“Hareketi Severiz!”
Gülçin ERŞEN...

“Hareketi Severiz!”

Bu içerik 587 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Son zamanlarda bir reklamda, fondaki ‘I like to move it” parçası eşliğinde, “Hareketi Severiz” sav sözü kullanılarak, milletçe hareketi pek sevdiğimiz vurgulanıyor. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” diye bir atalar sözümüz de var. Ama halkı, özellikle de gençleri hareketli yaşama ve spora özendiren pek bir şey de yapılmıyor.

Ben ilkokul ve ortaokuldayken, atletizm takımına seçilmiştim; koşuda erkek öğrencileri bile geçiyordum. Ortaokul yıllarımızda TRT’de yayımlanan “Beyaz Gölge” adlı Amerikan yapımı dizi, ülke genelinde basketbolu sevilen ve yaygın bir spor haline getirmişti. Diyarbakır Merkez Ortaokulu’ndayken ben de basketbol takımındaydım. Lise yıllarımda da Sarıkamış’ta kız basketbol takımı olmadığından, voleybol takımına girmiştim. Ayrıca, o yıllarda kayak yapmaya da başladım; hem de ayağıma 4-5 numara büyük gelen botlar ve boyuma göre epey uzun sayılabilecek kayaklarla. Üniversite yıllarıma ve 20’li yaşlarıma denk gelen Ankara’daki dönemimde herhangi bir takımda değildim; ama, hafta sonları Oran’da 4-5 kilometre koşuyor, bulduğum her fırsatta yüzüyor, ayrıca arasıra basketbol oynamayı ve halkoyunları ekiplerinde yeralmayı sürdürüyordum. İzmir’e gittiğimde de çocukluk düşüm olan tüplü dalışa başladım. CMAS 3 * (Deneyimli Balıkadam) brövesini aldığım yıllarda yaz kış demeden hemen her hafta sonu dalışa gidiyordum. Çin’de çalıştığım ve yaşadığım bir buçuk yıllık dönemde de Türkiye’de başladığım yogaya ek olarak “tai chi” de çalışmaya başladım. Halâ her gün jimnastik, yoga ya da tai chi yaparım.

Son yıllarda yazın en az üç ay haftada üç dört gün yüzüyoruz oğlumla. Ona da 6 buçuk yaşındayken yüzmeyi öğrettim. Oğlum, yaşıtları olan erkek çocuklarının aksine futbola pek meraklı değil, onun basketbola ilgi duyduğunu anlayınca, hemen bir Pazar akşamüzeri Güllük’teki tek basketbol sahasının bulunduğu okulun bahçesine gittik. Sahanın betonu delik deşik olmuş, epey yıpranmış. Potalardan biri eğik duruyordu. Biz oğlumla oynamaya başladığımızda, iki delikanlı geldi. Eğik duran potayı yere paralel tutan büyük demir yayın yerde olduğunu görünce, sınıfa dönüştürülen laboratuvarın, dışarıdaki demir masalarından birini potanın altına taşıyarak, potayı onardılar. Ancak, birkaç basket atışından sonra pota yine eski halini aldı, yay fırlayıp yere düştü. (Okul yönetimi yaptırsa ya diye düşündüm...)

 

Spora tesis ve olanak

sağlanmalı

Daha önceki yazılarımdan birinde; Güllük’te pazar yerinin yanındaki ve artık otopark olarak kullanılan eski plaj voleybolu sahasının kumlarının toparlanıp çevresi kapatılarak, yeniden değerlendirilmesini, ayrıca bir basketbol sahasının da yapılmasını istemiştik yetkililerden. Burası gece aydınlatılsa, çocukların ve gençlerin maç yapacağını, belki ileride yine turnuvalar düzenlenebileceğini düşlüyorum. Buradaki ve çarşı merkezinde geçen yıl hizmete giren Cumhuriyet Parkı’ndaki çocuk oyun alanlarına yerleştirilen spor aletlerini kullanan ya da sabah erken saatlerde yürüyüş yapan (genelde kadın) yetişkinleri görüyorum bazen. Demek ki, spora hevesli ve istekli olanlar da var. Zaten bu tür uğraşların yapılması, yaygınlaşması, gelişmesi hem kişilerin isteği hem de olanak, tesis, araç gereç sağlanması ile mümkün.

Her şeyi yerel yönetimlerden, belediyelerden bekleyemeyiz. Milaslı işadamları şu mübarek ayda bu tür bir hizmet için ellerini ceplerine sokamazlar mı? Peki Gençlik ve Spor Müdürlüğü ne güne duruyor? Bildiğim kadarıyla Güllük’te, iklimi ve denizkıyısında bulunması nedeniyle, olanak sağlanırsa, yelken kursları ya da tüplü dalış eğitimi verebilecekler de var.

Daha dün akşam televizyondaki haber bülteninde, ‘Dünyanın en yaşlı” cimnastikçisi ünvanını taşıyan 90 yaşındaki kadının paraşütle atlayışını seyrettik... Sağlam kafalı ve vücutlu olmak ve öyle nesillerin yetişmesini isteyenler, sizlere sesleniyorum:

Spor yaparak, daha sağlıklı, güçlü, akıllı ve uzun ömürlü olabilirsiniz.

(6 Haziran 2016 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X