EDREMİT’TE EĞİTİMİVE TÜRKİYE’Yİ KONUŞMAK
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

EDREMİT’TE EĞİTİMİVE TÜRKİYE’Yİ KONUŞMAK

Bu içerik 160 kez okundu.

Haftada bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ 

 

“Çalışanların kokusunu getirdi rüzgâr/Sallandı uzun kavak/Evler gördüm yoksul suskun/Köyle iç içe bir ak taşlı yer/Kimi alttaydı insanların kimi üstte/Sonra deniz aldı gözlerimi/Sonra Madra Dağları/Baktım Edremit Körfezi’ndeyim/Hüzünlü bir sevda gibi içimde akşam/Efsanelerini söylüyor mavi mavi/Kulağımın dibinde Ege” Mehmet BAŞARAN

           

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED)  Balıkesir Şubesi 2004 yılından beri  mayıs ayında “Büyük Buluşma” adıyla beraberlikler üretiyor. Bu beraberliklerde, Köy Enstitülüler,  farklı şubelerden Yeni Kuşak Köy Enstitülüler ve o bölgenin  ilericileri yan yana gelerek  söyleşiler, eğitsel ve kültürel paylaşımlar, çevre gezileri ve şiir, müzik  dinletileriyle  bu buluşmaları taçlandırıyorlar. Bu yıl buluşma 11-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında  Edremit’te bir tatil köyündeydi. YKKED-Genel Merkez, Ankara, Lüleburgaz, Bursa, Çanakkale şubelerimizden arkadaşlarımız, Savaştepe Köy Enstitüsü-İlköğretmen Okullu  çıkışlı eğitim kahramanı öğretmenler ve Edremitli aydınlar vardı. 

Bu yılki buluşmada 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak seçimler, eğitim sorunları  ve seçimlerde eğitim ile ilgili talepler ne olmalı?  başlıklı bir forum vardı. Forum öncesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak ve Prof. Dr.Kemal Kocabaş Köy Enstitüleri, ülkenin eğitim sorunları ve ne yapmalı anlamında birer sunum yaptılar. Binnur Hoca, konuşmasında her çocuğun doğuştan, genetik kodlarından çok büyük yetilerle  bir zenginlik, bir armağan olarak  dünyaya geldiğini, yapılacak işin onun bu dünyada “varolma”sını sağlamak,  yaşamasını, gelişmesini, mutlu olmasını, kendine,  toplumuna ve dünyaya yararlı olmasını sağlamak olduğunu belirterek söze başladı. Bunun da çağdaş bir eğitimle olanaklı olduğunu ifade eden Yeşilyaprak;  Köy Enstitüleri eğitim  sisteminin çocuğun doğuştan getirdiği gizil güçleri ortaya çıkaran, öğrenci odaklı, çocuğun çok yönlü gelişimine olanak sağlayan, çalışmanın ve üretmenin erdemini içselleştiren, özgüveni geliştirici, toplumu geliştirmede sorumluluk almayı görev sayan,  öğrenciye çağdaş ve bilimsel tutum kazandıran bir eğitim sistemi olduğunun altını önemle çizdi. Binnur Hoca, çocuğun doğuştan getirdiği gizil güçleri ortaya çıkaran  uygun  eğitim koşulları yaratmanın bugün güncel bir görev olduğunu da önemle işaret etti. Konuşmasının sonunda 16 yıldır ülkede izlenen eğitim politikalarının; “bilimsel olmadığını, gelişim psikolojisine, insan haklarına, demokratik anlayışa, fırsat eşitliğine, uluslararası sözleşmelere, AB eğitim kriterlerine, akla, vicdana ve  insani değerlere aykırı ”  olduğu saptamasını yaptı.

Forum öncesi ikinci konuşmacı olarak  söz alarak,   İsmail Hakkı Tonguç’un Köy Enstitüleri kuruluş sürecinde eğitimi köy çocuklarının “yaratıcı kudretini” ortaya çıkarılması eylemi olarak gördüğünü işaret ederek, YKKED’in nisan ayı boyunca yaptığı etkinliklerden çıkan sonuçları izleyicilerle paylaştım. Günümüzde Köy Enstitülerinin    “Laik, demokratik, bilimsel ve nitelikli eğitimin özgün kurumu, nitelikli öğretmen yetiştirmenin adı, pozitif ayrımcı, eğitim hakkını yaşama geçiren eğitim kurumu, biz yaparız, biz üretiriz, biz başarırız diyen   özgüven destanı ve  yaparak, yaşayarak öğrenme olarak tanımlanan  özgün bir eğitim sisteminin adı” olarak algılandığını işaret ederek, günümüzde bu değerlerin, kazanımların  yok edildiğinin altını çizdim. İzleyicilere  günümüzde Köy Enstitüleri gerçekliğinin;  “Ülkenin tüm çocuklarına nitelikli eğitim sunmak, ülkenin tüm çocuklarının eğitim hakkını gerçekleştirmektir, ülkenin tüm çocuklarını laik, demokratik, bilimsel eğitimle buluşturmak, okullarımızda işlevselliğini kaybeden   ezberci öğrenmeyi terk edip, hayatın gerçek problemleri üzerinden öğrenmeyi geliştirmek”  şeklinde ifade edilebileceğinin altını önemle çizmeye  de gayret ettim.        

24 Haziran’da ülkenin kaderini belirleyecek çok önemli bir sürece girerken ülkenin ilerici siyaset kurumu eğitimle ilgili bütünsel bir yaklaşımla son 16 yılın tahribatını halka anlatmalı ve çözüm önerileri sunmalıdır.  İlerici siyaset kurumu ve sözcüleri, meydanlarda  evrensel “laik, demokratik, bilimsel eğitim” anlayışını temel alacaklarını, ülkenin yoksul çocukları ve kız öğrenciler için mutlaka pozitif ayrımcı eğitim politikaları üreteceklerini topluma deklere etmelidir ve topluma eğitim yoluyla dokunmalıdır.  Tüm eğitim süreçlerinde öğrencilerin barınma sorunlarının çözümünde Karaman ve Aladağ facialarını da düşünerek sosyal devletin devrede olacağını, dinsel, mezhepsel her tür tarikat ve cemaatlara yurt açma izni verilmeyeceğinin altını önemle çizmelidirler.  İlerici siyaset kurumu seçim meydanlarında ülkenin son 16 yılında eğitimin tümüyle niteliğini kaybettiğini,  eğitim fakültelerinin nitelikli öğretmen yetiştirmenin çok gerisinde kaldığını, üniversite özerkliğinin yok edildiğini, Türkiye’den  yabancı ülkelere artan beyin göçünün nedenlerini,   üniversiteden yargılanmadan atılan öğretim üyelerinin ülkenin sosyal kapitali olduğu gerçeğini, eğitimin toplum mühendisliği yapılarak dinselleştirildiğini, eğitimin bir insan hakkı olmaktan çıkarılarak piyasalaştırmanın, özelleştirmenin öne çıktığını ve bu anlamda eşitsizlik ve adaletsizlikler ürettiğini   ifade ederek tüm bu sorunların  çözümünde evrensel pedagojinin kazanımlarını temel alan  bir  “Eğitim Reformu”  çalışmasının zorunluluğunu ve iradesini toplumla paylaşmalıdır.

Forumda daha sonra izleyiciler söz alarak düşüncelerini belirttiler. Bir izleyici,  Köy Enstitülerinin yurt ve ülke sorunlarına gerçekçi şekilde bakan bir proje olduğunu, başarısının altında bu rasyonel bakış olduğunun  altını çizdi. Bir başka izleyici, enstitülerin kendi problemlerini kendi çözen demokratik sanatı, kültürü ve katılımı temel alan eğitim kurumları olduğunu söyleyerek, bu süreçlerin de yaratıcılığı beslediğini işaret etti. Savaştepe Öğretmen Okulu çıkışlı bir izleyici Savaştepe Köy Enstitüsü mekanlarının TOKİ’ye verilmesi ile ilgili çalışmalar olduğuna işaret ederek,  öğrenci emeği ile yapılan tüm enstitü mekanlarının birer kültürel miras olduğunu, buraların korunmasına yönelik taleplerini ifade etti. Bir başka konuşmacı  Köy Enstitülerinin bir siyasi iradeyle kurulduğunu, günümüzde de eğitim sorunlarının ancak iktidar ile çözülebileceğinin altını çizdi.  Bir  arkadaşımız da  yerel yönetimlerin katkılarıyla demokratik kitle örgütlerinin yaz kampları ve bilim köyleri kurarak öğrencilerin evrensel dünyadan kopmalarının önlenmesine yönelik çabalara işaret etti.

Akşam da 250 kişi yemekteydik.Halk oyunları, türküler ve şiirlerle buluşma kültürel bir zenginliğe dönüştü.Son gün de çevre gezileri ve piknikle “2018 Körfez Büyük Buluşması” sona erdi. Kaz Dağları eteklerinde bizleri çoğaltan, zenginleştiren bu buluşmayı düzenleyen YKKED-Balıkesir şubesi yönetimindeki tüm arkadaşlarıma konukseverlikleri, emekleri  adına çok çok teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X