Kelebek
Hüseyin SERİN...

Kelebek

Bu içerik 77 kez okundu.

Şeref ve Esra‘ya …

Sözlerin bir bana mı kalleş yoksa herkese mi Esra?İşte yemek yaptığın mutfak.İşte yattığımız yatak.Şurada dururdu oğlumuz Yarın’ın beşiği.Çoğu kez başında uyuyup kaldığın. Sözlerin bir bana mı kalleş yoksa herkese mi Esra?Acaba diyorum ressam tabloyu tasarlarken nesnelerin huylarını araştırıp resme katmayı ihmal mi etmiş, yoksa dalgın bir anına mı yenilmiş.Belki de yaralı bir kuşun sütünün rengine dalmışken üstüme siyahı fazlaca mı kaçırıvermiş acaba? Ya da işvelerin o kadar aşkmış ki üstüne boca edivermiş gökkuşağını diyesim geliyor. Evimizin yanından geçen bir de tren yolu vardı bilirsin.Oldukça da işlekti meret.İyiydik o zamanlar seninle.Geceleri yırtar geçerdi trenler.Uykuları paramparça ederlerdi.Oğlumuz Yarın’sa uykusundan ağlayarak uyanırdı. Uyuturduk birlikte. Sonra da Allah ne verdiyse işte çalışırdık istekle, arzuyla… Oğlumuzu kucağımıza aldıktan sonraki zaman dilimlerinde birden değişiverdin Esra. Diyet yapmalar, arkanı  dönmeler, yorgunluğunu öne sürmeler, üç beş kelimeyle yüreğimi paramparça etmeler, “sen kimsin yaaa” demeler. “Ben aldım, yaptım sana da ne oluyor be” demeler. “Benim karnım tok, git mutfakta zıkkımlan”lar  yüreğimi yaktılar hep. Oysa ben de senin gibi etten kemikten sinirden yapılmaydım.Üstelik sen benim karımdın Esra. Önceleri neler dedinse sesimi çıkarmadım.Yuttum hep, yuttum. (Zaten yuta yuta bu hallere geldim ya sonunda.) Bırakayım tatmin olsun dedim. Geceleri oğlan, tren, ben uyutmuyoruz dedim. Sinirleri bozulmuştur dedim.  Beraberiz ya dedim. Olur böyle şeyler aile arasında geçer gider dedim. Dedim de Esra dışarıda gülüm balımı oynamışsın hep. Bari evde o mercimek dudaklarını, nohut saçlarının kokularını ve tenini mahrum etmeseydin be bizden. İki yabancı mıydık ki biz menekşe gözlüm. İnsanoğlu evet taştan sağlam da bu kadarına da pesti doğrusu, pes. Ataerkili yere vurdun tamam dedim. Feminizm dedin tamam dedim. Yeter ki yuvamız yıkılmasın.Oğlumuz Yarın etkilenmesindi isteğim. Ama olmadı be menekşe tarlam, olmadı, olmuyor. Sen böyle alıp alıp başını gittikçe sağa sola, bendeki özgürlük ve demokrasi gemisi sürekli yara aldı.Yara hiç bir zaman mühre bağlamadı, bağlayamadı. Her gün biraz daha çıkarken yoldan sen. Oysa yanımda sıcaklığını duysam, nefesin nefesime yoldaş olsa, aklın beni itmese, şüphesiz. Kapısını açıp yürüdüğün yol senindi.Özgürlüğün gökkuşağıydı ya. Al işte. Tepe tepe kullan içinde bin bir delilik çılgınlaşıp rest çekerken yaşamına, yaşamımıza.Ben mi sana uyamadım. Yoksa sen mi beni anlamakta zorlanıp uzak kaldın. Düzen mi bizi böyle parçaladı doğrusu bir türlü anlayamadım Esra.Sanki her şey iç içe geçip üst üste üstümüze binmişti. Böyle olunca da  karar vermek bencilce olurdu sanırım. Oysa eksiklerimizi,  eksikliklerimizi yavaş yavaş çözüp bütüne doğru gidiyorduk ya Esra. Oğlumuz Yarın doğmuş gelişiyordu portakal gözleriyle, nohut saçlarıyla, ipek tenli oğlumuz.Gülüyorduk, mutluyduk.Yeyip içip sevişiyorduk zaman boylarında.Sonra ne, neler oldu da; kimler nasıl yönlendirdiler de sırtını döndün bize bir türlü aklım havsalam almıyor Esra.Yeryüzü ile beraber gökyüzü de senin oluverdi birden.Şehir insanları, insan şehirleri, varoşlar ve tüm zevkler, kafeler. Her yerdeydin. Oğlumuz Yarın öldü biliyor musun?Senin açık bırakıp gittiğin ocağın gazından zehirlendi.Büyük bir olasılıkla pencereden giren rüzgar ocağın alevini söndürmüş.Gaz evin içine dağılmış ve … Artık oğlumuz, Yarın yok Esra. Sorumsuzluğundan dolayı. Vurdumduymazlığından dolayı. Ve… Ben mi? Beni niye takıyorsun ki kafana. Merak mı? Bir deli paçavrayım işte.İnsana insanca değer veren bir yarı deli demokrat, kanayan.Yarın da gitti ya yanımdan, yok ya artık nohut saçlı nefesim.Ne ederim, nasıl tutunurum yarına bilmiyorum.Ama bildiğimin en sağlıklısı Esra, seni defterden, hanemden; en önemlisi de gönlümden silmek olacak artık.Şunun şurasında bu gamla birkaç yıl ya yaşarım ya yaşamam. Zaten ötesi berisi sensizlik, sessizlik ….

Yarın … Yarın

Yüreğimin ateşi sevda

Yar bakalım şu yüreği

Baştan aşağı

Ne göreceksin

Aşk ve yarın…

Peki sen nerdesin

Çam yapraklarının üstünde mi

Mistik bir odada mı?

Yoksa gökkuşağının içinde mi yüzüyorsun

Bir esmer bıyık ile ….

Ben kanayanım

Şehir parkının en ucundaki

Bir bankın üstünde

Bulmaca kovalıyorum güya.

Yalnız Esra şunu bil

Bu saatten sonra

Bu şehri yakabilirim haberin olsun

Kendim ve yarın için.

Uysal oturduğuma kanmasın bulmaca ve çakmak… 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X