‘Kurtuluş Seçimi’
Metin SALMAN...

‘Kurtuluş Seçimi’

Bu içerik 81 kez okundu.

Metin SALMAN

AKP iktidarı yakın zamana kadar her ne kadar “Erken seçim istemek vatan hainliğidir” dese de güya, ortağının ortaya attığı “Erken Seçim” sözüne, aralarında çok ciddi ve uzun tartışmalar yaptıktan sonra, (Bir 30 dakika kadar) balıklama atladı. Hem de seçim tarihini, teklif edildiği 26 Ağustos’tan 24 Haziran’a alarak.

“İki kafadar” yukarıda belirtildiği gibi konuyu aralarında çok ciddi bir şekilde 30 dakika görüştükten sonra seçimin erkene alınmasına karar verdiler. Kararı onlar verdi ve gereği yapılmak üzere konu TBMM’ne taşındı. Konu TBMM’de o iki partinin, kendi özgür iradeleri ile aralarında tartışıp (!) hiçbir baskı altında kalmadan özgürce konu hakkında karar veren (!) milletvekilleri tarafından kaldır parmak - indir parmak hesabıyla kabul edildi.

Bu bir ERKEN SEÇİM kararı değil, BASKINDAN DAHA BASKIN SEÇİM kararıdır. Bu seçim kararından önce kendilerine birçok avantaj sağlayacak düzenlemeleri yaptılar. Seçimlerin düzen içinde, adil ve hukuk kurallarına uygun yapılmasını sağlamakla görevli YÜKSEK SEÇİM KURULU’nu zaten önceden devşirmişlerdi.

Bu iki liderden birisinin, zaten bazen sebebini kendisinden başkasının bilmediği (Gerçi herkes sebebini biliyor da, o kimsenin bilmediğini zannediyor) nedenlerden dolayı seçim takviminden bir, bir buçuk yıl öncesinde “SEÇİMLERİN ERKENE ALINMASINI İSTEMEK” gibi bir saplantısının bulunduğu KAMUOYU tarafından bilinmektedir. Bu kişi SEÇİMLERİN ERKENE ALINMASINI her ne kadar DEVLETİN BEKASI ile ilgilendirmekte ise de, burada kastedilen devletin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmayıp “BAHÇELİ DEVLETİ” olduğu artık Türk kamuoyu tarafından öğrenilmiş bulunmaktadır.

Bu seçim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin DNA’sını değiştirecek bir seçimdir. Bu seçim Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’na uymamayı alışkanlık haline getirmiş biri için, Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’nı ona uygun hale getirerek, Cumhuriyet kurulduktan 95 yıl sonra ülkede yeniden PADİŞAHLIK YÖNETİMİNE geçişi sağlayacak sonuçları doğuracak bir seçimdir.

Bu seçim, Atatürk’ümüzün kurduğu ve Türk Gençliği’ne emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin ortadan kaldırılıp yerine “Tayyiban Cumhuriyeti” diyebileceğimiz bir devletin kurulmasını sağlayacak bir seçimdir.

Onun için bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çok çok uyanık olmaları gerekmektedir.

Bu seçimde, bir tarafta beğenmedikleri, yıkmaya çalıştıkları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün imkanlarını, kendilerinin bir türlü tatmin olmayan ihtiraslarını elde etmek için kullananlarla, sıradan, sadece vatan ve milletin geleceğini düşünenler yarışacaktır.

Kendisinin Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunu söyleyen, fakat Cumhurbaşkanlığı yeminine uymayan, her konuşmasında toplumu ayrıştıran, halen de AKP’nin Genel Başkanı olan R. Tayyip Erdoğan, bu seçimin:

a)Daha güçlü bir yargı, b)Daha güçlü yasama, c)Daha güçlü yürütme ve d)Daha ileri demokrasi ve özgürlük sağlayacağını ileri sürmektedir.

Bu söylediklerinin hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır.

Yargıyı Türkiye’de en az güven duyulan kurum haline kendi iktidarları getirmiştir. Herhangi bir mahkemeden kendi istediklerine aykırı bir karar çıktığında (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay) o karara karşı büyük hakaretler savuran kendileri olmuştur.

Yasamayı (TBMM) kaldır parmak - indir parmak haline getirip torba kanunlara gece yarılarında Milletvekillerinin haberi bile olmadan birçok hükümler konulması bu Hükümet döneminde olmuştur.

2002 Kasım’ından bu tarafa meclisten istedikleri kanunları çıkarmakta bir sıkıntı yaşamamışlardır. Birçok konuda, toplum tepkisi olsa bile, o tepkiyi dikkate almadan “Çatlasanız da patlasanız da bu kanun çıkacak” diyerek yollarına devam etmişlerdir.

İleri demokrasi ve özgürlük diyerek hapse atmadıkları gazeteci ve aydın bırakmamışlardır.

Türkiye’de şu anda ne yazık ki bir Cumhurbaşkanı bulunmamaktadır. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı birleştirici, bütünleştirici, kucaklayıcı olur. Oysa ki AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan her konuşmasında insanları parçalara bölmekte, ayrıştırmakta, insanlar arasındaki birlik ve beraberliği yok etmektedir. Son konuşmalarında ne hikmetse laiklikten dem vurmakta ve milliyetçilikten de bahsetmeye başlamıştır. Bundan önceki dönemlerde dindar ve kindar nesiller yetiştirmekten, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığından bahseden birisinin, şimdi aksini söylüyor olması, ne kadar inandırıcıdır?

Türkiye için güzel şeyler yapmak, daha huzurlu, adaletin düzgün işlediği bir ülke yaratmak, 2002 Kasım’ından beri ellerindeki iktidar gücü ile mümkündü!.. Bugüne kadar yapmadıklarını, bu seçimde seçilirse yapacağını söylemesi, önceki uygulamaları göz önüne alındığında Türk vatandaşları için ne kadar inandırıcıdır?

Seçimler siyasi partiler için bir yarıştır. Yarışlar, yarış başlamadan önce belirlenen kurallara uygun olarak hakem gözetiminde yapılır. Yarış devam ederken veya yarışı kaybedeceğiniz anlaşıldığı anda kural değiştirilerek maç kazanılmaz.

Siz yarışın hakemini elde ederek (YSK) maç esnasında kural değişikliği yaptırarak bir seçimi kazanmışsanız, o seçim sonucu ADİL DEĞİLDİR ve KİMSEYİ TATMİN ETMEZ.

Ne yazık ki bu seçim de öncekilerde olduğu gibi EŞİT ŞARTLARDA YARIŞARAK YAPILMAYACAK ve YAPILMAMAKTADIR. AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığı titrini kullanarak yapılacak bütün mitinglere, yıkmaya çalıştıkları Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün imkânlarını kullanarak katılacaktır. Katılmaktadır da!

Bu seçim dolayısı ile sıkıntıda olan birçok vatandaşa rüşvet olarak birçok imkan sağlanacaktır. (Bedelli askerlik, imar affı, emeklilikte yaşa takılanlar, atanamayan öğretmenlerin durumu, yeni işçi alımları, vergi affı, kredilerin yeniden yapılandırılması ve benzeri durumlar) Vatandaşların bu imkanlardan faydalanmasında bir sakınca yoktur, bu imkanlardan faydalanmak günah da değildir, haram da değildir. Oyunu kendilerine bu imkanları seçim rüşveti olarak verenlere atmak zorunda da değildir. Oyunu Türkiye’nin, kendisinin, evladının, torununun geleceğini düşünerek kullanmalıdır.

Devletin bütün imkanları, iktidar partisinin ve yakın zamana kadar birbirlerine ağza alınmayacak hakaretler eden aziz (!) kardeşinin kazanması için kullanılacaktır. Nitekim yazılı ve görsel medyanın neredeyse % 98’i kendilerini desteklemektedir. En ufak faaliyetleri bu organlar tarafından pireyi deve yaparak verilmektedir.

Sanki daha önce söylediklerinden farklı bir şey söylüyormuş gibi AKP Genel Başkanı R. Tayip Erdoğan’ın 24.04.2018 tarihindeki konuşmasını 48 televizyon kanalı canlı yayınlamıştır. Yine 24.04.2018 tarihindeki İzmir konuşmasını da 28 kanal canlı yayınlamıştır.

Muhalefet toplantılarını yayınlayacak ve yazacak televizyon kanalı ve gazete zor bulunurken, bu kadar televizyon ve gazetenin TEK TARAFLI YAYIN YAPMASI ADİL MİDİR? Kamu vicdanı bunu değerlendirmelidir.

Bütün bunlar bu seçimin Türkiye Cumhuriyeti için çok çok önemli olduğunun göstergesidir.

Eğer 16 yıldır iktidarda olan ve cumhuriyeti yıkmaya çalışan, cumhuriyetin bütün değerleri ile kavgalı bu iktidarın başı bu seçimde yine seçilirse TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ruhuna el fatiha!

Çünkü bugüne kadar yaptıkları, seçilirse bundan sonra yapabileceklerinin bir göstergesidir.

Onun için, oy kullanmak ve kullanılan oyun akıbetini sonuçlar belli oluncaya kadar takip etmek kesinlikle ihmal edilmemesi gereken vatandaşlık görevidir.

Türkiye için haydi sandık başına …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X