak Mahsûlleri Ofisi’ni kapattınız.. Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştirmek için uğraş veriliyor. Şeker pancarı İç Anadolu’nun geçim kaynağı ve çiftçimizin olmazsa olmazıdır. Çocuklarımızın çok sevdiği şekerden yavruları mahrum etmeyelim.

Bakınız şeker için Atatürk ne diyor: “Şeker fabrikalarının sayısı yirmiye çıkmaz ve şekeri ekmek kadar kolay alınır hale getirmezseniz, gürbüz çocuklara hasret kalırsınız” diyor.

Lütfen Türk çiftçisini koruyunuz.

Devlet desteğini esirgemeyin ve şeker fabrikalarını özelleştirmeyin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X